2025 TYT Türkçe Similasyonu Deneme Sınavı
228 views
2025 TYT Türkçe Similasyonu Deneme Sınavı
Özgün sorularla 2025 TYT sorularının tam bir similasyonunu hazırladık. TYT Türkçe similasyon testini çözerek TYT sınavlarında Türkçe dersinden çıkan soruların nitelik ve zorluk düzeylerini görebilir, TYT Türkçe dersinden ne yapabileceğinizi görebilirsiniz.
TYT Türkçe similasyon testi ile TYT hazırlığı yapan her aday özgün ve kaliteli bir Türkçe testini çözmüş, yanlış yaptığınız soruların çözümleriyle doğrusunu öğrenmiş olacaksınız. Her TYT adayının görmesi, çözmesi gereken Türkçe soruları burada. BAŞLA düğmesine basarak soruları çözemeye başlayın.
2025 TYT Türkçe Similasyonu Deneme Sınavı
2025 TYT Türkçe Similasyonu Deneme Sınavı
Başla
Tebrikler - 2025 TYT Türkçe Similasyonu Deneme Sınavı adlı sınavı başarıyla tamamladınız.Sizin aldığınız skor %%SCORE%% en yüksek skor %%TOTAL%%.Hakkınızdaki düşüncemiz %%RATING%%
Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir.
Soru 1 |
Günümüzde metropollerde yaşayan insanlar, her sabah karşılaştıkları yoğun trafiği, bitmek bilmeyen gürültüyü ve gri beton yığınlarını öylesine kanıksamış durumda ki... Artık kimse bu kaostan şikâyet etmiyor; aksine bu karmaşa, günlük yaşamın sıradan ve doğal bir parçası olarak görülüyor. İnsanın doğadan kopuşu, sessiz bir kabullenişle sürüp gidiyor.
Bu parçada altı çizili sözcüğü anlamca karşılayabilecek bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde vardır?
A | Toplumun estetik zevklerindeki bu hızlı yozlaşmayı yok sayarak bir yere varamayız. |
B | Çalışanlar, iş yerindeki adaletsiz uygulamalara zamanla alışarak tepkisizleşmişti. |
C | Genç şairin, dönemin usta kalemlerinin üslubunu taklit ederek yazdığı şiirler ilgi görmedi. |
D | Karmaşık felsefi meseleleri bile herkesin anlayabileceği bir seviyeye indirmeyi başarıyordu. |
E | Yeni karşılaştığı bu farklı kültürün kurallarını yadırgamış, onlara bir türlü ayak uyduramamıştı. |
1 numaralı soru için açıklama
Parçada geçen "kanıksamak" kelimesi, Türkçe sözlüğe göre "çok tekrarlanması sebebiyle alışmak, bir şeye karşı artık tepki vermez duruma gelmek, duyarsızlaşmak" anlamlarına gelir. Metinde de insanların şehrin gürültüsüne ve trafiğine alışıp artık şikâyet etmemesi (tepkisizleşmesi) anlatılmaktadır. Şıkları incelediğimizde:
- A şıkkındaki "yok saymak" ifadesi "yadsımak" kelimesinin karşılığıdır.
- C şıkkındaki "taklit etmek" ifadesi "öykünmek" kelimesinin karşılığıdır.
- D şıkkındaki "seviyeye indirmek" ifadesi "indirgemek" kelimesinin karşılığıdır.
- E şıkkındaki "yadırgamak" ifadesi, kanıksamak kelimesinin tam zıddı bir anlam taşır.
- B şıkkında yer alan "zamanla alışarak tepkisizleşmek" ifadesi, doğrudan "kanıksamak" kelimesinin sözlük anlamıdır ve metindeki kullanımı birebir karşılar.
Soru 2 |
Günümüz yazarları, eserlerinde toplumsal sorunları dile getirirken (anlatırken) (I) zaman zaman estetik kaygıları bertaraf etmeyi (ortadan kaldırmayı) (II) göze alıyorlar. Kimi yazarlar ise mesaj verme telaşıyla fazlasıyla didaktik bir tutum sergileyerek okurun hayal gücünü baltalıyor (destekliyor) (III). Oysa edebiyatın asıl amacı, okuru kendi gerçeğiyle yüzleştirmek (karşı karşıya getirmek) (IV) ve ona yepyeni ufuklar açmaktır. Bu gerçeği yadsımak (inkâr etmek) (V), sanatsal üretimin doğasına aykırıdır.
Bu parçada numaralanmış sözlerden hangisinin anlamı parantez ( ) içinde verilen açıklamayla uyuşmamaktadır?
A | I |
B | II |
C | III |
D | IV |
E | V |
2 numaralı soru için açıklama
- I. dile getirirken (anlatırken): Bir konuyu dile getirmek, onu ifade etmek, söylemek veya anlatmak demektir. Anlamca uyuşmaktadır.
- II. bertaraf etmeyi (ortadan kaldırmayı): Bertaraf etmek kelimesi, bir engeli, tehlikeyi veya durumu ortadan kaldırmak, gidermek anlamına gelir. Anlamca kusursuz uyuşmaktadır.
- III. baltalıyor (destekliyor): Burada belirgin bir zıtlık söz konusudur. "Baltalamak" deyimi; bir işi bozmak, engellemek, o işe zarar vermek anlamında kullanılır. Ancak parantez içinde verilen "desteklemek" kelimesi tam tersine yardım etmek, güç vermek demektir. Dolayısıyla bu iki ifade birbiriyle uyuşmaz.
- IV. yüzleştirmek (karşı karşıya getirmek): Yüzleştirmek, mecaz anlamda bir kişiyi kaçtığı veya görmezden geldiği bir durumla karşı karşıya bırakmak demektir. Anlamca uyuşmaktadır.
- V. yadsımak (inkâr etmek): Yadsımak, var olan bir şeyi yok saymak, kabul etmemek, inkâr etmek demektir. Anlamca uyuşmaktadır.
Soru 3 |
Yeni nesil yazarlar, okurdan metne sadece pasif bir alıcı olarak yaklaşmasını beklemiyor. Modern bir romanı elinize aldığınızda, yazarın size sunduğu hazır anlam dünyasıyla yetinmeniz artık imkânsızdır. Bu yenilikçi eserler, okuma serüveniniz boyunca metnin içinde kendi ayak izlerinizi bırakmanızı talep eder. Çünkü yazar, metnin belirli noktalarını kasten boş bırakarak hikâyenin tamamlanma ve anlamlandırılma işini sizin kişisel birikiminize devreder.
Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A | Eserdeki eksik bırakılan olayları mantıksal bir sıraya koyma |
B | Okuma sürecinde metne kişisel yorumlar katarak anlamı zenginleştirme |
C | Yazarın üslubunu örnek alarak benzer kurgular oluşturmaya çalışma |
D | Okunan metnin taşıdığı evrensel mesajları başkalarıyla paylaşma |
E | Eseri okurken yazarın kendi yaşamından kitaba yansıyanları bulma |
3 numaralı soru için açıklama
Parçada yeni nesil romanların okurdan pasif olmamasını beklediği ve yazarın metni okurun hayal gücüne/birikimine devrettiği vurgulanmaktadır. Doğada "kendi ayak izini bırakmak", geçtiğin yere kendinden bir parça, bir işaret bırakmak demektir. Okumanın doğasında ayak izi bırakmak ise; okurun metni sadece yazarın verdiği kadarıyla okumaması, kendi duygu, düşünce ve yorumlarını da metne katarak (kendi izini bırakarak) onu anlamlandırmasıdır.
Şıkları incelediğimizde:
- A şıkkı, sadece mantıksal bir sıralamadan bahseder, yorum katmayı (ayak izini) karşılamaz.
- C şıkkı yazarın üslubunu taklit etmekten bahseder, metinle ilgisizdir.
- D şıkkı başkalarıyla paylaşmaktan,
- E şıkkı ise yazarın hayatını araştırmaktan bahseder.
Soru 4 |
Bazı sanat eleştirmenleri, sinema salonunda film izlemenin izleyicide ---- inancından yola çıkarak dijital yayın platformlarının geleneksel sinemayı tamamen bitireceği fikrine karşı çıksa da, evdeki konfor ve içerik çeşitliliği bu köklü sanatın kan kaybetme ---- her geçen gün artırıyor.
Bu cümlede boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A | bireysel bir huzur sağladığı - düşüncesini |
B | ortak bir heyecan yaşattığı - olasılığını |
C | nostaljik bir bağ kurduğu - süresini |
D | estetik bir değer kattığı - hedefini |
E | kalıcı bir iz bıraktığı - oranını |
4 numaralı soru için açıklama
- İlk boşlukta; sinema salonunun evden farkı aranmalıdır. Sinema salonu, insanların bir araya gelerek filmi birlikte izlediği bir yerdir, bu nedenle "ortak bir heyecan yaşattığı" (B) ifadesi bağlama kusursuz uyar.
- İkinci boşlukta; dijitalin getirdiği evdeki konforun, geleneksel sinemaya zarar verme (kan kaybetme) durumu bir risktir/tahmindir. Bu durumun "olasılığı" (B) veya "ihtimali" artar. Kan kaybetme süresi (C), hedefini (D) veya oranını (E) ifadeleri dil bilgisi ve anlamsal açıdan cümleye uymaz.
