Kader ve Evrendeki Yasalar

Allah Her Şeyi Bir Ölçüye Göre Yaratmıştır ya da Kader ve Evrendeki Yasalar

Evrende var olan her şey Allah’ın (c.c.) yaratmasıyla oluşmuştur. Bu yaratma planlı ve ölçülüdür. Kur’an-ı Kerim’de, “O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak ve düzensizlik görüyor musun?” (Mülk suresi, 3. ayet.) buyrularak evrende var olan düzene dikkat çekilmektedir.

Evreni ve içindekileri yaratan Allah (c.c.) bu düzenin ahenk içinde devam etme-sini de sağlamaktadır. Bu konuyla ilgili Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Biz yeryüzünü bir döşek, dağları da onun için birer kazık kılmadık mı? Sizi çift çift yarattık, uykunuzu dinlenme vakti kıldık, geceyi bir örtü yaptık, gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık, üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik, parlak ışık veren güneşi var ettik, taneler, bitkiler ve ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur indirdik.” (Nebe’ suresi, 6-16. ayetler.)

Allah’ın (c.c.) her şeyi bir ölçüye ve düzene göre yarattığının örnekleri her insanın anlayacağı derecede açıktır. İlk olarak insanın mükemmel yaratılışı bu ölçü ve düzenin bir göstergesidir. Bu gerçek Kur’an’da, “Biz, gerçekten in-sanı en güzel bir biçimde yarattık.” (Tîn suresi, 4. ayet.) şeklinde vurgulanmaktadır. Sadece beş duyu organı bile insanın ne kadar mükemmel olduğunu göstermektedir. İnsan dış dünyayı bu duyular saye-sinde tanır. Görme, koklama, dokunma, işitme, tatma duyuları arasındaki koordinasyon ve uyum sayesinde rahatça yaşamını sürdürebilir.

Allah’ın (c.c.) her şeyi yerli yerince, bir ölçü ve düzene göre yarattığını hayvanlar aleminde de görürüz. Mil-yonlarca hayvan türünden sadece arı bile evrendeki mükemmel işleyişe örnek olarak yeter. Kilometrelerce uzaktan çiçek çiçek dolaşarak kovanına çiçek özü getiren arılar aralarında iş bölü-mü yaparak çalışırlar. Kovan içindeki nem dengesini sabit tutmak, birbirlerine yol tarif etmek ve yön tayin edebilmek gibi birçok özelliğe sahiptirler. Arılara bu özellikleri Allah (c.c.) tarafından bahşedilmiştir. Bu durum, “bal arısı” anlamına gelen Nahl suresinde şöyle vurgulanmaktadır: “Rabbin bal arısına: ‘Dağlarda, ağaçlar da ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin; sonra her çeşit üründen ye; sonra da Rabbinin işlemen için gösterdiği yollardan yürü’ diye vahyetti. Karınlarından insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen bir millet için bunda ibret vardır.” (Nahl suresi, 68-69. ayetler)

Allah’ın (c.c.) mükemmel yaratmasına güzel bir örnek de Dünyamızdır. Kendi etrafında dönen Dünya, aynı zamanda Güneş’in etrafında da hareket etmektedir. Bu hareketler sayesinde gece, gündüz ve mevsimler oluşmaktadır. Dünyanın etrafındaki atmosfer tabakası ise sayısız gök taşına karşı tam bir kalkan görevi üstlenmektedir.

Galaksiler, yıldızlar, gezegenler ve uydular Allah’ın (c.c.) belirlemiş olduğu yörüngelerde düzen içinde varlıklarını sürdürmektedir. Bu konuyla ilgili Kur’an-ı Kerim’de, “O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Bunların her biri bir yörüngede yüzmektedirler.” (Enbiyâ suresi, 33. ayet) buyrularak, uzaydaki düzenin de Allah (c.c.) tarafından oluşturulduğu belirtilmektedir.

