2025 TYT Sosyal Bilimler Similasyonu Deneme Sınavı
41 views
2025 TYT Sosyal Bilimler Similasyonu Deneme Sınavı
2025 TYT Sosyal Bilimler Similasyonu Deneme Sınavı
2025 TYT Sosyal Bilimler Similasyonu Deneme Sınavı
Başla
Tebrikler - 2025 TYT Sosyal Bilimler Similasyonu Deneme Sınavı adlı sınavı başarıyla tamamladınız.Sizin aldığınız skor %%SCORE%% en yüksek skor %%TOTAL%%.Hakkınızdaki düşüncemiz %%RATING%%
Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir.
Soru 1 |
İlk Türk devletlerinde devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı meclise "Kurultay" (Toy) denirdi. Kurultay'a kağan, hatun, boy beyleri ve ileri gelen devlet adamları katılırdı. Kurultay, kağanı seçme veya görevden alma yetkisine sahipti; ancak kağanın da Kurultay'ın aldığı kararları onaylama veya reddetme hakkı bulunuyordu. Savaş, barış, göç ve isyan gibi önemli meseleler burada tartışılarak töreye uygun bir biçimde karara bağlanırdı. Hatunun (kağanın eşi) da kurultaya katılması ve devlet işlerinde elçileri kabul etmesi, Türklerde siyasi yapının önemli bir parçasıydı.
Bu bilgilere göre İlk Türk devletlerindeki yönetim anlayışıyla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A | Demokratik özellikler barındıran bir meşveret (danışma) mekanizması bulunduğuna |
B | Hükümdarın yetkilerinin mutlak ve sınırlandırılamaz olduğuna |
C | Siyasi kararların alınmasında geleneksel hukuk kurallarının (töre) etkili olduğuna |
D | Kadınların devlet yönetimi ve diplomaside söz sahibi olduğuna |
E | Toplumu oluşturan farklı unsurların (boyların) yönetimde temsil edildiğine |
1 numaralı soru için açıklama
- A seçeneği: Kurultay'da önemli meselelerin "tartışılarak" karara bağlanması, devlet işlerinde karşılıklı fikir alışverişi yapılan bir meşveret (danışma) ortamı olduğunu gösterir.
- C seçeneği: Kararların "töreye uygun bir biçimde karara bağlanması", geleneksel hukukun yönetimde temel alındığını kanıtlar.
- D seçeneği: "Hatunun da kurultaya katılması ve elçileri kabul etmesi", kadının yönetimde ve diplomaside (elçi kabulü) rol aldığının açık bir göstergesidir.
- E seçeneği: Meclise "boy beylerinin" de katılması, devleti oluşturan farklı boyların yönetimde temsil edildiğini kanıtlar.
Soru 2 |
Büyük Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey, 1055 yılında Abbasi Halifesi'nin yardım çağrısı üzerine Bağdat’a bir sefer düzenlemiş ve Şii Büveyhoğulları'nın halife üzerindeki baskısına son vermiştir. Bu hizmetine karşılık Abbasi Halifesi, Tuğrul Bey’e "Doğunun ve Batının Sultanı" unvanını vermiş ve ona taç giydirmiştir. Bu olaydan sonra Abbasi halifesi sadece dinî otoriteyi elinde tutmaya devam ederken, İslam dünyasının siyasi liderliği ve koruyuculuğu Selçuklulara geçmiştir.
Bu bilgilere göre Tuğrul Bey Dönemi ve Selçuklu-Abbasi ilişkileri ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A | İslam dünyasındaki mezhep temelli siyasi çatışmalara müdahale edildiğine |
B | Selçukluların İslam dünyasının siyasi liderliğini ve koruyuculuğunu üstlendiğine |
C | Abbasi halifeliğinin siyasi karar alma gücünü kaybettiğine |
D | Halifelik makamının Selçuklu hanedanına geçtiğine |
E | Türklerin İslam dünyasındaki itibar ve saygınlığının zirveye çıktığına |
2 numaralı soru için açıklama
- A seçeneği: Tuğrul Bey'in, Sünni Abbasi Halifesi'ni "Şii" Büveyhoğulları'nın baskısından kurtarması, mezhep temelli siyasi bir çatışmaya müdahale edildiğini gösterir.
- B seçeneği: Halifenin ona unvan ve taç vermesiyle "İslam dünyasının siyasi liderliği ve koruyuculuğu Selçuklulara geçmiştir" ifadesinden B seçeneğine net olarak ulaşılır.
- C seçeneği: Siyasi liderliğin Selçuklulara geçmesi ve halifenin "sadece dinî otoriteyi elinde tutması", Abbasilerin siyasi gücünü kaybettiğini kanıtlar.
- E seçeneği: "Doğunun ve Batının Sultanı" unvanının alınması, Türklerin (Selçukluların) itibar ve saygınlığının arttığının kanıtıdır.
Soru 3 |
19. yüzyılda Osmanlı devlet adamları ve aydınları, Avrupa'da fabrikalarda üretilen ucuz ve bol miktardaki malların Osmanlı pazarlarını istila etmesinin yerli esnafı (Lonca teşkilatını) çökme noktasına getirdiğini sıkça dile getirmişlerdir. Bu gidişatı durdurmak amacıyla devlet tarafından "Islah-ı Sanayi Komisyonu" kurulmuş ve el tezgâhlarının birleştirilerek fabrikalaşmaya geçilmesi, ayrıca yerli malı kullanımının teşvik edilmesi kararlaştırılmıştır.
Buna göre Osmanlı Devleti'nin bu hamleyle aşağıdakilerden hangisini amaçladığı söylenemez?
A | Ülkenin yabancı devletlerin açık pazarı hâline gelmesini engellemeyi |
B | Yerli üreticiyi rekabet edebilir duruma getirmeyi |
C | Küçük ölçekli üretimden seri ve büyük ölçekli üretime geçmeyi |
D | İhracatta tarımsal ham madde satışını temel gelir kaynağı yapmayı |
E | Dışa bağımlılığı azaltarak ekonomik bağımsızlığı korumayı |
3 numaralı soru için açıklama
Çözüm:
Metinde Osmanlı Devleti'nin Avrupa'nın ucuz fabrika mallarına karşı yerli üretimi canlandırmak ve fabrikalaşmak için attığı adımlar anlatılmaktadır.