Soru 5 |
(I) Dünyaca ünlü yönetmen, son filminde tamamen sanal gerçeklik kameraları kullanarak sinema dünyasında yeni bir çığır açtı. (II) Eleştirmenler, filmin görsel dünyasını "kusursuz bir rüya deneyimi" olarak tanımlayıp eseri yere göğe sığdıramadı. (III) Ne var ki yönetmen, senaryonun bazı kısımlarının bir yapay zekâ programı tarafından yazıldığını itiraf edince izleyicilerde büyük bir şaşkınlık yarattı. (IV) Kurgu sürecini hızlandırmak için bu teknolojiye başvurduğunu ifade eden yönetmen, teknolojik araçların kendi ilham perilerini harekete geçirdiğini savundu. (V) Sinema otoritelerinin bir kısmı bu yenilikçi adımı alkışlarken bir kısmı da sanatın ruhunu öldürdüğü gerekçesiyle yönetmeni sert bir şekilde eleştiriyor.
Bu parçada numaralanmış cümlelerde söz edilen yönetmen ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A | I. cümlede, elde ettiği başarının sinema sektöründeki yeniliğine dikkat çekilmiştir. |
B | II. cümlede, eserinin uzmanlar tarafından takdirle karşılandığı belirtilmiştir. |
C | III. cümlede, eserinin üretim sürecinde başvurduğu sıra dışı bir durumdan bahsedilmiştir. |
D | IV. cümlede, meslektaşlarına eserlerinde teknolojik araçları kullanmaları yönünde bir
tavsiyede bulunulmuştur. |
E | V. cümlede, teknoloji kullanımına yönelik tercihinin zıt tepkilere yol açtığı dile getirilmiştir |
5 numaralı soru için açıklama
Şıkları sırasıyla eşleştirdiğimizde A, B, C ve E seçeneklerinin metinle birebir örtüştüğünü görürüz. Ancak IV. cümlede yönetmen; teknolojiyi kendi kurgu sürecini hızlandırmak ve kendi ilhamını harekete geçirmek için kullandığını açıklamıştır. Başka yönetmenlere veya meslektaşlarına yönelik herhangi bir "kullanmalısınız" veya "tavsiye ederim" vurgusu bulunmamaktadır.
Soru 6 |
- Göçmen kuşlar, gece uçuşlarında yönlerini bulmak için yıldızların konumundan faydalanır.
- Şehirlerdeki aşırı yapay aydınlatma, bu kuşların yollarını kaybederek binalara çarpmalarına neden olmaktadır.
Bu iki cümlede ifade edilenlerin doğru bir biçimde birleştirilmiş hâli aşağıdakilerden hangisidir?
A | Yıldızların konumundan faydalanan göçmen kuşların binalara çarpma nedenleri, yapay aydınlatmalar kullanılarak bilimsel olarak ispatlanabilir. |
B | Göçmen kuşlar gece uçuşlarında yönlerini yıldızların konumuyla buldukları için şehirlerdeki yapay aydınlatmalar onların yollarını kaybedip binalara çarpmalarına yol açmaktadır. |
C | Göçmen kuşlar, yıldızların konumunu takip etmelerine rağmen şehirlerdeki yapay aydınlatmalar yüzünden binalara çarparak hayatlarını kaybetmektedir. |
D | Şehirlerdeki yapay aydınlatmalarla etkileşime giren göçmen kuşların yıldızların konumunu kaybetmesi, binalara çarpmalarına sebep olmaktadır. |
E | Göçmen kuşlar yollarını kaybedip binalara çarpsalar da gece uçuşlarında yıldızların konumundan faydalanmaya devam edebilirler. |
6 numaralı soru için açıklama
Tıpkı orijinal ÖSYM balina sorusunda (2025 TYT Türkçe 6. soru) olduğu gibi, burada da kuşların yön bulma aracı (yıldızlar) ile bunun bozulmasına neden olan etken (yapay aydınlatma) arasında bir neden-sonuç ilişkisi kurulmalıdır. A şıkkında "ispatlanabilir" yorumu yapılmış, C şıkkında "rağmen" ve "hayatlarını kaybetmektedir" (orijinalinde hayatını kaybetmek değil çarpmak geçiyor) denilerek anlam bozulmuş, D şıkkında "etkileşime giren" denilerek kelimeler değiştirilmiş, E şıkkında ise bambaşka bir zıtlık yaratılmıştır. Orijinal yargıları ne eksik ne fazla, tam bir neden-sonuç bağıyla ("buldukları için") birleştiren B şıkkı doğru cevaptır.
Soru 7 |
Bir düşünürün de dediği gibi, "Hatalarını sadece talihsizlik olarak adlandıranlar, bu hataların kendilerine sunacağı bilgeliği ellerinin tersiyle itmiş olurlar."
Aşağıdakilerden hangisi bu cümle ile anlamca aynı doğrultudadır?
A | Başarısızlıkları kaderin bir cilvesi saymak, onlardan elde edilebilecek deneyimi yok eder. |
B | Sürekli geçmişteki hatalarına takılıp kalanlar, geleceğin sunduğu fırsatları göremezler. |
C | İnsanın kendini geliştirebilmesi için öncelikle eksik yönlerini başkalarına itiraf etmesi gerekir. |
D | Karşılaşılan zorluklar karşısında pes etmeyenler, eninde sonunda başarıyı yakalarlar. |
E | Hataların farkına varmak, onları telafi etmenin ve yeni bir yola girmenin ilk adımıdır. |
7 numaralı soru için açıklama
Tıpkı ÖSYM'nin 7. sorusundaki "geçmiş / yinelemek" ilişkisi gibi, bu simülasyon sorusunda da "hata / talihsizlik / bilgelik" ilişkisini çözmemiz gerekiyor. Verilen
cümlede, kendi hatalarını kendi sorumluluğu olarak görmeyip "talihsizlik" (kötü şans) olarak nitelendiren kişilerin, o hatadan "bilgelik" (ders/tecrübe) kazanamayacağı vurgulanmıştır.
- B şıkkı geçmişe takılmaktan,
- C şıkkı itiraf etmekten,
- D şıkkı pes etmemekten,
- E şıkkı ise hatayı telafi etmekten bahseder. Bu şıklar cümlenin temel odak noktasından uzaktır.
Soru 8 |
"Klasik romanların evrensel insan doğasını yansıtan kurgusal yapısı hiçbir zaman sıradan değildir."
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ögelerin dizilişi bu cümleninkiyle aynıdır?
A | Yazarın iç dünyasını yansıtan bu şiirler, duyarlı bir okuyucuda derin bir iz bırakır. |
B | Şiir sanatının temelinde kelimelerin gizemli dünyasını keşfetme arzusu yatar. |
C | Gerçek sanat eserleri, çağının ötesine geçebilen yenilikçi bir vizyonla var olur. |
D | Edebi metinleri dönemin sosyal şartlarından bağımsız bir şekilde düşünmek mümkün değildir. |
E | Usta sanatçılar, toplumun aynası olma görevini yüzyıllardır büyük bir başarıyla sürdürüyor. |
8 numaralı soru için açıklama
- Özne: Klasik romanların evrensel insan doğasını yansıtan kurgusal yapısı
- Zarf Tümleci: sıradan
- Yüklem: sıradan değildir ("Değil" tek başına alınmaz, bu nedenle bu isim cümlesinde zarf tümleci ile yüklem birlikte yüklemi oluşturur).
- A şıkkı: Özne - Dolaylı Tümleç - Belirtisiz Nesne - Yüklem
- B şıkkı: Dolaylı Tümleç - Özne - Yüklem
- D şıkkı: [Edebi metinleri dönemin sosyal şartlarından bağımsız bir şekilde düşünmek] (Özne) [mümkün değildir] (Yüklem). Bu seçenekte cümlenin "değildir" ile bitmesi sizi yanıltabilir; ancak bu cümlede zarf tümleci yoktur, bu nedenle doğru cevap olamaz.
- E şıkkı: Özne - Belirtili Nesne - Zarf Tümleci - Zarf Tümleci - Yüklem
- C şıkkı: [Gerçek sanat eserleri] (Özne) [çağının ötesine geçebilen yenilikçi bir vizyonla] (Zarf Tümleci) [var olur] (Yüklem). (Öncüldeki dizilişle birebir örtüşmektedir.)
Soru 9 |
(I) Onyedinci yüzyılda yaşayan Evliya Çelebi, ömrünün büyük bir kısmını yollarda geçirmiştir. (II) Gezip gördüğü coğrafyaların kültürel zenginliklerini benzersiz bir üslupla yazıya dökmüştür. (III) Ünlü seyyah, eserini kaleme alırken halkın anlayabileceği sade bir dil tercih etmiştir. (IV) Ancak onun bu devasa eserini okumak, o dönemin ruhunu derinden hissetmek demektir. (V) Bugüne kadar birçok yabancı dile çevrilen bu şaheser, edebiyatımız için evrensel bir değer taşımaktadır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde sıfat-fiil yoktur?
A | I |
B | II |
C | III |
D | IV |
E | V |
9 numaralı soru için açıklama
Cümleleri fiilimsiler açısından inceleyelim:
- I. cümle: "...yaşayan Evliya Çelebi..." -> yaşayan sözcüğü sıfat-fiildir (-an eki).
- II. cümle: "...gördüğü coğrafyaların..." -> gördüğü sözcüğü sıfat-fiildir (-dük eki). (Ayrıca "gezip" sözcüğü zarf-fiildir).
- III. cümle: "...anlayabileceği sade bir dil..." -> anlayabileceği sözcüğü sıfat-fiildir (- ecek eki). (Ayrıca "alırken" sözcüğü zarf-fiildir).
- IV. cümle: "...eserini okumak, o dönemin ruhunu derinden hissetmek demektir." -> Bu cümlede yer alan "okumak" ve "hissetmek" sözcükleri isim-fiildir (-mak, -mek eki). Cümlede herhangi bir ismin sıfatı konumunda olan bir sıfat-fiil (ortaç) yoktur.
- V. cümle: "...çevrilen bu şaheser..." -> çevrilen sözcüğü sıfat-fiildir (-en eki).
