Sözcükte Anlam

yorumsuz
19 views

Sözcükte Anlam

Dilin anlamlı en küçük birimlerine ya da tek başına anlamı olmadığı hâlde cümle içinde anlam kazanan dil birliklerine sözcük (kelime) denir. Sözcük nesne veya hareketi karşılayan göstergelerdir. Gösterge, birbirinden ayrılmayan, birbirini bütünleyen iki unsurdan (gösteren ve gösterilen) oluşur. Gösteren sözcüğün kulakla işitilen ses yönü (işitim imgesi), gösterilen ise zihindeki tasarımı (kavram)dır. Bu iki unsur arasındaki bağ zihnimizde sözcük ile onun karşıladığı nesne veya hareketi birbiriyle ilişkilendirir. Bu sayede sözcüğün anlamı ortaya çıkar. Dilin canlı ve doğal bir yapıya sahip olması da sözcüklerin anlamlarında değişmelere yol açabilmektedir.

A. Anlam Bakımından Sözcükler

  • A.1. Gerçek Anlam (Temel Anlam)sözcüklerin akla gelen ilk ve genel anlamına gerçek anlam denir. Buna ‘temel anlam’ da denir. Bir sözcüğün birden fazla gerçek anlamı olabilir.
  • A.2. Yan Anlam Temel anlamıyla bağlantılı olarak zamanla ortaya çıkan değişik anlamların her birine yan anlam denir. Bir sözcüğün yan anlam kazanmasında genellikle yakıştırma ve benzerlik ilgisi etkili olmaktadır. “Kapının kolu” tamlamasındaki anlam benzetme yoluyla kazandırılmış yeni anlamdır. Buna yan anlam denir.
  • A.3. Mecaz Anlam Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir. Bir sözcüğe;
    • Benzetme, istiare, kinaye, cinas, kişileştirme gibi edebî sanatları kullanarak,

    Ah bu türküler, köy türküleri / Ana sütü gibi candan / Ana sütü gibi temiz. (benzetme)

    • Dolaylama yaparak, yedi tepeli şehir: İstanbul, derya kuzusu: balık, file bekçisi: kaleci
    • Ad aktarması, deyim aktarması, duyular arası aktarma yaparak mecaz anlam kazandırılır.

    Ankara eğitimle ilgili yeni kararlar aldı. (ad aktarması)

    Neşeli sokaklardaydım. (deyim aktarması)

    Arkadaşımın sıcak sohbetini özledim. (duyular arası aktarma)

  • A.4. Terim Anlam Bir bilim, sanat ya da meslek dalıyla ilgili bir kavramı karşılayan sözcüklere terim denir. Terimlerin anlamları dar ve sınırlıdır. Gerçek anlamlarında kullanılır, mecaz, yan deyim anlamları yoktur. “Ağız, deneme, şiir” dil ve edebiyat terimleri; “üçgen, çember, nokta” sözcükleri de geometri terimleridir.
  • A.5. Somut/Soyut Anlam Beş duyu organımızdan herhangi biriyle algılanabilen, maddesi olan kavram ve varlıkları karşılayan sözcüklere somut sözcükler denir. Örneğin; masa, ağaç, insan, deniz, kalem, çanta…Beş duyu organımızdan herhangi biriyle algılayamadığımız ancak var olduklarını akıl, inanç ve sezgilerimizle kabul ettiğimiz kavram ve varlıkları karşılayan sözcükler soyut anlamlıdır. Örneğin; özlem, rüya, düşünce, sevgi, korku, güzellik…Soyut kavramların anlatılması ve kavranması zor olduğu için bu kavramları anlaşılır duruma getirmek için somut anlamlı sözcüklerden yararlanılır. Buna somutlama denir. Soyut anlamlı sözcükler anlam genişlemesi yoluyla somut anlam kazanabilir. Genellikle kişileştirme, benzetme ve istiare yoluyla yapılır. Somut anlamlı bir sözcüğün anlam genişlemesi yoluyla soyut anlam kazanmasına da soyutlama denir.
    • İyilerin yaptıkları kolay kolay unutulmaz. (insan)
    • Bu kafayla sana verdiğim işi yapamazsın. (akıl, mantık)
  • A.6. Genel/Özel Anlam sözcüğün bir türün tamamı için kullanılmasına genel anlam, o türün sadece biri ya da birkaçını karşılayacak şekilde kullanılmasına da özel anlam denir. Palto insanı sıcak tutar. (genel)Paltosunu otobüste unutmuş. (özel)

B. Sözcükler Arasındaki Anlam İlişkileri

  • B.1. Eş Anlamlı sözcükler Yazılışları farklı, anlamları aynı olan sözcüklerdir. Bu tür sözcükler birbirlerinin yerini tutabilir. Eş anlamlı sözcüklerin birisi genelde yabancı kökenlidir. Örneğin kıymet-değer, cevap-yanıt, sene-yıl eş anlamlı sözcüklerdir.

Uyarı: Atasözleri ve deyimler gibi bazı durumlarda eş anlamlı sözcükler birbirinin yerine kullanılamaz: “Ak akçe kara gün içindir.” cümlesinde kara sözcüğü yerine siyah sözcüğü kullanılamaz.