- A seçeneği: Yabancı malların "pazarları istila etmesini" durdurmak için yerli malı teşvik edilmektedir, dolayısıyla açık pazar olmanın önüne geçilmek istenmektedir.
- B seçeneği: "El tezgâhlarının birleştirilerek fabrikalaşmaya geçilmesi" hedefi, yerli esnafı Avrupa fabrikalarıyla rekabet edebilir hâle getirmek içindir.
- C seçeneği: El tezgâhlarından fabrikalara geçiş arzusu, doğrudan küçük ölçekli üretimden büyük ölçekli üretime (seri üretime) geçme amacı taşır.
- E seçeneği: Kendi fabrikalarını kurma ve yerli malı kullanma politikası, dışa bağımlılığı azaltma amacının en net göstergesidir.
Doğru Cevap: D
Soru 4 |
İngiltere Başbakanı Lloyd George, Yunan ordusunun Batı Anadolu'daki işgallerini desteklerken İngiliz Parlamentosunda şu ifadeleri kullanmıştır: "Doğu Akdeniz'deki ve Boğazlar'daki hayati çıkarlarımızı korumak zorundayız. Ancak Birinci Dünya Savaşı'ndan yeni çıkmış yorgun İngiliz askerlerini tekrar Anadolu'nun zorlu coğrafyasına süremeyiz. Bu bölgede bizim adımıza düzeni sağlayacak, daha az maliyetli ve hevesli bir güce, yani Yunan ordusuna ihtiyacımız var."
Bu durum dikkate alındığında İngiltere'nin Anadolu politikası ile ilgili;
- I. Kendi askerî gücünü doğrudan riske atmaktan kaçındığı,
- II. Yunanistan'ı kendi emperyalist çıkarları doğrultusunda vekil güç (taşeron) olarak kullandığı,
- III. Anadolu'daki işgal planlarının İtilaf Devletleri arasında diplomatik krizlere neden olduğu
çıkarımlarından hangileri yapılabilir?
A | Yalnız I |
B | Yalnız II |
C | I ve II |
D | II ve III |
E | I, II ve III |
4 numaralı soru için açıklama
- I. öncül: Başbakanın "yorgun İngiliz askerlerini tekrar Anadolu'nun zorlu coğrafyasına süremeyiz" demesi, İngiltere'nin kendi askerî gücünü ve can kaybını riske atmaktan kaçındığını gösterir. Bu öncüle ulaşılır.
- II. öncül: İngiltere'nin, Boğazlar ve Akdeniz'deki çıkarlarını korumak için "bizim adımıza düzeni sağlayacak, daha az maliyetli... Yunan ordusuna ihtiyacımız var" demesi, Yunanistan'ı taşeron (vekil güç) olarak kullandığını kesin olarak kanıtlar. Bu öncüle de ulaşılır.
- III. öncül: Metnin içerisinde Fransa veya İtalya gibi diğer müttefiklerle yaşanmış herhangi bir tartışma, diplomatik kriz veya antlaşmazlıktan söz edilmemektedir. Metin sadece İngiltere'nin kendi iç stratejisine odaklanmıştır. Bu nedenle III. öncüle ulaşılamaz.
Soru 5 |
Lozan Barış Konferansı'na gönderilen İsmet Paşa başkanlığındaki Türk heyetine, TBMM Hükûmeti tarafından müzakerelerde izlenecek yolu belirleyen 14 maddelik bir talimatname verilmiştir. Bu talimatnamede sınırlar, Boğazlar, adalar ve devlet borçları gibi birçok konunun müzakere edilebileceği belirtilmiş; ancak heyetten iki konuda kesinlikle taviz verilmemesi, bu konularda İtilaf Devletleri'nin diretip aleyhte bir karar aldırmak istemeleri hâlinde gerekirse görüşmelerin kesilerek derhal yurda dönülmesi istenmiştir.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi TBMM'nin Türk heyetinden Lozan'da kesinlikle taviz vermemesini ve tartışmaya kapalı tutmasını istediği konulardan biridir?
A | Boğazların yönetiminin uluslararası bir komisyona bırakılması |
B | Yunanistan ile yapılacak nüfus mübadelesinin kapsamı |
C | Yabancı okulların Türk kanunlarına ve denetimine tabi olması |
D | Osmanlı Devleti'nden kalan dış borçların ödenme biçimi |
E | Ekonomik bağımsızlığı zedeleyen kapitülasyonların kaldırılması |
5 numaralı soru için açıklama
Lozan Barış Konferansı'na giden heyete TBMM'nin verdiği talimatnamede kesinlikle taviz verilmemesi istenen iki temel "kırmızı çizgi" bulunmaktaydı:
- 1. Doğu Anadolu'da bir Ermeni devletinin (Ermeni yurdu) kurulmasına kesinlikle izin verilmemesi,
- 2. Kapitülasyonların bütün sonuçlarıyla birlikte kesin olarak kaldırılması.
Doğru Cevap: E
Soru 6 |
Yeryüzünde sıcaklık dağılışını etkileyen faktörlerden biri de yükseltidir. Troposferde yerden yükseldikçe sıcaklık ortalama her 200 metrede 1 °C azalmaktadır.
Aşağıdaki durumlardan hangisinin ortaya çıkmasında yükselti faktörünün bir etkisi yoktur?