Soru 10 |
Eleştirmenler, klasik eserlerdeki gizli mesajları (I) kolayca fark edebilir. O eserlerin kurgularını, karakterlerini (II) günümüz okuru için yeniden inceleyebilir. Bu, eleştiri kurumunun (III) edebiyata katkısının açık bir göstergesidir. Ama bu tutum, onları sadece birer "aracı" saymamızı gerektirmez. (IV) Yeter ki eleştirmen, bu değerlendirmelerinde tarafsız kalsın. (V)
Bu parçadaki altı çizili sözcüklerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A | I. sözcük, üçüncü çoğul kişi iyelik eki almıştır. |
B | II. sözcük, belirtme durumu eki almıştır. |
C | III. sözcük, tamlayan eki almıştır. |
D | IV. sözcük, olumsuz geniş zaman eki almıştır. |
E | V. sözcük, üçüncü tekil kişi emir eki almıştır |
10 numaralı soru için açıklama
- I. mesajları: Cümlede eleştirmenlerin bir şeye sahip olduğu anlatılmıyor, onların neyi fark ettiği anlatılıyor (Neyi fark edebilir? -> klasik eserlerdeki gizli mesajları). Buradaki sözcük "mesaj - lar (çoğul eki) - ı (belirtme durumu eki)" almıştır. İyelik eki (-ları) söz konusu değildir. (Yanlış)
- II. karakterlerini: karakter - ler - i (iyelik) - n - i (belirtme). (Doğru)
- III. kurumunun: "kurumunun ... göstergesidir" (tamlayan eki). (Doğru)
- IV. gerektirmez: geniş zamanın olumsuzu. (Doğru)
- V. kalsın: (O kalsın) 3. tekil kişi emir kipi. (Doğru)
Soru 11 |
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde büyük harflerin yazımıyla ilgili yanlışlık yapılmıştır?
A | Hafta sonu ailemle birlikte turistik bir gezi için Konya iline gittik. |
B | Geçtiğimiz yıllarda Süveyş Kanalı'nda yaşanan kaza, küresel ticareti derinden etkilemişti. |
C | Karadeniz Bölgesi'nin eşsiz güzelliklerinden biri olan Uzungöl beldesi her yıl binlerce turist ağırlar. |
D | Doğu Anadolu'nun zorlu kış şartlarında Zap suyu donduğunda yöre halkı ulaşımda büyük sıkıntı yaşar. |
E | Geçen ay ziyarete açılan Sümela Manastırı, Trabzon'un kültürel zenginliklerinin başında gelir. |
11 numaralı soru için açıklama
- A şıkkı: "Konya ili" kullanımında "il" kelimesi özel ada dâhil olmadığı için küçük yazılır, doğrudur.
- B şıkkı: "Süveyş Kanalı" coğrafi bir yer/su yolu adıdır, her iki kelime büyük harfle başlar, doğrudur.
- C şıkkı: "Karadeniz Bölgesi" büyük yazılır, "Uzungöl beldesi" derken idari birim olan "belde" kelimesi küçük yazılır, doğrudur.
- E şıkkı: "Sümela Manastırı" tarihî yapı adıdır, büyük harfle başlar, doğrudur.
- D şıkkı: Tıpkı orijinal sorudaki "Neretva nehri" örneğinde olduğu gibi, burada da "Zap suyu" bir coğrafi akarsu adıdır ve her kelimesi büyük harfle başlamalıdır. Doğru yazım "Zap Suyu" şeklinde olmalıydı.
Soru 12 |
İnsanlığın yüzyıllar boyunca inandığı olağan dışı (I) efsaneler, zamanla yerini bilimsel gerçeklere bırakmıştır. Bu süreçte pek çok asılsız bilginin hapsedildiği (II) tozlu raflar aydınlatılmıştır. Evrenin sırlarını çözmek için uzay boşluğundaki gök taşı (III) kalıntılarını inceleyen araştırmacılar; gezegenlerin nasıl oluştuğunu ve yörüngelerinde ne kadar yol katettiğini (IV) anlamak için doğabilimciler (V) ile ortak çalışmalar yürütmektedir.
Bu parçada numaralanmış sözlerden hangisinin yazımı yanlıştır?
A | I |
B | II |
C | III |
D | IV |
E | V |
12 numaralı soru için açıklama
- I. olağan dışı: "İç, dış, sıra" sözcükleriyle oluşturulan kelimeler daima ayrı yazılır yurt içi, yasa dışı, olağan dışı, ardı sıra). Doğrudur.
- II. hapsedildiği: "Hapis" ve "edilmek" birleşirken "i" sesi düşmüştür, bitişik yazılır. Doğrudur.
- III. gök taşı: İkinci kelime anlamını koruduğu için gök taşı, meteor taşı gibi gök cisimleri ayrı yazılır. Doğrudur.
- IV. katettiğini: Tıpkı orijinal soruda açıkladığımız gibi istisnai kural gereği "katetmek" her zaman bitişik yazılır. Doğrudur.
- V. doğabilimciler: Tıpkı orijinal sorudaki gök bilimciler örneğinde olduğu gibi, bilim adları ve onlarla uğraşan kişileri belirten sözcükler ayrı yazılır. Doğrusu "doğa bilimciler" şeklinde olmalıydı
Soru 13 |
Kendi doğrularının peşinden giden (,) (I) ideallerinden sapmayan bir insan mıdır başarılı? Yoksa her rüzgâra kapılarak (,) (II) başkalarını taklit ederek sahte bir şöhret kazanmak mı? Kalabalıklar içinde (,) (III) sessizce çalışırken kimsenin tahmin edemediği (,) (IV) bir başarıya imza atmak mıdır aslolan? Kesinlikle (,) (V) bunu başarmak hiç de kolay değil.
Bu parçada numaralanmış virgüllerden hangisi yanlış kullanılmıştır?
A | I |
B | II |
C | III |
D | IV |
E | V |
13 numaralı soru için açıklama
- I numaralı virgül: "giden" ve "sapmayan" sıfat-fiillerini (eş görevli söz öbeklerini) ayırır. Doğrudur.
- II numaralı virgül: "kapılarak" ve "taklit ederek" zarf-fiillerini (ulaçları) ayırır. Art arda gelen zarf-fiillerin arasına virgül konur. Doğrudur.
- III numaralı virgül: "Kalabalıklar içinde" ve "sessizce" durum zarflarını (eş görevli sözleri) ayırır. Doğrudur.
- V numaralı virgül: "Kesinlikle" onay/pekiştirme bildiren sözcüğünden sonra kullanılmıştır. Doğrudur.
- IV numaralı virgül: "kimsenin tahmin edemediği" niteleyici sıfat öbeği ile "bir başarıya" ismi arasına girmiştir. Bir sıfat tamlamasında sıfatla ismin arasına virgül konulması kural ihlalidir. Yanlıştır.
Soru 14 |
Görünüşü itibarıyla kuşları andıran uçan balıkların aslında okyanuslarda yaşadığını kaçımız duyduk ( ) bunu kendi gözlerimizle gördük mü ( ) Adı balık, görünüşü kuş gibi olmasına rağmen bu canlılar ne tam bir balık ne de bir kuştur ( ) yüzgeçleri kanadı ( ) kuyruk yapıları dümeni andırır. Bu eşsiz tür ( ) sıcak denizlerin tuzlu sularına adapte olmuş deniz canlıları familyasındandır.
Bu parçada ayraçlarla ( ) belirtilen yerlere aşağıdakilerin hangisinde verilen noktalama işaretleri sırasıyla getirilmelidir?
A | (?) (...) (,) (;) (,) |
B | (,) (?) (;) (,) (,) |
C | (,) (?) (:) (,) (;) |
D | (,) (!) (;) (,) (,) |
E | (?) (!) (;) (,) (;) |
14 numaralı soru için açıklama
- "kaçımız duyduk" sonrası küçük harfle başladığı için virgül (,), "gördük mü" sonuna soru işareti (?) konur.
- "...kuştur" cümlesi ile "...yüzgeçleri kanadı, kuyruk yapıları..." cümlesi birleşiyor. İkinci kısımda eş görevli sözcükleri ayıran (kanadı , kuyruk) virgül olduğu için, bu iki ana yargının arasına noktalı virgül (;) getirilmelidir.
- "Bu eşsiz tür" ise öznedir ve cümlenin geri kalanından virgül (,) ile ayrılmalıdır. Sıralama: (,) (?) (;) (,) (,)
Soru 15 |
Sinema tarihinde kimi yönetmenlerin, filmlerini çektikleri şehirlere âşık olduğuna ve o şehirleri sıradan bir mekân (dekor) olmaktan çıkarıp yaşayan bir başkaraktere dönüştürdüklerine tanık oluruz. Bu yönetmenler için şehrin sokakları, binaları ve havası, hikâyenin gidişatına yön veren canlı birer varlıktır. Woody Allen da bu tutumu benimseyen yönetmenlerin başında gelir. Bir basın toplantısında o, "Kameranın vizöründen New York’a ya da Paris’e baktığımda cansız caddeler veya soğuk binalar görmem; kendine has ruh hâli ve sırları olan eski bir dost görürüm. Çoğu zaman senaryonun akışını o dostun, yani şehrin kendisine bırakırım." diyerek bu durumu açıkça ifade eder.
Bu parçada Woody Allen'ın sözlerine yer verilmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A | Ele alınan konuyu bir örnek üzerinden somutlaştırarak açıklamak |
B | Savunulan düşüncenin eksik yönlerini bir anı aracılığıyla tamamlamak |
C | Karşıt görüşleri tanınmış birinin otoritesinden faydalanarak çürütmek |
D | Sinema ve mekân ilişkisine dair bilinenin aksine farklı bir bakış açısı sunmak |
E | Aynı olguya dair birden fazla örneği karşılaştırmalı olarak değerlendirmek |
15 numaralı soru için açıklama
Bu metinde yazar önce soyut bir iddiada bulunmuştur: "Yönetmenlerin şehri bir dekor değil, yaşayan bir başkarakter olarak görmesi." Ardından bu durumu okurun zihninde ete kemiğe büründürmek için Woody Allen'ın bir filmi çekerken şehre nasıl "eski bir dost" gibi yaklaştığını onun kendi sözleriyle örneklendirmiş ve durumu somutlaştırmıştır.