Bütün bunlar Yüce Allah’ın her şeyi bir ölçü ve düzene göre yarattığının göstergesidir. Bu konu Kur’an’da “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık” (Kamer suresi, 49. ayet) şeklinde ifade edilmektedir. İmanın altı şartından biri olan kaza ve kader inancı da evrendeki ölçü ve düzenle yakından ilgilidir.

Kader ve Evrendeki Yasalar

Evrendeki her şey, Allah’ın (c.c.) koyduğu biyolojik, fiziksel ve top-lumsal yasalara göre hareket etmek-tedir. Kur’an’da, “Her şeyin, kaynağı bizim katımızdadır ve biz her şeyi, kusursuzca belirlenmiş bir ölçüye, bir uyuma göre indiririz.” (Hicr suresi, 21. ayet) buyurularak bu gerçeğe dikkat çekilmiştir. Allah’ın (c.c.) evrendeki uyu-mu sağlamak için koyduğu bu yasalara sünnetullah veya âdetullah denir. Sünnetullah kavramını fiziksel, biyolojik ve toplum-sal yasalar olarak üç grupta inceleyebiliriz.

Fiziksel Yasalar

Fiziksel yasalar, madde ve enerjinin oluşumu, yapısı, hareketi, deği-şimi ve maddeler arası ilişkilerle ilgili yasalardır. Allah’ın (c.c.) koyduğu bu yasalar evrenseldir. Deney gözlem ve araştırmalar sonucu insanlar tarafından tespit edilir. Yağmurun yağması, gece ve gündüzün birbirini takip etmesi, ısınan suyun buharlaşması gibi olaylar Allah’ın (c.c.) koyduğu fiziksel yasaların bir sonucudur.

Güneş’in, Ay’ın ve Dünya’nın birbirlerine olan mesafeleri, kendi yörüngelerinde hareket etmeleri, aralarındaki çekim kuvveti Allah’ın (c.c.) takdir ettiği değişmez evrensel yasaların göstergesidir. Bu konuya Kur’an’da şöyle değinilmiştir: “Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır. Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir. Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur. Ne güneş aya yetişebilir ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.” (Yâsîn suresi, 37-40. ayetler.)

Suyun kaldırma kuvvetiyle gemilerin denizlere ve okyanuslara açılarak insan-lara fayda sağlamaları, Allah’ın (c.c.) evrende yarattığı değişmez fiziksel yasalar sayesindedir. Bu konu Kur’an’da şöyle ifade edilir: “… Onun koyduğu yasalarla denizde akıp gitsin diye gemileri de hizmetinize verdi…” (İbrâhim suresi, 32. ayet)

Fiziksel yasalara bağlı olarak yapılan araştırmalar neticesinde günümüzde kul-landığımız buzdolabından ütüye, bilgisayardan telefona, otomobilden uçağa daha birçok ürün geliştirilmiştir. Bilim adamları, Allah’ın (c.c.) kâinatın işleyişi için takdir ettiği fiziksel yasaları inceleyerek yeni teknolojik tasarımlar ortaya koymaktadır.

DÜŞÜNELİM

Yerde duran eşyalar belirsiz bir şekilde uçsaydı, her sabah kalktığımızda yattığı-mız yerden farklı bir mekânda uyansaydık, odada duran su bir anda kaynamaya, eşyalarımız bir anda yok olmaya başlasaydı, kısacası hiçbir fiziksel yasasının olmadığı bir evrende yaşasaydık bir günümüz nasıl geçerdi?

Yukarıda belirtilen durumları fiziksel yasalar açısından düşününüz.

Biyolojik Yasalar

Fiziksel yasalar gibi biyolojik yasalar da deney, gözlem ve araştırmalar sonucu keşfedilir. Canlıların doğması, gelişmesi ve üremesi gibi olaylar biyolojik yasalar kapsamında değerlendirilir. Yüce Allah bitki, hayvan ve insanların yapı ve işlevleri-ni biyolojik yasalara bağlı kılmıştır.