A | Bir dağ yamacı boyunca yükselen havanın soğuyarak yağış bırakması |
B | Ekvator çevresindeki yüksek dağların zirvelerinde kalıcı karlara rastlanması |
C | Türkiye'de batıdan doğuya doğru gidildikçe sıcaklık ortalamalarının düşmesi |
D | Aynı enlem üzerinde yer alan deniz seviyesindeki bir merkez ile dağlık bir merkezin sıcaklıklarının farklı olması |
E | Kuzey Yarım Küre'de dağların güneye bakan yamaçlarının, kuzeye bakan yamaçlardan daha sıcak olması |
6 numaralı soru için açıklama
Sorunun Çözümü:
- A, B, C ve D seçenekleri: Tamamen yükseltinin sıcaklık üzerindeki düşürücü etkisiyle ilgilidir. Dağ yamacında yükselen havanın soğuması, çok sıcak olan Ekvator'da bile yüksek rakımlarda kar görülmesi, Türkiye'de doğuya doğru rakımın (yükseltinin) artmasına bağlı olarak sıcaklıkların düşmesi ve aynı enlemdeki iki farklı rakıma sahip noktanın sıcaklığının farklı olması doğrudan "yükselti" faktörünün sonucudur.
- E seçeneği: Kuzey Yarım Küre'deki dağların güney yamaçlarının kuzey yamaçlarından daha sıcak olması, Güneş ışınlarının geliş açısıyla ilgilidir. Bu duruma Bakı etkisi denir. Bu olgunun yükseltinin sıcaklığı düşürmesiyle bir ilgisi yoktur; tamamen Dünya'nın şekli, eksen eğikliği ve yeryüzü şekillerinin Güneş'e dönük olmasıyla ilgilidir.
Soru 7 |
Aşağıda, bir bitki formasyonuna ait bazı özellikler verilmiştir:
- Yaz kuraklığına karşı dayanıklı olup su kaybını önlemek için yaprakları kalın, sert, cilalı veya tüylüdür.
- Yıl boyunca yeşil kalabilen kısa boylu, bodur ağaççık ve çalılardan oluşur.
- İnsanlar tarafından ormanların (özellikle kızılçam ormanlarının) tahrip edilmesi sonucu ortaya çıkan ikincil bir bitki topluluğudur.
- Defne, zakkum, yabani zeytin ve keçiboynuzu bu formasyonun en tanınmış türleridir.
Özellikleri verilen bu bitki topluluğu, aşağıdaki coğrafi bölgelerin hangisinde doğal olarak yayılış gösterir?
A | Ekvator çevresindeki Amazon ve Kongo havzalarında |
B | Asya kıtasının güney ve güneydoğu kıyılarında |
C | 60° - 70° enlemleri çevresindeki Sibirya ve İskandinavya'da |
D | Akdeniz Havzası'nda ve Kuzey Amerika'da Kaliforniya çevresinde |
E | Güney Amerika'nın güney uçlarında ve Antarktika kıyılarında |
7 numaralı soru için açıklama
Soru Çözümü:
- Öncüllerde özellikleri verilen bitki formasyonu Maki'dir. Makiler; yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen Akdeniz ikliminin tipik bitki örtüsüdür.
- Zeytin, defne, zakkum gibi türler barındırması, kısa boylu (bodur) çalı formunda olması ve kızılçamların tahribiyle oluşması makinin en ayırt edici özellikleridir. Kalın ve tüylü yaprak yapısı, bitkinin yaz kuraklığına adapte olup su kaybını en aza indirmesini sağlar.
- Akdeniz iklimi (dolayısıyla maki bitki örtüsü); Akdeniz Havzası'na kıyısı olan ülkelerde, Kuzey Amerika'da Kaliforniya kıyılarında, Güney Amerika'da Orta Şili'de, Güney Afrika'da Kap Bölgesi'nde ve Avustralya'nın güneybatısında doğal olarak yayılış gösterir.
- Diğer seçeneklerin analizi: A şıkkı Ekvatoral Yağmur Ormanları'nı, B şıkkı kışın yaprağını döken Muson Ormanları'nı, C şıkkı iğne yapraklı Tayga Ormanları'nı ve Tundra biyomunu ifade eder.
Soru 8 |
Aşağıdaki Türkiye haritasında bazı alanlar numaralandırılarak gösterilmiştir.

Bu alanların nüfus özellikleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?
A | I numaralı alanda nüfusun çok yoğun olmasında sanayi, ticaret ve ulaşım gibi beşerî faktörlerin gelişmiş olması etkilidir. |
B | II numaralı alanda nüfusun seyrek olmasında karstik arazi yapısı ve yer şekillerinin engebeli olması etkilidir. |
C | III numaralı alanda nüfusun yoğun olmasında tarımsal potansiyelin yüksek olması ve buna bağlı gelişen sanayi etkili olmuştur. |
D | IV numaralı alanda nüfusun seyrek olmasında arazinin sarp dağlık ve bitki örtüsünün gür ormanlarla kaplı olması temel etkendir. |
E | V numaralı alanda nüfusun seyrek olmasında ana ulaşım yollarına sapa kalması ve engebeli arazi yapısı etkili olmuştur. |
8 numaralı soru için açıklama
Sorunun Çözümü:
- A Seçeneği Doğrudur: I. alan (Çatalca-Kocaeli), Türkiye'de sanayi ve ticaretin kalbidir, bu nedenle nüfus çok yoğundur.
- B Seçeneği Doğrudur: II. alan (Taşeli Platosu), Akdeniz bölgesinde yer alıp kireç taşlı (karstik) ve son derece engebeli bir yapıya sahip olduğu için tarım zordur, nüfus seyrektir.
- C Seçeneği Doğrudur: III. alan (Çukurova), çok verimli alüvyal topraklara sahiptir. Hem tarım hem de tarıma dayalı sanayi yoğun nüfuslanmayı sağlamıştır.
- E Seçeneği Doğrudur: V. alan (Yıldız Dağları), Marmara Bölgesi'nde olmasına rağmen dağlık olması ve ana yolların (Transit geçişlerin) uzağında kalması nedeniyle seyrek nüfusludur.
- D Seçeneği Yanlıştır: IV numaralı alan (Erzurum-Kars Platosu) yüksek bir platodur. Bu bölgede nüfusun seyrek olmasının temel nedeni arazinin sarp dağlık veya sık ormanlarla kaplı olması değildir (Bölgenin doğal bitki örtüsü orman değil, çayırdır). Nüfusun seyrek olmasının asıl ve en temel nedeni iklimin çok sert (şiddetli karasal) olması ve kışların çok uzun/soğuk geçmesidir. "Sarp dağlık ve gür orman" ifadesi Doğu Karadeniz'in iç kesimlerini tarif etmek için kullanılır.