Bir eksikliği tamamlama (B), karşıt fikri çürütme (C), farklı bir bakış açısı sunma (D) veya birden fazla örnek verme (E) durumları söz konusu değildir.
Soru 16 |
(I) Kariyeri boyunca çok sevdiğiniz başyapıtlara imza atan bir yönetmenin, izlerken sıkıntıdan patladığınız başarısız filmleri de pekâlâ olabilir. (II) Sinema dünyasında kimi yönetmenler kusursuz görsel kompozisyonlarıyla öne çıkar, kimileri de sarsıcı senaryolarıyla. (III) Sizi koltuğunuza çivileyen gerilim ustaları bulunduğu gibi, naif sahneleriyle ruhunuzu okşayanlar da vardır. (IV) Biri diyalog yazmakta o kadar ustadır ki karakterler hiç susmasın istersiniz; diğerinin sessiz sahneleri o kadar etkilidir ki tek bir kelime bile fazla gelir. (V) Bazılarının toplumsal sorunlara cesurca ayna tutması, bazılarının ise sadece bireyin iç dünyasındaki fırtınaları resmetmesi sizi derinden etkileyebilir.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A | I |
B | II |
C | III |
D | IV |
E | V |
16 numaralı soru için açıklama
Tıpkı 16. orijinal (TYT 2025 Türkçe) soruda olduğu gibi bu metinde de II, III, IV ve V. cümleler; sinema dünyasındaki farklı yönetmenlerin kendilerine has güçlü özelliklerini ardı ardına (kimi/kimileri, biri/diğeri, bazılarının/bazılarının bağlarıyla) sıralamaktadır. Ancak I. cümle, bu konudan tamamen bağımsız olarak tek bir yönetmenin kendi filmografisindeki tutarsızlıktan (iyi film / kötü film) bahsetmektedir. Geri kalan hiçbir cümlede bu duruma değinilmemiştir. Dolayısıyla I. cümle, düşüncenin akışını bozmaktadır.
Soru 17 |
(I) Kuzey Avrupa'nın incisi sayılan Faroe Adaları, okyanusun ortasında dik kayalıklardan oluşan bir takımadadır. (II) Bu volkanik adaların en dikkat çekici olanı, sarp uçurumlarıyla bilinen Kalsoy'dur. (III) Yemyeşil vadilerin kapladığı, deniz kuşları açısından son derece zengin olan Kalsoy, aynı zamanda bölgenin en popüler turistik noktasıdır. (IV) Adanın yerli halkı olan Faroeliler, yüzyıllardır süregelen denizcilik gelenekleriyle dikkat çekiyor ve bu mirası korumak için çabalıyor. (V) Kültürlerinin temelinde okyanusun acımasız ama cömert bir güç olduğu, her deniz canlısına saygı duyulması gerektiği inancı yatıyor. (VI) Kuşaktan kuşağa aktarılan balina avı ritüelleri ve geleneksel tekne yarışları, doğayla kurdukları bu derin bağın bir parçası olarak kabul ediliyor.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
A | II |
B | III |
C | IV |
D | V |
E | VI |
17 numaralı soru için açıklama
Metnin analizini yaptığımızda:
- I, II ve III. cümlelerde Faroe Adaları'nın ve özellikle Kalsoy Adası'nın volkanik yapısı, uçurumları, vadileri ve kuş türleri; yani tamamen fiziksel/coğrafi özellikleri anlatılmıştır.
- IV. cümle ile birlikte odak noktası aniden coğrafyadan insan unsuruna, yani "Faroelilere ve onların denizcilik geleneklerine" kaymıştır. V ve VI. cümleler de bu halkın inançları ve ritüelleriyle (kültürüyle) konuyu devam ettirmiştir.
- İkinci paragrafın giriş cümlesi olmaya en uygun, konu değişiminin yaşandığı yargı IV. cümledir.
Soru 18 |
Bir marangoz, onarılması için atölyesine getirilen ve üzeri yılların getirdiği çiziklerle, kahve lekeleriyle dolu olan eski bir yemek masasını zımparalayıp yepyeni bir hâle getirmeyi reddeder. Bunun yerine, masanın üzerindeki derin çiziklerin içini özel ve renkli bir reçineyle belirginleştirir. Ona göre o masadaki her bir çizik ve leke, etrafında toplanan ailenin yaşanmışlıklarını, neşeli bayram yemeklerini veya hararetli tartışmalarını simgelemektedir. Marangozun bu yaklaşımı, ---- estetik bir anlayışı yansıtır.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A | nesnelerin kullanım ömrünün teknolojik yeniliklerle nesilden nesile uzatılabileceğini savunan |
B | eşyaların üzerindeki yıpranmışlık izlerinin onların ruhunu ve eşsiz tarihini oluşturduğu fikrini benimseyen |
C | kusursuzluğun ancak doğadaki malzemelerin insan eliyle tamamen değiştirilmesiyle elde edilebileceğini vurgulayan |
D | geçmişteki yaşanmışlıkların insan zihninde zamanla silinmeye yüz tutmasının önüne geçmeye çalışan |
E | modern ve kusursuz tasarımların geleneksel el işçiliğinin yerini hiçbir zaman tutamayacağını ifade eden |
18 numaralı soru için açıklama
Tıpkı kintsugi sanatını anlatan 18. orijinal soruda olduğu gibi, bu metinde de bir nesnenin (masanın) hasarları ve kusurları (çizikler, lekeler) yok edilmek yerine renkli reçineyle belirginleştirilmiş ve yüceltilmiştir.Marangoza göre bu çizikler masanın "yaşanmışlıklarını" temsil etmektedir. Dolayısıyla marangozun estetik anlayışı, yıpranmışlığın nesneyi değersizleştirmediğini, aksine onun ruhunu ve tarihini yansıttığını savunmaktadır. Bu kavramı kusursuzca karşılayan seçenek B şıkkıdır. (A şıkkı teknolojiye, C şıkkı kusursuzluğa, D şıkkı hafızaya, E şıkkı ise modernite karşıtlığına odaklanarak metnin ana fikrinden sapar.)
Soru 19 |
Son yıllarda dünya yüzme şampiyonalarında elde edilen derecelere bakıldığında, daha önce kırılamaz denilen pek çok rekorun altüst olduğu görülüyor. Havuzda her geçen yıl daha kısa sürelerde bitiş çizgisine ulaşan yüzücüler izliyoruz. Örneğin 2000'li yılların başındaki standart kumaş mayolarla elde edilen hız limitleri, günümüzde su sürtünmesini neredeyse sıfıra indiren ve sporcunun kaslarını destekleyen yüksek teknolojili poliüretan mayoların üretilmesiyle saniyelerce ileriye taşınmıştır. Bu durum gösteriyor ki ----.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A | yüzücülerin antrenman programlarının eskiye göre daha bilimsel temellere dayanması yarış sürelerini doğrudan etkilemektedir |
B | sporda kullanılan donanımların ve teknolojik tasarımların gelişmesi sporcuların başarı sınırlarını yukarı çekmektedir |
C | yeni nesil sporcuların fiziksel kapasitelerinin eskilere oranla daha üstün olması yeni rekorları beraberinde getirmektedir |
D | su sporlarına duyulan küresel ilginin artması, bu alandaki rekabetin daha da kızışmasına zemin hazırlamıştır |
E | yarış kurallarında yapılan esneklikler, sporcuların su içindeki hareket kabiliyetini artırarak onlara avantaj sağlamıştır |
19 numaralı soru için açıklama
Tıpkı sırıkla atlama örneğini barındıran 19. orijinal sorumuzda olduğu gibi, bu metinde de yüzücülerin hızlanma nedeni olarak açıkça "standart kumaş mayolardan yüksek teknolojili poliüretan mayolara geçiş" (yani malzeme/ekipman gelişimi) örnek gösterilmiştir. A şıkkı antrenmandan, C şıkkı sporcunun fiziksel gücünden, D şıkkı rekabetten, E şıkkı ise kurallardan bahseder; bu yüzden hepsi elenir. Parçadaki "yüksek teknolojili mayoların hızı artırması" örneğini tam olarak özetleyen yargı, donanım ve tasarımların gelişmesine vurgu yapan B seçeneğidir.
Soru 20 |
Çoğu kurbağa türü kış aylarının dondurucu şartlarına dayanamazken, orman kurbağaları vücutlarındaki suyun büyük bir kısmını buza çevirerek derin bir donma evresine girer. Bu durum, onların aylarca donmuş toprak altında kalmalarına ve bahar sıcaklarıyla birlikte çözülerek yeniden hayata dönmelerine olanak tanır. Donma evresini canlı atlatan bu kurbağaların varlığı, orman ekosisteminin dengesini korumasıyla yakından bağlantılı olduğu için muazzam bir değere sahiptir ve pek çok biyolojik araştırmanın merkezinde yer alır. Yakın tarihte yapılan bir inceleme sırasında, beklenmedik bir orman yangınından sonra küller altında kalan donmuş kurbağaların öldüğü varsayılırken, buzları çözüldüğünde hiçbir hasar almadan yaşamaya devam ettikleri fark edilmiştir. Bu durum, orman dengesi için vazgeçilmez olan bu canlıların ani ısı şoklarına ve oksijensizliğe fiziksel olarak direnç gösterebildiklerini kanıtlamıştır.