Allah (c.c.) canlıları, varlıklarını sürdürecek özelliklerle donatmıştır. İnsanın varlı-ğını sürdürebilmesi için solunum, sindirim ve dolaşım gibi sistemlere sahip olması gerekir. İnsanın yaratılışı hakkında Allah (c.c.) şöyle buyurur: “Allah sizi topraktan, sonra nutfeden yarattı. Sonra da sizi birbirinize eş kıldı. O’nun bilgisi olmadan hiçbir dişi ne gebe kalır ne doğurur…” (Fâtır suresi, 11. ayet.)

Bulundukları çevreye uyum sağlayabilmeleri için Allah (c.c.) kuşlara uçabilmek için kanat, balıklara solunum için solungaç vermiştir. Otla beslenen hayvanların çene yapıları, etle beslenen hayvanların çene yapılarına göre farklı yaratılmıştır. Sıcak bölgelerdeki hayvanların deri ve tüy yapısıyla soğuk bölgelerdekilerin deri ve tüy yapısı aynı değildir. Su bulunabilen yerlerdeki hayvanlar her gün suya ihti-yaç duyarken, suyun nadiren bulunduğu çöllerde yaşayan deve günlerce susuzlu-ğa dayanabilmektedir. Bütün bu farklılıklar biyolojik yasalar çerçevesinde gerçekleşmektedir.

Bitkiler de Allah’ın (c.c.) koyduğu biyolojik yasalara göre varlıklarını sürdürür-ler. Milyonlarca çiçek türünün her biri kendine uygun iklimde yetişir. Hiçbirinin rengi, şekli ve kokusu bir diğerinin aynısı değildir. Toprak, su, nem, rüzgâr gibi koşullardan etkilenen meyve ve sebzeler kışın farklı yazın farklı tat ve lezzette karşımıza çıkar. Ayrıca canlıların yaşaması için olmazsa olmaz bir nitelik taşıyan oksijenin bitkilerdeki fotosentezle sağlanması önemli bir biyolojik yasadır.

Aynı topraktan gıdalarını alan meyvelerin kimi tatlı kimi acı iken kimi de yeşil veya kırmızı renklidir. Bu biyolojik yasaların Allah’ın (c.c.) gücü ve takdiri ile gerçek-leştiği bir ayette şöyle belirtilmiştir: “Gökten su indiren O’dur. (Buyurdu ki:) İşte biz her çeşit bitkiyi onunla bitirdik. O bitkiden de kendisinden üst üste binmiş taneler bitireceğimiz bir yeşil bitki, hurmanın tomurcuğundan sarkan salkım-lar, üzüm bağları, zeytin ve nar bahçeleri meydana getirdik; birbirine benzeye-ni var, benzemeyeni var. Meyve verirken ve olgunlaştığı zaman her birinin meyvesine  bakın! Kuşkusuz bütün bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır.” (En’âm suresi, 99. ayet)

Örnek metin:

Fotosentez yeryüzünde yaşamın sürekliliği için gerekli olan temel bir süreçtir. Canlıların hemen hemen hepsinin dolaylı ya da dolaysız besin kaynağı, bitkilerin fotosentezle ürettiği organik bileşiklerdir. Bu durum Allah’ın (c.c.) evrene koyduğu biyolojik yasalara örnektir.

Toplumsal Yasalar

Toplumun sağlıklı bir şekilde varlığını sürdürebilmesi için uyması gereken yasalara toplumsal yasalar denir. Allah (c.c.) evrendeki düzen için fiziksel ve biyolojik yasalar koyduğu gibi toplumların düzeni için de toplumsal yasalar koymuştur. Sevgi, kardeşlik, doğruluk, adalet, kul hakkı gibi ilkeler toplumsal yasaların temelini oluşturur. Toplumun barış ve huzuru bu ilkelere olan bağlılıkla sağlanır. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de, “… Şüphesiz ki bir topluluk kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez…” (Ra’d suresi, 11. ayet) buyrularak toplumların yükseliş ve çöküşlerinin kendi iradelerine bağlı olduğu ifade edilmiştir.