Soru 9 |
Bölgeler, özelliklerine ve oluşturulma amaçlarına göre "şekilsel" ve "işlevsel" bölgeler olmak üzere ikiye ayrılır. Şekilsel bölgeler, doğal veya beşerî özelliklerin türdeşliğine (benzerliğine) göre oluşturulurken; işlevsel bölgeler yerel, bölgesel veya ulusal çapta bir merkezden yönetilen hizmet ve planlama alanlarına göre oluşturulur.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi işlevsel bölgelere örnek olarak gösterilebilir?
A | Akdeniz iklim bölgesi |
B | Devlet Su İşleri (DSİ) hizmet bölgesi |
C | Kuzey Amerika sanayi bölgesi |
D | Ekvatoral yağmur ormanları bölgesi |
E | İslam kültür bölgesi |
9 numaralı soru için açıklama
Sorunun Çözümü:
- A, C, D ve E Seçenekleri: İklim (Akdeniz), sanayi (Kuzey Amerika), bitki örtüsü (Ekvatoral) ve kültür (İslam) gibi doğal veya beşerî unsurların türdeşliğine göre oluşturuldukları için şekilsel bölgelerdir.
- B Seçeneği: Devlet Su İşleri (DSİ) hizmet bölgesi; tıpkı ÖSYM'nin 2025 sorusunda kullandığı Karayolları Genel Müdürlüğü veya Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) bölgeleri gibi, belirli bir hizmetin planlanması ve yürütülmesi amacıyla oluşturulmuş bir işlevsel bölgedir.
Soru 10 |
Türkiye'de erozyon şiddetinin yüksek olduğu alanlarda tarım topraklarının verimli üst kısmı su ve rüzgâr etkisiyle taşınarak kaybolmaktadır.
Bu afetin şiddetini artıran faktörler arasında;
- I. doğal bitki örtüsünün cılız olması,
- II. tarım arazilerinin eğim yönüne dik sürülmesi,
- III. meraların kapasitesinden fazla ve erken otlatılması
durumlarından hangilerinin yer aldığı söylenebilir?
A | Yalnız I |
B | Yalnız II |
C | I ve II |
D | I ve III |
E | II ve III |
10 numaralı soru için açıklama
Sorunun Çözümü:
- I. Doğal bitki örtüsünün cılız olması: Erozyonu artıran en temel nedendir. Ağaç ve bitki köklerinin toprağı tutamaması, toprağın rüzgâr ve su ile kolayca süpürülmesine neden olur.
- III. Meraların aşırı otlatılması: Meralardaki otların hayvanlar tarafından aşırı tüketilmesi (aşırı otlatma), toprağın üzerindeki koruyucu örtüyü yok ettiği için erozyonun şiddetini artırır.
- II. Tarım arazilerinin eğim yönüne dik sürülmesi: Bu durum erozyonu artıran değil, erozyonu önleyen (azaltan) bir uygulamadır. Tarlalar eğim yönünde (yukarıdan aşağıya) sürülürse suyun akışı hızlanır ve toprak yıkanır. Ancak yamaç boyunca eğime dik (yatay eksende) sürülürse, açılan saban izleri suyun hızını kesen küçük setler (teraslar) oluşturur ve erozyon engellenir.
Soru 11 |
Alan Turing, 1950 yılında yayımladığı makalesinde "Makineler düşünebilir mi?" sorusunu sormuş ve bunu test etmek için bir oyun tasarlamıştır. "Turing Testi" olarak bilinen bu oyunda; sorgulayıcı, görmediği bir insan ve bir bilgisayar programına yazılı sorular sorar. Eğer sorgulayıcı aldığı cevaplara bakarak hangisinin insan olduğunu ayırt edemezse, bilgisayarın "düşünebildiği" kabul edilir. Günümüzde gelişmiş yapay zekâ sistemleri bu testi başarıyla geçerek insanla ayırt edilemez bir sohbet yürütebilmektedir. Ancak John Searle gibi çağdaş filozoflara göre bir makinenin Turing Testi'ni geçmesi, onun gerçekten bir "zihne" ve "bilince" sahip olduğunu kanıtlamaz. Çünkü en gelişmiş yapay zekânın çalışma sistemi bile, tek kelime Çince bilmediği hâlde elindeki kural kitapçığına bakarak dışarıdan gelen Çince sorulara doğru yanıtlar veren bir odadaki görevlinin durumunun ötesine geçemez.
Bu parçaya göre çağdaş filozofların, Turing Testi'ni geçen yapay zekânın bilince sahip olduğunu reddetmelerinin temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?
A | Makinelerin hiçbir zaman insanlar kadar karmaşık ve hatasız işlem yapamayacağı |
B | Yapay zekâların yalnızca kendisine verilen talimatları uygulayan makineler olması |
C | Sembolleri kurallara uygun şekilde işlemenin, içerikleri gerçekten kavramak anlamına gelmemesi |
D | İnsan zihninin çalışma prensiplerinin yapay algoritmalarla asla tam olarak çözülemeyeceği |
E | Duyguların, rasyonel düşünme süreçlerini yönlendirmede temel unsur olması |
11 numaralı soru için açıklama
- Parçada, günümüz yapay zekâlarının Turing Testi'ni geçebildiği (yani dışarıdan bakıldığında insan gibi mantıklı tepkiler verebildiği) güncel durumu belirtilmektedir.
- Ancak John Searle'ün "Çin Odası Argümanı" referans gösterilerek, makinenin ne kadar mükemmel cevaplar verirse versin aslında ne söylediğini "bilmediği" ve anlamlandıramadığı vurgulanmıştır. Makine sadece kodlanmış algoritmaları (kural kitapçığını) işleterek sembolleri yan yana getirir.