  • B.2. Yakın Anlamlı sözcükler Yazılışı farklı olan, anlamdaş gibi göründüğü hâlde aralarında anlam farkı bulunan sözcüklerdir. Bunlar çoğunlukla Türkçe sözcüklerdir. Örneğin; göndermek-yollamak, bezmek-bıkmak-usanmak, dilemek-istemek, çevirmek-döndürmek, söylemek-demek-konuşmak, bakmak-seyretmek…
  • B.3. Zıt Anlamlı sözcükler Anlamca birbirinin karşıtı olan sözcüklerdir. Bu tür sözcükler iki zıt noktayı belirtir. Örneğin siyah-beyaz, uzun-kısa, aşağı-yukarı, ileri-geri, var-yok, gelmek-gitmek zıt anlamlı sözcüklerdir.

Uyarı: Tüm sözcüklerin zıt anlamlısı yoktur. Bir sözcüğün olumsuzu, karşıtı değildir.  Örnek: “Yeni bir gömlek giyebilsem.” cümlesinde altı çizili sözcüğün karşıt anlamlısı “eski” sözcüğüdür.

Uyarı: sözcükler arasındaki karşıtlık cümledeki kullanıma göre değişir. “Doğru” sözcüğünün zıt anlamlısı bir cümlede “eğri” olurken, bir diğerinde “yanlış” olabilir.

  • B.4. Eş Sesli sözcükler Yazılışı ve okunuşu aynı olduğu hâlde anlamları farklı olan sözcüklerdir. Bunlar yalın hâlde olabildikleri gibi ek almış hâlde de olabilirler. Bu sözcüklerin anlamları arasında hiçbir ilgi yoktur.Devir çok değişti. (Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası.)Devirsem şu tavşanı. (Ayakta veya dik duran bir şeyi düşürmek, yatay duruma getirmek.)Bu cümlelerde koyu renkle belirtilmiş sözcükler eş sesli sözcüklerdir.
  • B.5. Nicel ve Nitel Anlamlı sözcükler Varlıkların sayılabilen, ölçülebilen, azalıp çoğalabilen özelliklerini gösteren sözcüklere nicel anlamlı; varlıkların nasıl olduğunu, niteliğini gösteren sözcüklere “nitel anlamlı” sözcükler denir. Örnek:Elinde ağır bir valizle güç bela yürüyordu. (nicel)Ortaya oval bir havuz. \ Ne zaman o tahta sıralara oturdum?  (nitel)

C. sözcüklerde Anlam Değişmeleri

Sözcüğün zamanla karşıladığı kavramdan az çok uzaklaşması ya da yeni bir kavramı yansıtması durumuna sözcükte anlam değişmesi denir.

  • C.1. Anlam Genişlemesi Bir sözcüğün bir nesnenin, bir işin bir bölümünü ya da bir türünü gösterirken zamanla o nesnenin bütününü, bütün türlerini anlatır duruma gelmesine anlam genişlemesi denir. Anlam genişlemesine uğrayan sözcüklere çok anlamlı sözcükler de denir. Bir sözcüğün, anlam genişlemesi yoluyla, asıl anlamı ile olan ilişkisini kaybetmeden yeni anlamlar kazanmasına çok anlamlılık denir. Örneğin “yol” sözcüğünün ilk anlamı “yürünen yer”dir. Yol sözcüğü anlam genişlemesine uğrayarak “yöntem”, “davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi” anlamlarını kazanmıştır.
  • C.2. Anlam Daralması Bir sözcüğün eskiden anlattığı nesnenin bir bölümünü, bir türünü karşılar duruma gelmesine denir. Örneğin, eski Türkçede “çocuk, evlat” anlamına gelen “oğul” sözcüğü günümüzde sadece “erkek çocuğu” anlamında kullanılmaktadır.
  • C.3. Anlam Kayması (Başka Anlama Geçiş)Bir sözcüğün başlangıçta karşıladığı anlamdan uzaklaşarak yeni bir anlamı karşılamasına denir. Örneğin; “koca” sözcüğü eskiden yaşlı adam anlamında kullanılırken bugün kadının eşi anlamında kullanılmasına anlam kayması denir.
  • C.4. Anlam İyileşmesi Bir sözcüğün eskiden kötü bir anlamı varken zaman içinde daha iyi bir anlam kazanmasına denir. Örneğin “yavuz” sözcüğünün eskiden sahip olduğu “kötü, hırsız” anlamının yerine “yiğit, kahraman” anlamı kazanmasına anlam iyileşmesi denir.
  • C.5. Anlam Kötüleşmesi Bir sözcüğün eskiden iyi bir anlamı varken zaman içinde kötü bir anlam kazanmasına denir. Örneğin “canavar” sözcüğünün “canlı, yaşayan, hayvan” gibi anlamlarından uzaklaşarak  “yabani, yırtıcı hayvan” gibi olumsuz bir anlamı karşılar hâle gelmesine anlam kötüleşmesi denir.
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+
Açık Lise sınavlarına hazırlanmanın en kolay hali: AçıkTercih AÖL Test Çöz!

Mobil Uygulamamızı İNDİRİN! AÖL Yeni Müfredat Çıkmış Sınav Sorularını Çözün!


Etiketler: , ,
Eklenme Tarihi: 29 Aralık 2019

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.