Bu parçadan orman kurbağalarıyla ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?
A | Doğadaki ani ısı şoklarına karşı bütün amfibi (iki yaşamlı) canlılardan daha dayanıklı olduklarına |
B | Dondurucu soğuklarda gösterdikleri hayatta kalma refleksinin orman yangınlarının sayısını azalttığına |
C | Donma evresine girmelerinin, içinde bulundukları doğal çevrenin istikrarı için hayati bir önem taşıdığına |
D | Bilimsel araştırmaların odağında sadece onların üreme ritüellerinin ve beslenme alışkanlıklarının bulunduğuna |
E | Orman yangınlarından sonra vücutlarındaki suyu buza çevirme hızlarının eskiye oranla arttığına |
20 numaralı soru için açıklama
Tıpkı 20. orijinal sorumuzda kraliçe arının ekosistemdeki rolünü aradığımız gibi, bu metinde de orman kurbağalarının doğadaki rolünü bulmalıyız. Parçadaki kilit cümle şudur: "Donma evresini canlı atlatan bu kurbağaların varlığı, orman ekosisteminin dengesini korumasıyla yakından bağlantılı olduğu için muazzam bir değere sahiptir."
- A şıkkı "bütün amfibilerden dayanıklı" diyerek aşırı bir genelleme yapar,
- B şıkkı yangın sayısını azalttıklarını iddia eder,
- D şıkkı üreme/beslenme gibi metin dışı konulara girer,
- E şıkkı ise yangın sonrası hızlarının arttığını uydurur.
Soru 21 |
Zaman algısı, nesnel bir saat tıkırtısından çok daha karmaşık bir zihinsel süreçtir. Bilim insanları eskiden zamanın herkes için aynı hızda, sabit bir çizgide aktığını varsayıyordu. Ancak güncel nörolojik araştırmalar, zaman algımızın beynimizdeki dopamin seviyesiyle ve o anki odaklanma düzeyimizle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya çıkardı. Peki, bu odaklanmanın yönü değiştiğinde ne oluyor? Bir deneyde katılımcılardan sıkıcı ve monoton bir videoyu izlemeleri istendiğinde, sürenin gerçekte olduğundan çok daha uzun geçtiğini hissettikleri raporlanmıştır. Başka bir çalışmada ise araştırmacılar, insanların heyecan verici ve keyifli bir aktivite içindeyken zamanın normalden çok daha hızlı akıp gittiği hissine kapıldıklarını, algılanan sürenin tamamen o anki duygu durumuna göre esnediğini kanıtlamıştır.
Bu parçadan zaman algısıyla ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?
A | İnsan beyni, karmaşık ve zorlayıcı görevler sırasında zamanı daha doğru hesaplama eğilimindedir. |
B | Teknolojik aletlerin hayatımıza girmesiyle birlikte modern insanın zamanı algılama biçimi hızlanmıştır. |
C | Dopamin seviyesindeki kalıcı düşüşler, bireyin geçmiş olayları hatırlama süresini uzatmaktadır. |
D | Bireyin içinde bulunduğu psikolojik durum, geçen sürenin zihinde farklı uzunluklarda hissedilmesine yol açar. |
E | Sıkıcı aktivitelerin insan zihninde bıraktığı yorgunluk, sonraki zaman dilimlerinin daha verimli geçmesini engeller. |
21 numaralı soru için açıklama
Tıpkı 21. orijinal sorumuzda "o andaki düşüncelerin anıyı değiştirmesi" mantığını aradığımız gibi, bu metinde de zamanın akış hızının neye göre değiştiğini bulmalıyız. Parçanın son cümlesindeki şifremiz şudur: "algılanan sürenin tamamen o anki duygu durumuna göre esnediği..."
- A şıkkı zorlayıcı görevlerden,
- B şıkkı teknolojiden,
- C şıkkı geçmiş olayları hatırlamadan,
- E şıkkı ise sonraki zaman diliminin veriminden bahsederek metnin dışına çıkar.
Soru 22 |
Bir sınavdan çok yüksek not aldığınızda bunu neye bağlarsınız? Zekânıza ve ne kadar sıkı çalıştığınıza mı yoksa o gün şanslı gününüzde olduğunuza mı? Psikolojide başarıları kişisel özelliklere, başarısızlıkları ise dışsal etkenlere bağlama eğilimi "kendine hizmet eden atıf yanlılığı" olarak adlandırılır. Araştırmalar, insanların kendi öz saygılarını korumak için bu yola sıklıkla başvurduğunu gösteriyor. Söz konusu kavram; kişilerin elde ettikleri olumlu sonuçlarda tamamen kendi çabalarını ve yeteneklerini merkeze alırken, olumsuz sonuçlarla karşılaştıklarında faturayı şanssızlık, zor sorular veya kötü hava gibi çevresel koşullara kesme refleksini açıklar.
Bu parçada söz edilen kendine hizmet eden atıf yanlılığı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A | Kişiler, hayatta elde ettikleri başarıların anlık tesadüflerle değil, her zaman uzun süreli planlamalarla gerçekleştiğine inanmaktadır. |
B | Bireyler, çevrelerindeki insanların başarılarını takdir ederken onların yeteneklerinden çok şans faktörünü ön plana çıkarmaktadır. |
C | İnsanların çoğu, karşılaştıkları başarısızlıklarda kendi yetersizliklerini kolayca kabul edip bunları düzeltme yoluna gitmektedir. |
D | Bireyler, yaşadıkları gurur verici durumlarda kendi özelliklerini yüceltirken, istenmeyen durumlarda dış dünyayı sorumlu tutmaktadır. |
E | Başarısızlık anında sürekli olarak çevresini suçlayan insanlar, zamanla sosyal çevreleri tarafından dışlanma korkusu yaşamaktadır. |
22 numaralı soru için açıklama
Burada "kendine hizmet eden atıf yanlılığı"nın tam karşılığını arıyoruz. Metindeki kilit tanım şudur: "olumlu sonuçlarda tamamen kendi çabalarını ve yeteneklerini
merkeze alırken, olumsuz sonuçlarla karşılaştıklarında faturayı çevresel koşullara kesme..."
- A şıkkı planlamadan,
- B şıkkı başkalarının başarısını değerlendirmekten (metin kişinin kendi başarısı hakkındadır),
- C şıkkı yetersizliği kabul etmekten,
- E şıkkı ise dışlanma korkusundan bahseder ve metinle ilgisizdir.
Soru 23 |
Muhabir: (I) ----?
Mimar: Mimariyi sadece estetik bir kabuk olmaktan çıkarıp çevreci bir temele oturtmak zorundayız. Geleneksel yapı malzemeleri yerine geri dönüştürülebilir materyalleri de sürece dâhil etmeliyiz. Ekolojik tasarım ilkeleri, tam da bu atık yönetimi ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada çok büyük bir rol oynamaktadır.Muhabir: (II) ----?
Mimar: Bir mimar, yapısını tasarlarken sadece bulunduğu bölgenin yerel dokusundan ilham alarak tamamen o yöreye ait bir eser ortaya koyabilir. Ama dilerse küresel ve modern çizgileri de bu tasarıma entegre etmek isteyebilir. Her proje için tek bir şablon belirleyip sınırları kesin olarak çizmek doğru bir yaklaşım değildir.Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A | (I) Çevre dostu malzemelerin maliyeti mimari projeleri nasıl etkiliyor
(II) Yerel mimari ile modern mimari arasındaki temel farklar nelerdir |
B | (I) Ekolojik tasarım anlayışının günümüz mimarisindeki işlevi nedir
(II) Yöresel unsurları kullanmak başarılı bir mimari eserin zorunlu bir şartı mıdır |
C | (I) Geleneksel yapı malzemelerinin terk edilmesinin asıl sebebi nedir
(II) Küresel mimari akımların ülkemizdeki yansımalarını nasıl değerlendiriyorsunuz |
D | (I) Mimari eserlerde estetiğin arka plana atılması okullarda nasıl karşılanıyor
(II) Her projenin kendine has bir dokusu olması gerektiğine katılıyor musunuz |
E | (I) Geri dönüştürülebilir materyallerin mimarideki ömrü ne kadardır
(II) Mimaride tek bir şablon üzerinden ilerlemek zaman tasarrufu sağlar mı |
23 numaralı soru için açıklama
- Mimar ilk cevabında ekolojik tasarım ilkelerinin mimarideki büyük rolünden (işlevinden) bahsetmektedir. Maliyet (A), terk edilme sebebi (C), estetiğin dışlanması (D) veya malzeme ömrü (E) gibi konulara değinmemiştir. Bu yüzden ilk soru "Ekolojik tasarım anlayışının günümüz mimarisindeki işlevi nedir?" olmalıdır.
- İkinci cevabında ise bir mimarın sadece yerel dokuyu kullanabileceğini ama isterse modern çizgileri de dâhil edebileceğini, "tek bir şablon/sınır çizmenin" yanlış olduğunu söylüyor. Bu açıklama, muhabirin sorduğu "Yöresel unsurları kullanmak başarılı bir mimari eserin zorunlu bir şartı mıdır?" sorusunun tam karşılığıdır.
Soru 24 |
Sanatsal yeteneklerin gelişimi, doğuştan getirilen yatkınlıklar ile yıllar süren disiplinli çalışmaların bir harmanıdır. Kişinin doğuştan sahip olduğu fiziksel avantajlar veya ritim duygusu, sanatsal serüveninin başındaki potansiyel sınırlarını çizer. Ancak bu ham yeteneğin hangi sanatsal üsluba dönüşeceği ve ne kadar ustalaşacağı, sanatçının aldığı eğitimlere ve çevresiyle olan etkileşimine bağlıdır. Bu uzun eğitim ve etkileşim süreci sonunda ortaya çıkan eserler, sanatçının gelecekteki üretimleri için sarsılmaz bir temel oluşturur. Kısacası sanatsal kimlik, kişinin yıllar boyunca akıttığı terin ve edindiği pratiklerin bir yansımasıdır.
Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?
A | Sanatsal başarının temelinde eğitimden çok doğuştan gelen yetenekler yatar. |
B | Çevresel etkileşimler sanatçının doğuştan gelen fiziksel avantajlarını zamanla yok eder. |
C | Sanatsal kimliğin oluşum sürecinde pratikler ve yaşanmışlıklar belirleyici bir role sahiptir. |
D | Gelecekteki eserlerin kalitesi, sanatçının erken dönemde aldığı ödüllerle ölçülür. |
E | Sanatta ustalaşmanın en önemli koşulu, yeteneğin doğuştan sınırlandırılmış olmasıdır. |
24 numaralı soru için açıklama
Tıpkı 24. orijinal sorumuzda "geçmiş yaşantıların zihni oluşturması" sonucunu aradığımız gibi, burada da son cümledeki yargıyı arıyoruz: "Kısacası sanatsal kimlik, kişinin yıllar boyunca akıttığı terin ve edindiği pratiklerin bir yansımasıdır." A şıkkı doğuştan gelen yeteneği üstün tutarak, B şıkkı etkileşimin yeteneği yok ettiğini söyleyerek, D ve E şıkları ise metinde hiç olmayan konulara girerek elenir. Ancak C şıkkı, son cümledeki "pratiklerin ve dökülen terin sanatsal kimliği yansıtması" yargısını kusursuzca özetleyerek doğru cevabı verir.
Soru 25 |
Müziğin benim için kimi zaman coşku, kimi zaman içgörü, kimi zaman da teselli olduğunu fark ettim. Hayatın dinamizmini hareketli bestelerden, hüznün derinliğini ise ağıtlardan öğrendim. Dünyanın coşku olduğunu marşlar, içgörü olduğunu tasavvufi eserler, teselli olduğunu ise klasik tınılar dinleyerek anladım.
Bu parçada müzik dinleme eylemi ile ilgili anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A | Hayatın zorluklarından kaçmak için insana güvenli bir sığınak yaratır. |
B | İnsana içsel bir farkındalık kazandırmasının yanı sıra ona yaşama sevinci verir ve ruhunu yatıştırır. |
C | Farklı kültürlerin duygusal birikimlerini ve ezgilerini nesilden nesile aktarır. |
D | Bireyin toplumsal olaylara karşı duyarlılığını artırarak empati yeteneğini güçlendirir. |
E | Zihni dinlendirerek günlük hayatta daha rasyonel kararlar alınmasına zemin hazırlar. |
25 numaralı soru için açıklama
Bu metinde yazarın müziğe yüklediği üç temel kavramın karşılığını şıklarda bulmalıyız: Coşku, İçgörü, Teselli.
- İçgörü: İnsanın kendi içine bakması, kendini anlaması (içsel bir farkındalık).
- Coşku: Hayatın dinamizmi, heyecan (yaşama sevinci).
- Teselli: Acıyı, hüznü hafifletme, avuntu (ruhunu yatıştırmak).
Soru 26 |
Eski fotoğraf albümlerini karıştırmak benim için her zaman büyüleyici ve beklenmedik duygularla dolu bir serüvendir. Geçmişte insanların bugünkünden çok daha durağan bir hayat yaşadığını düşünürken o siyah beyaz karelerdeki inanılmaz coşkuyu ve eğlenceyi görünce afallarsınız. Sadece bununla da kalmaz; bugün çok sessiz ve ıssız görünen bir sokağın, o yıllarda panayır yeri gibi cıvıl cıvıl olduğunu fark edersiniz. Belki de bir asır sonra bizim dijital karelerimize bakanlar da bu değişimi gördüklerinde nutku tutulmuş bir şekilde ekrana bakakalacaktır.
Bu parçaya göre eski fotoğraf albümleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A | Tarihî belgelerin doğruluğunu kanıtlamada en güvenilir kaynaktır. |
B | Geçmişe dair bilinenlerin aksine insanı hayretler içinde bırakan kesitler sunar. |
C | Eski mekânların günümüzdeki mimari değişimine bilimsel bir ışık tutar. |
D | Sanatsal fotoğrafçılığın gelişim aşamalarını kronolojik olarak gösterir. |
E | İnsanların zaman içindeki psikolojik değişimlerini açığa çıkarır. |
26 numaralı soru için açıklama
SİMÜLASYON ÇÖZÜMÜ: Tıpkı 26. orijinal sorumuzda yazarın eski dergileri okurken "şaşırması" ve bunu "hayret" kelimesiyle bulmamız gibi, burada da fotoğraf albümlerine bakan yazarın ana duygusunu tespit etmeliyiz.Metinde "afallarsınız", "beklenmedik duygular" ve "nutku tutulmuş bir şekilde bakakalacaktır" ifadeleri yazarın şaşkınlığını yansıtır. A, C, D ve E şıkları tarihsellik, mimari veya psikoloji gibi metnin asıl konusundan uzak akademik yargılara sapar. Ancak B şıkkı, metindeki bu afallama ve nutul tutulması hissini "insanı hayretler içinde bırakan kesitler" ifadesiyle tam isabetle karşılar.
Doğru Cevap: B
Soru 27 |
Osmanlı mimarisinin en zarif detaylarından biri olan kuş evleri, tarihsel süreçte yalnızca sokak hayvanlarına barınak olmakla kalmamış, kültürel bir şefkat sembolü hâline gelmiştir. Yapıların dış cephelerine yerleştirilen bu minyatür evler, üzerlerindeki ince oymalar ve bitki motifleriyle doğaya duyulan saygının ortak bir dili olmuştur. Bunun yanı sıra kuş evleri, toplumsal bir eğitim aracı olarak da işlev görmüştür. Sokaktan geçen çocuklara hayvan sevgisini aşılamak ve onlara merhamet duygusunu öğretmek için bu yapılar görsel bir mesaj sunmuştur. Devasa cami ve saray duvarlarına eşsiz bir görsel zenginlik katan kuş evleri, taşıdığı bu derin anlamlarla bugün de mimarlık tarihi araştırmalarına ışık tutmaktadır.
Bu parçada kuş evleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A | Toplumsal bir değerin öğretilmesinde kullanıldığına |
B | Yapıldığı binaların estetik değerini artırdığına |
C | Geçmişten günümüze bilimsel çalışmalara konu olduğuna |
D | Yaptıran kişinin ekonomik gücünü yansıttığına |
E | Barındırdığı şekillerle simgesel bir mesaj taşıdığına |
27 numaralı soru için açıklama
SİMÜLASYON ÇÖZÜMÜ: Tıpkı 27. orijinal sorumuzda "kapı tokmaklarını" eşleştirdiğimiz gibi, bu metni de adım adım tarayalım:
- "Toplumsal bir eğitim aracı olarak da işlev görmüştür... çocuklara merhamet duygusunu öğretmek" -> A şıkkını (Toplumsal bir değerin öğretilmesi) eler.
- "Devasa cami ve saray duvarlarına eşsiz bir görsel zenginlik katan" -> B şıkkını (Estetik değeri artırması) eler.
- "mimarlık tarihi araştırmalarına ışık tutmaktadır." -> C şıkkını (Bilimsel çalışmalara konu olması) eler.
- "kültürel bir şefkat sembolü... üzerlerindeki ince oymalar ve bitki motifleriyle" -> E şıkkını (Simgesel bir mesaj taşıması) eler.
- Ancak metnin hiçbir yerinde bu kuş evlerini yaptıran kişinin zengin olup olmadığına, yani "ekonomik gücüne" dair bir bilgi verilmemiştir. (Tıpkı orijinal sorudaki statü tuzağı gibi metin dışı bir yorumdur.)
Soru 28 |
Bilimsel çalışmalar, küçük yaşta enstrüman çalmaya başlamanın çocukların motor becerilerini ve el-göz koordinasyonunu gözle görülür biçimde artırdığını ortaya koyuyor. Müzik eğitiminin artıları bununla da sınırlı kalmıyor; nota okumayı öğrenen çocukların soyut düşünme kapasiteleri genişliyor ve farklı disiplinler arasındaki mantıksal bağları çok daha hızlı kurabiliyorlar. Ayrıca grup hâlinde müzik yapmak (orkestra veya koro), çocukların takım çalışmasına yatkınlıklarını artırarak onların yardımlaşma bilincini güçlendiriyor. Uzmanlar, düzenli pratik yapma zorunluluğunun bireyde sorumluluk duygusunu geliştirdiğini, bu sayede çocukların zaman yönetimi konusunda da yaşıtlarından daha başarılı olduklarını ifade ediyor.
Bu parçaya göre müzik eğitimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A | Zihinsel işlevlere olumlu yönde katkı sağlar. |
B | Bireylerin sosyalleşme süreçlerini destekler. |
C | Fiziksel ve bedensel becerilerin gelişimini tetikler. |
D | Liderlik özelliklerinin erken yaşta ortaya çıkmasını sağlar. |
E | Kişisel disiplin ve planlama yetisini güçlendirir. |
28 numaralı soru için açıklama
SİMÜLASYON ÇÖZÜMÜ: Tıpkı 28. orijinal sorumuzda yaptığımız gibi metni tarayarak şıklarla eşleştirelim:
- "motor becerilerini ve el-göz koordinasyonunu artırdığı" -> C şıkkını (Fiziksel/bedensel beceriler) eler.
- "soyut düşünme kapasiteleri genişliyor... mantıksal bağları hızlı kurabiliyorlar" -> A şıkkını (Zihinsel işlevler/bilişsel kapasite) eler.