- Bu nedenle çağdaş filozofların eleştirisinin temel dayanağı, "içerikleri kavramanın insana has bir özellik olduğu" ve yapay zekânın algoritması ne kadar gelişirse gelişsin bilincin yerini tutamayacağıdır. Makinenin sembolik kuralları (sentaks) kusursuz işletmesi, gerçek bir "anlama/kavrama" (semantik) süreci yaratmaz. Bu eleştiri C seçeneğinde tam olarak özetlenmiştir.
Soru 12 |
Eğer bir cetvelin doğruluğundan sürekli şüphe edersek, hiçbir nesnenin boyunu ölçemeyiz. Ölçme işleminin gerçekleşebilmesi için cetvelin uzunluğundan şüphe etmeyi bırakmamız ve onu sabit bir referans olarak kabul etmemiz gerekir. Bilgi arayışımız da tıpkı bir nesnenin boyunu ölçmeye benzer. Eğer zihnimizdeki tüm dayanak noktalarından ve doğruluk ölçütlerinden şüphe edersek, herhangi bir yeni bilgiye ulaşmamız veya bir iddiayı çürütmemiz imkânsız hâle gelir. Şüphe, ancak sarsılmaz bir zemine bastığında ve bazı şeyleri doğru kabul ettiğinde anlamlı bir sorgulama aracına dönüşür.
Bu parçada vurgulanan temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A | Şüphe, gerçeğe ve kesin bilgiye ulaşmak için kullanılması gereken yegâne yöntemdir. |
B | Mutlak şüphecilik, her türlü bilgi üretme sürecini imkânsız kılan bir çıkmazdır. |
C | İnsan zihni doğası gereği çevresindeki her şeyden şüphe etmeye eğilimlidir. |
D | Doğru bilgiye ulaşmak için duyuların bizi yanıltabileceği gerçeğiyle yüzleşmek gerekir. |
E | Kesin bilgi, ancak şüphenin insan zihninden tamamen ortadan kaldırılmasıyla mümkündür. |
12 numaralı soru için açıklama
- Parçada verilen "cetvel" analojisi, tıpkı 2025 TYT sorusundaki "menteşe" analojisi gibi, bilgi elde edebilmek için sabit ve sorgulanmayan bir referansa (kesinliğe) ihtiyacımız olduğunu anlatmaktadır.
- Cetvelin kendisinden şüphe edildiğinde ölçüm yapılamaması gibi, her şeyden şüphe edilen (mutlak şüpheci) bir durumda da bilgi üretmek "imkânsız hâle gelir".
- A seçeneği şüpheyi yücelten Descartesçı bir yaklaşımken, B seçeneği doğrudan parçanın ana fikri olan şüpheciliğin (septisizmin) sınırlarına ve "mutlak" olduğunda işlevsizleştiğine vurgu yapmaktadır.
Soru 13 |
Sokrates, "Bilgi erdemdir, erdem bilgidir." diyerek ahlaki eylemin temelini bilmeye dayandırır. Ona göre bir insan neyin iyi olduğunu gerçekten biliyorsa, o iyi eylemi yapmaması imkânsızdır; kötülük yalnızca cehaletten kaynaklanır. Ancak daha sonra gelen Aristoteles bu görüşü şiddetle eleştirmiş, insanın neyin iyi olduğunu bilmesine rağmen kendi özgür tercihiyle ya da arzularına yenik düşerek kötü olanı seçebileceğini belirtmiştir. Aristoteles'e göre ahlaki eylemi belirleyen salt kavramsal bilgi değil, o bilgiyi eyleme dökme konusundaki kişisel seçimlerimizdir.
Aristoteles'in Sokrates'e yönelttiği bu eleştirinin odak noktası aşağıdakilerden hangisidir?
A | Ahlaki değerlerin toplumdan topluma sürekli değiştiği |
B | İnsan doğasının bütünüyle kötü ve yıkıcı olduğu |
C | Bilginin ahlaki eylem için tek başına yeterli olmadığı ve iradenin rolü |
D | Erdemli yaşamanın sadece filozoflara özgü ayrıcalıklı bir durum olduğu |
E | İnsanın eylemlerinde hiçbir zaman tam bir özgürlüğe sahip olamayacağı |
13 numaralı soru için açıklama
- Parçada Sokrates ahlakı sadece "bilmekle" (cehaletin zıttı olarak) açıklarken, Aristoteles insanın tercihlerine ve özgür iradesine dikkat çekmektedir.
- Bu eleştiri tıpkı 2025 TYT sorusundaki Can'ın Ada'ya verdiği "Nitekim bilerek ve isteyerek kötülük yapan insanlar da var... Asıl mesele iradeni nasıl kullandığında" cevabı ile birebir aynı felsefi temele dayanır.
- Aristoteles'in temel iddiası, bir şeyin doğru olduğunu bilmenin onu yapmak için her zaman tek başına yeterli bir güç olmadığıdır; kişi iradesini kullanarak kötüyü seçebilmektedir. Sokrates'e yöneltilen bu haklı eleştiri C seçeneğinde tam olarak özetlenmiştir.
Soru 14 |
Aristoteles fiziğine göre ağır cisimler hafif cisimlerden daha hızlı yere düşer ve bu görüş yüzyıllar boyunca kesin bir gerçek olarak kabul edilmiştir. Galileo ise bu görüşe karşı çıkarak şu düşünce deneyini tasarlar: "Eğer ağır bir taş ile hafif bir taşı birbirine bağlayıp yüksekten bırakırsak, Aristoteles'in kuralına göre hafif taş ağır olanı yavaşlatmalı ve ikisi birlikte sadece ağır taşın düşüşünden daha yavaş düşmelidir. Ancak diğer yandan, iki taş birbirine bağlandığında toplam ağırlık daha da artacağı için, yine Aristoteles'in kuralına göre eskisinden çok daha hızlı düşmeleri gerekir. Bu açık bir çelişkidir."
Galileo'nun bu düşünce deneyiyle ulaşmak istediği temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?