Kur’an’da toplumsal yasalar, geçmiş milletlerin başından geçen olaylarla anla-tılmaktadır. Peygamberler insanlara bu yasalara uymayı öğütlemiştir. Bu öğütlere göre yaşayan topluluklar huzur bulmuş, uymayanlar ise birçok toplumsal sorunla karşılaşmışlardır. Kur’an-ı Kerim’de, “Onlar yeryüzünde gezip kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmazlar mı?…” (Fâtır suresi, 44. ayet) buyrularak toplumsal yasaların işleyişi hakkında düşünülmesi istenmektedir.

Toplumsal olaylar sebep sonuç ilişkisine göre neticelenir. Sevgi, kardeşlik ve dostluk, insanlar arasındaki ilişkiyi güçlendiren, toplumun birbiriyle kaynaşmasını sağlayan en önemli unsurlardır. Eğer sevgi, kardeşlik ve dostluk yoksa nefret, ay-rılık ve düşmanlık vardır. Kur’an’da “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz…” (Âl-i İmrân suresi, 103. ayet) buyrulmaktadır.

Toplumun varlığı ve geleceği için adalet vazgeçilmez bir ilkedir. Eğer toplumu oluşturan kişiler arasında geçim imkânları, eğitim, sağlık, gü-venlik gibi alanlarda şeref ve itibar açısından bir ayrımcılık varsa barış ve huzurdan söz etmek mümkün değil-dir. Yüce Allah adaletin, toplumların devamı için ayakta tutulması gere-ken bir ilke olduğunu Kur’an’da şöyle bildirmiştir: “… Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun…” (Nisâ suresi, 135. ayet)

Toplumsal yasalara uygun davranmak, insanların çevresiyle uyum içerisinde ol-masını sağlar. İnsanlar bu sayede birbirlerinin hak ve hukuklarını gözetir ve zarar verici davranışlardan kaçınırlar. Yapılan haksızlığın mutlaka bir karşılığının olduğu ve bundan tüm toplumun etkileneceği konusunda bir ayette şöyle buyrulur: “Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perişan eder)…” (Enfâl suresi, 25. ayet.)

Toplum olarak varlığımızı devam ettirebilmek ve huzur içinde birlikte yaşamak istiyorsak bizler de toplumsal yasaların bir gereği olarak, başkalarına iyilikte bulun-malı ve yararlı bireyler olmaya çalışmalıyız. Ecdadımız bu yasalara uygun yaşayarak büyük bir medeniyet kurmuştur. Bize düşen de aynı hassasiyetle bu günümüzü ve geleceğimizi sorumluluk içinde inşa etmektir.

Allah’ın Yasaları ve Nasreddin Hoca fıkraları

Tövbe ya Rabbim, bir daha senin işine asla karışmam

Bir yaz günü Nasreddin Hoca biraz serinlemek için ceviz ağacının gölgesine oturmuş. Biraz ilerideki kocaman kabaklar gözüne ilişince, kendi kendine:

—Şu Allah’ın (c.c.) işine bak, otun üstünde koskoca kabak yetişiyor, şu dalları göğe uzanmış, bir evleklik yer tutan ceviz ağacının meyveleri ufacık! diye düşünürken, tam o sırada başına bir ceviz düşmüş.

—Ah başım! diyerek fırlamış Hoca, Tövbe ya Rabbim, bir daha senin işine asla karışmam! Ya ağaçta ceviz yerine kabak yetişseydi! demiş.

Parayı veren düdüğü çalar

Bir gün Nasrettin Hoca pazara giderken çocuklar etrafını sarmış. Hepsi birer düdük ısmarlamış ama biri dışında para veren olmamış.

Hoca çocukların tümüne olumlu cevap vermiş:

—Peki, olur.

Hoca akşama doğru pazardan dönmüş. Yolu-nu bekleyen çocuklar hemen Hoca’nın etrafını sararak düdüklerini istemişler.

Nasrettin Hoca, cebinden bir düdük çıkarıp kendisine para veren çocuğa uzatmış. Ötekiler bağırmaya başlamışlar:

—Ya bizim düdükler nerede? Hoca cevap vermiş:

—Parayı veren düdüğü çalar.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Mobil Uygulamamızı İNDİRİN!


Etiketler: , , ,
Eklenme Tarihi: 30 Mart 2020

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.