- "grup hâlinde müzik yapmak... takım çalışması... yardımlaşma bilinci" -> B şıkkını (Sosyalleşme süreci) eler.
- "düzenli pratik yapma zorunluluğu... sorumluluk duygusu... zaman yönetimi" -> E şıkkını (Kişisel disiplin ve planlama) eler.
- Metinde takım çalışmasından bahsedilmiştir ancak herhangi birinin bu takımı yönettiğine, öne çıktığına veya "liderlik" vasfı kazandığına dair hiçbir bilgi yoktur.
Soru 29 |
Animasyon dünyasına yön veren ve bugünkü modern çizgi filmlerin temelini atan isimlerin başında Hayao Miyazaki gelir. Eserlerinde kullandığı eşsiz doğa tasvirleri, güçlü karakterler ve uçan fantastik makineler; izleyicilerin dikkatini anında çeker, kalplerinde umut ve cesaretin yeşermesini sağlardı. Miyazaki, çizdiği o büyüleyici dünyaların âdeta birer yansımasıydı; kendi iç dünyasını ve hayat felsefesini filmlerine aktarırdı. Onun filmlerindeki savaş karşıtı ögeler, kendi çocukluğunda şahit olduğu zorlukların ve yıkımların izlerini doğrudan taşıyordu. İzleyiciyi derin düşüncelere sevk ederken görsel bir şölen sunan yönetmen; insana ve evrene dair evrensel gerçekleri, estetik ve felsefi bir olgunlukla beyaz perdeye yansıtmayı başarmıştır.
Bu parçaya göre Hayao Miyazaki ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A | Animasyon sanatının gelişimine öncülük eden isimlerden biri olmuştur. |
B | Eserleriyle izleyicilerinde pozitif ve ilham verici hisler uyandırmıştır. |
C | Çizdiği filmlerde kendi kişisel geçmişinden ve görüşlerinden izler barındırmıştır. |
D | Tüm eserlerini birbirini tekrar eden sanatsal teknikler ve çizim yöntemleriyle oluşturmuştur. |
E | Hayata dair evrensel olguları sanatsal bir derinlikle izleyiciye sunmuştur. |
29 numaralı soru için açıklama
SİMÜLASYON ÇÖZÜMÜ: Tıpkı 29. orijinal sorumuzda yaptığımız gibi metni tarayarak şıklarla eşleştirelim:
- "bugünkü modern çizgi filmlerin temelini atan" -> A şıkkını (Sanatın gelişimine öncülük etmesi) eler.
- "kalplerinde umut ve cesaretin yeşermesini sağlardı" -> B şıkkını (Pozitif hisler uyandırması) eler.
- "kendi iç dünyasını... kendi çocukluğunda şahit olduğu zorlukların" -> C şıkkını (Kişisel geçmişinden izler barındırması) eler.
- "evrensel gerçekleri, estetik ve felsefi bir olgunlukla beyaz perdeye yansıtmayı başarmıştır" -> E şıkkını (Evrensel olguları sanatsal derinlikle sunması) eler.
- Ancak metinde Miyazaki'nin eserlerini "birbirini tekrar eden sanatsal tekniklerle" oluşturduğuna dair hiçbir ifade yoktur. Bu şık, tıpkı orijinal sorudaki "benzer içerikli senaryolar" tuzağının bir yansımasıdır.
Soru 30 |
Kedilerin yüksek bir yerden düştüklerinde genellikle dört ayak üstüne inmeleri, sıradan bir şans değil, "doğrulma refleksi" adı verilen karmaşık bir biyolojik mekanizmanın sonucudur. Geçmişte bu durumun sadece kedilerin kıvrak yapısıyla ilgili olduğu sanılıyordu. Güncel araştırmalar ise bu eşsiz yeteneğin asıl kaynağının, kedilerin iç kulağında yer alan ve dengeyi sağlayan vestibular aparat olduğunu kanıtlamıştır. Kediler havada düşmeye başladığı an bu aparat, bedenin yerçekimine göre hangi konumda olduğunu anında beynin ilgili merkezine iletir ve bu durum tutarlı bir reaksiyona neden olur. Bu uyarı sonucunda kedi, düşüş esnasında havada hızla dönerek ayaklarını yere paralel hâle getirir. Başka bir deyişle, dört ayak üstüne düşme eylemi, hayvanın iç kulağındaki yön bulma alıcılarının olası ölümcül darbelerden korunmak için tetiklediği otomatik bir hayatta kalma manevrasıdır.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A | Kedilerin düşme anında verdikleri fiziksel tepkinin iç kulaktaki alıcılar tarafından yönlendirildiğine |
B | Kedilerin esnek anatomisi sayesinde yüksekten düşmelerin yaratacağı sarsıntılara karşı tamamen dayanıklı olduğuna |
C | Dört ayak üstüne düşme eyleminin kedilerdeki biyolojik savunma mekanizmasının bir parçası olduğuna |
D | Kedilerde gözlemlenen bu dönüş refleksinin belirli bir algısal uyarıcı sonucunda ortaya çıktığına |
E | Doğrulma refleksini kullanan kedilerin düşüş esnasında benzer manevralar sergilediğine |
30 numaralı soru için açıklama
SİMÜLASYON ÇÖZÜMÜ: Tıpkı "köpeklerin silkelenmesi" sorusunda yaptığımız gibi metni tarayarak eşleştirelim:
- "iç kulağında yer alan ve dengeyi sağlayan vestibular aparat... bu eşsiz yeteneğin asıl kaynağının" -> A şıkkını (Alıcılar tarafından yönlendirilme) eler.
- "ölümcül darbelerden korunmak için tetiklediği otomatik bir hayatta kalma manevrasıdır" -> C şıkkını (Savunma mekanizmasının bir parçası olma) eler.
- "bedenin yerçekimine göre hangi konumda olduğunu anında beynin ilgili merkezine iletir... Bu uyarı sonucunda" -> D şıkkını (Bir uyarıcı sonucunda ortaya çıkma) eler.
- "bu durum tutarlı bir reaksiyona neden olur / havada hızla dönerek ayaklarını yere paralel hâle getirir" -> E şıkkını (Benzer manevralar / tutarlı tepkiler sergileme) eler.
- Ancak metinde kedilerin manevra yaparak darbelerden "korunmaya çalıştığı" anlatılmıştır. Esnek anatomileri sayesinde düşmelere veya sarsıntılara karşı tamamen dayanıklı/bağışık olduklarına dair hiçbir yargı (tıpkı orijinal sorunun B şıkkında tüy yapısının dayanıklılık getirdiğinin iddia edilmesi gibi) yoktur.
Soru 31 |
Yüzyıllar boyunca denizcilerin karanlık sulardaki en büyük sığınağı olan deniz fenerleri, geçmişte deniz ticaretinin ve güvenliğinin belkemiğini oluşturuyordu. İlk inşa edildiklerinde ateş yakılarak aydınlatılan bu kulelerin menzili sadece birkaç mil iken, mercek sistemlerinin keşfedilmesiyle bu mesafe onlarca mile çıkmıştır. Günümüzde gemi rotalarının uydular ve modern navigasyon sistemleriyle çizilmesi, deniz fenerlerinin hayati işlevini büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır. Ancak rotasını dijital ekranlardan çizen modern denizciler için bile bu yapılar, denize duyulan saygının ve denizcilik kültürünün vazgeçilmez bir sembolü olmaya devam etmektedir. Kıyı kasabalarında dilden dile dolaşan "Fenerin ışığı sönmeden umut sönmez." deyişi, bu nostaljik yapıların insan psikolojisindeki yerini açıkça gösterir.
Bu parçaya göre deniz fenerleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A | Kullanılan donanımların değişmesiyle etki alanının genişlediği |
B | Denizcilik kültüründe manevi ve simgesel bir değere sahip olduğu |
C | Teknolojik gelişmelerin ardından asıl kullanım amacını yitirdiği |
D | Modern navigasyon teknolojilerinin üretilmesine öncülük ettiği |
E | İnsanların duygu dünyasında olumlu bir yansıması bulunduğu |
31 numaralı soru için açıklama
SİMÜLASYON ÇÖZÜMÜ: Tıpkı 31. orijinal sorumuzda uyguladığımız gibi, metni tarayarak tuzağı bulalım:
- "Ateş yakılarak... mercek sistemlerinin keşfedilmesiyle menzili onlarca mile çıkmıştır" -> A şıkkını (Donanım değişimiyle etki alanının genişlemesi) eler.
- "Denizcilik kültürünün vazgeçilmez bir sembolü olmaya devam etmektedir" -> B şıkkını (Kültürde manevi değere sahip olması) eler.
- "Uydular ve modern navigasyon sistemleri... hayati işlevini büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır" -> C şıkkını (Teknolojik gelişmeyle asıl amacını yitirmesi) eler.
- "Fenerin ışığı sönmeden umut sönmez deyişi... insan psikolojisindeki yeri" -> E şıkkını (Duygu dünyasında olumlu bir yansıması olması) eler.
- Metinde navigasyon teknolojilerinden bahsedilmiştir ancak deniz fenerlerinin bu teknolojilerin üretilmesine öncülük ettiğine/katkı sağladığına dair hiçbir bilgi yoktur. Tıpkı orijinal sorudaki Çin Seddi gibi, deniz fenerleri de teknolojiyi üretmemiş; aksine teknolojinin gelişmesiyle işlevsiz kalmıştır.