A | Yer çekimi kanununu matematiksel formüllerle ispatlamak |
B | Aristoteles'in hareket teorisindeki içsel tutarsızlığı göstererek onu çürütmek |
C | Fiziksel deneylerin düşünce deneylerinden daha güvenilir olduğunu kanıtlamak |
D | Cisimlerin kütleleriyle düşme hızları arasında doğru bir orantı olduğunu kanıtlamak |
E | Deney ve gözlem yapmadan doğa yasalarının anlaşılamayacağını vurgulamak |
14 numaralı soru için açıklama
- Parçada Galileo, tıpkı gemi direği deneyinde olduğu gibi, mevcut ve çok güçlü bir kabulü (Aristoteles'in hareket yasasını) ele almaktadır.
- "Ağır cisimler hızlı düşer" argümanını, yine argümanın kendi kurallarını işleterek mantıksal bir çıkmaza (hem yavaşlamaları hem de hızlanmaları gerektiği çelişkisine) sürüklemiştir.
- Dolayısıyla Galileo'nun buradaki amacı; henüz kendi doğa yasasını formüle etmekten (A veya D seçenekleri) ziyade, var olan köklü bir iddianın mantık hatasını (tutarsızlığını) ortaya çıkararak o delili bertaraf etmektir. Bu durum B seçeneğinde tam olarak ifade edilmiştir.
Soru 15 |
Kant, "Görüsüz kavramlar boş, kavramsız görüler kördür." diyerek bilginin oluşum sürecini özetler. Ona göre dış dünyadan duyu organlarımız aracılığıyla elde ettiğimiz ham veriler (görüler) tek başlarına bir anlam ifade etmezler; bunlar zihnimizde doğuştan var olan kalıplar (kavramlar) tarafından işlenip şekillendirildiklerinde bilgiye dönüşürler. Ancak bu zihinsel kalıplar, kişiden kişiye değişen keyfî ve bireysel yapılar değil, tüm insanlıkta ortak olan evrensel formlardır. Bu nedenle bizim bildiğimiz dünya, nesnelerin kendiliğinden ne olduğu değil, evrensel insan zihninin onları nasıl algılamaya programlandığıdır.
Bu parçadan hareketle Kant’ın bilgi anlayışı ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
A | Bilgi, sadece akıl yürütme yoluyla dış dünyadan bağımsız olarak elde edilir. |
B | Nesnelerin gerçek doğası, insan aklının sınırlarını aşarak bilinebilir. |
C | İnsan zihni doğuştan boş bir levha gibidir, tüm bilgiler sonradan öğrenilir. |
D | Bilgi, deneyim verilerinin evrensel insan zihni tarafından işlenmesiyle ortaya çıkar. |
E | Doğru bilgiye ulaşmak mümkün olmadığından her türlü kesin yargıdan kaçınılmalıdır. |
15 numaralı soru için açıklama
- Parçada, Kant'ın kritisizm (eleştiri) felsefesinin temeli açıklanmıştır. Dışarıdan gelen "ham veriler" (deneyim) ile zihnimizde bulunan "evrensel kalıpların" (aklın) birleşmesiyle bilginin oluştuğu vurgulanmaktadır.
- A seçeneği: Yanlıştır. Kant bilginin salt dış dünyadan bağımsız (sadece akılla) elde edildiğini savunmaz ("Görüsüz kavramlar boş" ifadesi bunu reddeder). Bu rasyonalizmin görüşüdür.
- B seçeneği: Yanlıştır. Kant, nesnelerin kendinde ne olduğunu (numen alanını) bilemeyeceğimizi, sadece bize göründükleri hâlini (fenomenleri) bilebileceğimizi savunur.
- C seçeneği: Yanlıştır. Boş levha (tabula rasa) kavramı John Locke'a ait bir empirizm fikridir; Kant ise zihinde doğuştan kalıplar olduğunu savunur.
- E seçeneği: Yanlıştır. Bu, şüpheciliğin (septisizmin) tutumudur. Kant doğru bilginin imkânını kabul eder.
- D seçeneği: Parçanın ana fikrini eksiksiz yansıtmaktadır. Tıpkı 2025 TYT sorusunda olduğu gibi, deneyimin tek başına yetmediği ve bilginin, insan türüne özgü evrensel zihin kalıpları tarafından işlenerek kurgulandığı gerçeğini yansıtır.
Soru 16 |
İslam ahlak düşüncesinde bir kişinin bir değerin doğruluğuna inanması, o kişinin ahlaki sorumluluğunu tamamladığı anlamına gelmez. Örneğin; "Komşusu açken tok yatan bizden değildir." hadisini çok iyi bilen ve bu sözün doğruluğuna yürekten inanan bir kişinin, mahallesindeki yoksul aileyi görmezden gelip sadece kendi hayatına odaklanması İslam ahlakıyla bağdaşmaz. Kur'an-ı Kerim'de de pek çok ayette "İman edenler..." ifadesinin hemen ardından "...ve salih amel (faydalı iyi işler) işleyenler" vurgusunun yapılması bu durumun en açık göstergesidir.
Bu parçadan hareketle İslam ahlak anlayışıyla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
A | Toplumsal yardımlaşmanın, inanç esaslarından daha önemli olduğuna |
B | İnancın asıl değerinin ve samimiyetinin, pratik hayattaki eylemlerle görünür hâle geldiğine |
C | Ahlaki sorumlulukların yerine getirilmesinde niyetin sonucundan daha değerli olduğuna |
D | İyi niyetli olmanın, ahlaki bir erdemin gerçekleşmesi için tek başına yeterli olduğuna |
E | Bireysel ibadetlerin, toplumsal ahlak kurallarının temelini oluşturduğuna |
16 numaralı soru için açıklama
- Parçada, ahlaki değerlerin sadece bilinmesinin veya onlara sadece inanılmasının yetmeyeceği; asıl olanın bu inancı davranışa (salih amele) dökmek olduğu anlatılmaktadır.
- Tıpkı 2025 TYT sorusundaki "doğru bildiklerimizi sadece bilmekle yetinmeyip aynı zamanda yapmamız gerektiği" vurgusunda olduğu gibi, bu soruda da inancın pratik hayattaki uygulamalarla (eylemlerle) görünür olması gerektiği üzerinde durulmuştur.
- D seçeneği güçlü bir çeldiricidir ancak yanlıştır; çünkü parça, iyi niyetin veya sadece bilmenin "tek başına yeterli olmadığını", eylemin şart olduğunu savunmaktadır. Bu nedenle ana fikir B seçeneğidir.
Soru 17 |
İslam dini, insanın dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamak için birtakım temel değerlerin (Zarurât-ı Hamse) korunmasını zorunlu kılmış ve bu değerlere zarar verecek her türlü davranışı yasaklamıştır. Kur'an-ı Kerim'de yer alan "Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz." (Mâide, 90) ayetiyle insana zarar veren alışkanlıklar kesin bir dille haram kılınmıştır. Özellikle içki ve uyuşturucu maddelerin yasaklanmasının temelinde, insanın düşünme, karar verme, iyiyi kötüden ayırt etme ve iradesini sağlıklı bir şekilde kullanma yetisini güvence altına alma hedefi yatmaktadır.
Bu parçada İslam dininin korunmasını istediği temel insan haklarından hangisinin önemi doğrudan vurgulanmaktadır?
A | Dinin korunması |
B | Malın korunması |
C | Canın korunması |
D | Aklın korunması |
E | Neslin korunması |
17 numaralı soru için açıklama
- Parçada İslam'ın içki ve uyuşturucu gibi zararlı maddeleri yasaklamasının gerekçesi açıklanmıştır.
- Bu maddelerin yasaklanmasının asıl nedeni; insanın "düşünme, karar verme, iyiyi kötüden ayırt etme ve iradesini sağlıklı kullanma" yetisine zarar vermesidir. Bu yetilerin tamamı insanın "aklı" ile ilgilidir.
- Tıpkı 2025 TYT sorusunda Hz. Ömer'in sözleşmesinde farklı dinlere saygının "İnanç ve ibadet hürriyeti" ile eşleşmesi gibi, burada da içki/uyuşturucu yasağı İslam felsefesinde doğrudan "Aklın korunması" ilkesiyle eşleşmektedir. (Kumar malın korunmasına, zina neslin korunmasına aykırıdır ancak metnin odak noktası irade ve düşünme yetisi olduğu için cevap akıldır.)
Soru 18 |
Kur'an-ı Kerim, evrendeki mükemmel işleyişe ve hassas dengeye dikkat çekerek insanları Allah'ın varlığı ve birliği üzerinde düşünmeye çağırır. İslam düşüncesinde "Gaye ve Nizam Delili" olarak adlandırılan bu yaklaşıma göre, hiçbir şey tesadüfen var olmamıştır; her şey bir amaca yönelik ve kusursuz bir uyum içinde yaratılmıştır.
Aşağıdaki ayetlerden hangisi bu parçada anlatılan duruma doğrudan örnek olarak gösterilebilir?
A | "De ki: O, Allah'tır, tektir. Allah sameddir. Doğurmamış ve doğmamıştır. O'nun hiçbir dengi yoktur." (İhlâs, 1-4) |
B | "Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akl-ı selim sahipleri için gerçekten ibretler vardır." (Âl-i İmrân, 190) |
C | "Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz..." (Bakara, 110) |
D | "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin." (Ahzâb, 70) |
E | "Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür." (Zilzâl, 7-8) |
18 numaralı soru için açıklama
- Parçada açıklanan "Gaye ve Nizam Delili", fiziksel evrendeki (makro ve mikro âlemdeki) kusursuz işleyişi ve tabiat olaylarındaki düzeni referans alır.
- B seçeneğindeki ayet, tam da bu tanıma uygun olarak "göklerin ve yerin yaratılışındaki" uyuma ve "gece ile gündüzün şaşmaz bir nizamla yer değiştirmesine" vurgu yaparak insanları düşünmeye sevk etmektedir.
- Diğer seçeneklerin analizi: A seçeneği Allah'ın birliğini (Tevhid inancını), C seçeneği temel ibadetleri (namaz ve zekât), D seçeneği ahlaki kuralları (doğru sözlü olmayı), E seçeneği ise ahiret inancını ve ilahi adaleti konu edinmektedir; dolayısıyla evrendeki fiziksel nizamla doğrudan ilgili değillerdir.
Soru 19 |
"Ey insanlar! Şunu iyi biliniz ki Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Arap'ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap'a; beyazın siyaha, siyahın beyaza takva (Allah'a saygı ve ahlaki erdem) dışında bir üstünlüğü yoktur." Hz. Muhammed Veda Hutbesi'nde geçen bu sözleriyle, kabileciliğin ve soy üstünlüğünün mutlak hâkim olduğu, kölelerin insan yerine konmadığı bir dönemin Mekke'sinde yepyeni bir ilke ortaya koymuştur. İnsanları, atalarıyla övünmek yerine erdemli davranışlar sergilemeye davet etmiş ve toplumdaki katı sosyal sınıf ayrımlarına karşı çıkmıştır.
Bu parçadan hareketle Hz. Muhammed'in tebliğiyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A | Toplumda yerleşmiş olan köklü önyargıları yıkmaya çalıştığına |
B | Üstünlüğün ırkta veya soyda değil, ahlaki sorumluluk bilincinde olduğunu savunduğuna |
C | İnsanlar arasındaki eşitsizliği ve ayrımcılığı ortadan kaldırmayı hedeflediğine |
D | Söylemlerini, kendi dönemindeki yöneticilerin ve zenginlerin maddi desteğiyle hayata geçirdiğine |
E | Döneminin şartlarına aşan, evrensel insan haklarıyla örtüşen ilkeler getirdiğine |
19 numaralı soru için açıklama
- Metinde Hz. Muhammed'in kabileciliğe ve sınıf ayrımlarına karşı çıkarak eşitliği savunduğu belirtilmiştir. Bu durum, toplumdaki önyargıları yıkmaya çalıştığını (A), üstünlüğü ahlaki erdeme bağladığını (B), ayrımcılığı ortadan kaldırmayı hedeflediğini (C) ve çağının ötesinde evrensel bir ilke getirdiğini (E) açıkça gösterir.
- D Seçeneği Yanlıştır (Ulaşılamaz): Parçada Hz. Muhammed'in bu ilkeleri yöneticilerin veya zenginlerin desteğiyle yaydığına dair hiçbir bilgi yoktur. (Tarihsel olarak da zaten dönemin elitleri ve zenginleri bu eşitlik çağrısına şiddetle karşı çıkmışlardır.) Tıpkı 2025 TYT 19. sorusunda olduğu gibi, metnin dışında kalan veya metinle çelişen bu bilgi doğrudan doğru cevap olur.
Soru 20 |
Hoca Ahmet Yesevi, İslamiyet’i Orta Asya'daki konargöçer Türk boylarına anlatırken karmaşık teolojik tartışmalara girmek yerine, onların günlük hayatına hitap eden sade bir Türkçe kullanmış ve "Hikmet" adını verdiği şiirlerle dini kitlelere sevdirmeye çalışmıştır. Onun öğretisinde insanları incitmemek, hoşgörülü olmak ve doğruluktan ayrılmamak esastır. O, "Kâfir bile olsa hiç kimseye eziyet etme, kalbini kırma." diyerek ahlaki olgunluğu ve insan sevgisini temel prensip hâline getirmiştir.
Bu parçadan hareketle Yesevilik düşüncesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A | İslam’ın geniş halk kitlelerince anlaşılmasını ve benimsenmesini kolaylaştırdığına |
B | Dinî öğretileri aktarırken sanatsal ve edebi ürünlerden yararlanıldığına |
C | İnsan ilişkilerinde inanç ayrımı yapmaksızın evrensel bir saygıyı temel aldığına |
D | Bireyin ahlaki erdemlere sahip olmasını çok önemsediğine |
E | Dini kuralların katı bir şekilde, taviz verilmeden uygulanmasını savunduğuna |
20 numaralı soru için açıklama
- A Seçeneği Çıkarılabilir: Parçadaki "günlük hayatına hitap eden sade bir Türkçe kullanmış" ve "dini kitlelere sevdirmeye çalışmıştır" ifadeleri, İslam'ın anlaşılmasını kolaylaştırdığını gösterir.
- B Seçeneği Çıkarılabilir: Dinî mesajların "Hikmet" adı verilen şiirlerle anlatılması, öğretinin edebi ürünler aracılığıyla aktarıldığını kanıtlar.
- C Seçeneği Çıkarılabilir: "Kâfir bile olsa hiç kimseye eziyet etme" sözü, hoşgörünün sadece aynı inancı paylaşanlarla sınırlı olmadığını, evrensel olduğunu açıkça ortaya koyar.
- D Seçeneği Çıkarılabilir: Doğruluktan ayrılmamak, hoşgörülü olmak ve insanları incitmemek gibi vurgular, ahlaki erdemlere verilen önemi gösterir.
- E Seçeneği Çıkarılamaz (Doğru Cevap): Parçada Hoca Ahmet Yesevi'nin katı ve tavizsiz bir kuralcılıktan ziyade; sevgiye, edebi bir dile, esnekliğe ve hoşgörüye dayanan kucaklayıcı bir tutum sergilediği anlatılmaktadır. "Katı bir şekilde uygulanması" ifadesi metnin ruhuyla ve tasavvufun temel felsefesiyle çelişir.
Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir.
Sonuçları al.
20 tamamladınız.
← |
Liste | → |
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 |
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 |
| 11 | 12 | 13 | 14 | 15 |
| 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| Son |
Geri dön
Başarıyla tamamladınız.
sorular
soru
Aldığınız skor
Doğru
Yanlış
Partial-Credit
Sınavı henüz tamamlamadınız. Eğer sayfadan ayrılırsanız, verdiğiniz yanıtlar kaybolacak!
Correct Answer
You Selected
Not Attempted
Final Score on Quiz
Attempted Questions Correct
Attempted Questions Wrong
Questions Not Attempted
Total Questions on Quiz
Question Details
Results
Date
Score
İpucu
Time allowed
minutes
seconds
Time used
Answer Choice(s) Selected
Question Text
Sona erdi
Daha çok pratiğe ihtiyaç var
Böyle devam et
Kötü değil
İyi çalışıyor
Mükemmel
Açık Lise sınavlarına hazırlanmanın en kolay hali: AçıkTercih AÖL Test Çöz!


Mobil Uygulamamızı İNDİRİN! AÖL Yeni Müfredat Çıkmış Sınav Sorularını Çözün!
Etiketler: 2025 TYT Sosyal Bilimler Similasyonu Deneme Sınavı
Eklenme Tarihi: 15 Nisan 2026
Diğer Konular
-
2025 TYT Türkçe Similasyonu Deneme Sınavı
-
Coğrafya 3’te Sorular Hangi Konulardan Geliyor?
-
AÖL Coğrafya Dersleri 2025-2026 1. Dönem Sınav Soruları – Test Çöz
-
AÖL Tarih Dersleri 2025-2026 1. Dönem Sınav Soruları – Test Çöz
-
AÖL Felsefe Dersleri 2025-2026 1. Dönem Sınav Soruları – Test Çöz
-
AÖL (195) Seçmeli Ortak Türk Tarihi-1 Dersi 2025 3. Dönem Çıkmış Sınav Soruları
-
AÖL (196) Seçmeli Ortak Türk Tarihi 2 Dersi 2023-2024 3. Dönem Çıkmış Sınav Soruları
-
ÖSYM 2026 Yılı Sınav Takvimi Açıklandı
-
2025 YKS Tercihleri Açıköğretim ve Uzaktan Öğretim Ön Lisans Programları Kontenjanları, Başarı Sırası ve Taban Puanları
-
2025 YKS Tercihleri Açıköğretim ve Uzaktan Öğretim Lisans Programları Kontenjanları, Başarı Sırası ve Taban Puanları
-
AÖF Açıköğretim Fakülteleri 2 ve 4 Yıllık Bölümlerin 2024 2025 Yılı Taban Puanları
-
YKS’de Meslek Liselilere Ek Puan var mı?








Konu hakkında yorumunuzu yazın