Soru 32 |
Antik Çağ'da İstanbul Boğazı'nın girişini kontrol altında tutmak amacıyla inşa edilen Kız Kulesi, kentin Osmanlı egemenliğine geçmesinden sonra bu stratejik görevini geride bıraktı. 19. yüzyıldaki kolera salgını sırasında karantina hastanesi olarak işlev gören, daha sonra şiddetli bir deprem yüzünden ağır hasar alan kule; uzun süren onarım faaliyetlerinin bitmesiyle 2000 yılında ziyarete açılarak turizme kazandırıldı. Bu onarım çalışmaları esnasında kulenin zemininde, eskiden yağmur sularını toplamak için yapıldığı anlaşılan ve gizli bir dehlizle denize bağlanan tarihî bir sarnıç gün yüzüne çıkarıldı. Arkeologlar sarnıcın, kule sakinlerinin tatlı su ihtiyacını karşıladığını ifade etti.
Bu parçada Kız Kulesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A | Hasar görmesine yol açan temel etkene |
B | İşlevinin zaman içerisinde farklılaştığına |
C | Onarım çalışmalarında tercih edilen mimari yönteme |
D | Kendisiyle bağlantılı eski bir yapının bulunduğuna |
E | Ziyaretçilerin kullanımına sunulduğu tarihe |
32 numaralı soru için açıklama
SİMÜLASYON ÇÖZÜMÜ: Tıpkı 32. orijinal sorumuzda uyguladığımız "dedektif gibi metin tarama" adımlarını uygulayalım:
- "şiddetli bir deprem yüzünden ağır hasar alan" -> A şıkkını (Hasara yol açan etken) eler.
- "kontrol altında tutmak amacıyla... karantina hastanesi olarak... turizme kazandırıldı" -> B şıkkını (İşlevinin farklılaşması) eler.
- "2000 yılında ziyarete açılarak" -> E şıkkını (Kullanıma sunulduğu tarih) eler.
- "kulenin zemininde... tarihî bir sarnıç gün yüzüne çıkarıldı" -> D şıkkını (Bağlantılı yapının bulunması) eler.
- Metinde kulenin "uzun süren onarım faaliyetlerinden" geçirildiği belirtilmiştir ancak bu onarım esnasında hangi mimari yöntemin tercih edildiğine dair bir detay (Örn: yığma taş tekniği, çelik güçlendirme vb.) kesinlikle verilmemiştir. (Orijinal sorudaki restorasyon tekniği çeldiricisinin birebir aynısıdır.)
Soru 33 |
Japonya'nın dağlık bölgelerinde yer alan Shirakawa-go köyü sakinleri, her sonbaharda rüzgâra ve kara karşı koyan meşhur "Gassho-zukuri" evlerinin kışa hazırlığını yapmak için toplanır. Dik eğimli devasa saz çatılarıyla öne çıkan ve kökleri 18. yüzyıla kadar dayanan bu mimari harikalar, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bölgenin uluslararası alandaki en büyük gurur kaynağıdır. Şiddetli kar yağışlarının evleri çökertmesini engellemek amacıyla, köydeki herkes imece usulüyle bu ağır sazlıkları yeniler. Köylüler için bu zorlu onarım süreci, sadece eski bir yapıyı koruma çabasının çok ötesinde bir şenliktir; aralarındaki bağları güçlendirdikleri, omuz omuza verip eski gelenekleri diri tuttukları paha biçilmez bir sosyalleşme anıdır.
Bu parçada Shirakawa-go evleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A | Uluslararası düzeyde kabul görmüş prestijli bir değer taşıdıklarına |
B | Japon mimari tarihinde inşa edilen ilk ve en dayanıklı ahşap yapılar olduklarına |
C | Mevsimsel yıpranmalara karşı bölge sakinlerinin ortaklaşa mesai harcadığına |
D | Yöre halkının birbirleriyle olan iletişimini ve kültürel bağlarını desteklediğine |
E | Dış görünümleri bakımından onları farklı kılan mimari detaylara sahip olduklarına |
33 numaralı soru için açıklama
SİMÜLASYON ÇÖZÜMÜ: Tıpkı 33. orijinal sorumuzda "Cenne Ulu Camisi'ni" taradığımız gibi, Shirakawa-go evlerini de tarayalım:
- "UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan... uluslararası alandaki en büyük gurur" -> A şıkkını (Uluslararası düzeyde prestij) eler.
- "herkes imece usulüyle bu ağır sazlıkları yeniler" -> C şıkkını (Ortaklaşa mesai harcama) eler.
- "bağları güçlendirdikleri... sosyalleşme anıdır" -> D şıkkını (İletişim ve kültürel bağları destekleme) eler.
- "Dik eğimli devasa saz çatılarıyla öne çıkan" -> E şıkkını (Dış görünümleriyle farklı kılan detaylar) eler.
- Metinde evlerin köklerinin "18. yüzyıla kadar dayandığı" ve "rüzgâra, kara karşı koydukları" belirtilmiştir. Ancak bu evlerin Japon mimarisindeki "ilk" veya "en dayanıklı" yapılar olduğuna dair hiçbir kıyaslama cümlesi metinde geçmemektedir. (Tıpkı orijinal sorudaki "en eski binalarından biri" tuzağı gibi).
Soru 34 |
İnsanların yaşadıkları yoğun kaygı ve stresle başa çıkmak için kullandıkları üç farklı savunma mekanizması vardır: yansıtma, bastırma ve yüceltme. Yansıtma mekanizmasını kullanan kişi, kendi içindeki kabul edilemez duygu veya hataları bir başkasına atfeder. Bastırma davranışını gösteren kişi, rahatsız edici anıları ve istekleri bilinçdışına iterek onları hiç yaşanmamış gibi unutur. Yüceltme davranışını sergileyen ise toplum tarafından onaylanmayan içsel dürtülerini sanat veya spor gibi kabul gören, faydalı alanlara yönlendirir. Bu üç davranış şekli psikolojide sırasıyla suçlama, yok sayma ve dönüştürme olarak da adlandırılır.
Bu parçaya göre aşağıdaki durumlardan hangisi parantez ( ) içinde verilen kavramla uyuşmamaktadır?
A | Sınavdan kötü not alan bir öğrencinin, kendi çalışmamasını görmezden gelip öğretmeni zor sormakla itham etmesi (Suçlama) |
B | Geçmişte büyük bir kaza atlatan birinin, o güne dair hiçbir detayı hatırlamaması (Yok sayma) |
C | İçinde aşırı öfke ve saldırganlık barındıran bir gencin, bu enerjisini boks sporuyla profesyonelce dışa vurması (Dönüştürme) |
D | Şiddetli bir tartışma sonrası haksız olduğunu anlayan bir kişinin, hatasını telafi etmek için karşısındakinden gidip özür dilemesi (Yok sayma) |
E | İş yerinde büyük bir hata yapan personelin, bu hatanın faturasını sürekli olarak mesai arkadaşının beceriksizliğine bağlaması (Suçlama) |
34 numaralı soru için açıklama
SİMÜLASYON ÇÖZÜMÜ: Tıpkı 34. orijinal sorumuzda "benlik türlerini" şıklarla eşleştirdiğimiz gibi, burada da "savunma mekanizmalarını" eşleştireceğiz:
- A şıkkındaki öğrencinin kendi hatasını öğretmene atması "Yansıtma (Suçlama)" örneğidir.
- B şıkkında kaza anısının hatırlanmaması "Bastırma (Yok sayma)" örneğidir.
- C şıkkında öfkenin boks sporuna çevrilmesi "Yüceltme (Dönüştürme)" örneğidir.
- E şıkkında personelin kendi hatasını arkadaşına atması yine "Yansıtma (Suçlama)" örneğidir.
- D şıkkında ise kişinin hatasını anlayıp özür dilemesi, sorunu kabullenme ve olgunluk davranışıdır. Ancak parantez içinde bunun bir "Bastırma (Yok sayma)" olduğu iddia edilmiştir. Bu durum kavramla kesinlikle uyuşmamaktadır.
Soru 35 |
35 - 36. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.Geçmişin kültürel birikimini alıp kendi sanatsal dehasıyla yeniden var etmek, tarihe yön veren bazı romancıların doğasında vardır. Anlatımındaki şiirsellikle Latin Amerika edebiyatında öne çıkan yazar Marquez, işte tam da böyle bir sanatçıdır. O, duyduğu her yerel efsaneyi ve kıtalara yayılan destanları özümsemiş, onları kendi kaleminin süzgecinden geçirerek evrensel bir kurmaca kanununa entegre etmiştir. Eserlerinde kullandığı zengin betimlemeler ve kusursuz cümle yapıları, onun kelime işçiliğine ne kadar önem verdiğini belli eder. Ancak Marquez, bu estetik dil şöleninin içinde pusulasını kaybetmemeyi başarmıştır. Günümüz yazarlarının pek çoğu gibi o da sadece kelime oyunlarına odaklanıp okuru süslü ama ruhsuz bir metin labirentine hapsedebilirdi. Fakat usta yazar, bu anlamsız gösterişe boyun eğmemiş ve kusursuz dilsel becerinin, metnin kalbinde atan felsefi çığlığı susturmasına asla müsaade etmemiştir.Simülasyon Soru 35:
Bu parçaya göre Marquez ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A | Yerel kültürü tamamen reddederek evrensel konulara yönelmiştir. |
B | Farklı anlatı kültürlerinin ögelerini kendi sanatsal kimliğiyle yoğurarak yeniden üretmiştir. |
C | Eserlerinde estetiği tamamen bir kenara bırakarak sadece toplumsal sorunlara odaklanmıştır. |
D | Çağdaşlarından farklı olarak tek bir edebi türde eser vermeyi tercih etmiştir. |
E | Geçmişin hikâye etme anlayışını hiçbir değişiklik yapmadan eserlerine taşımıştır. |
35 numaralı soru için açıklama
Metindeki "yerel efsaneyi ve destanları özümsemiş, onları kendi kaleminin
süzgecinden geçirerek... entegre etmiştir" ifadesi, tıpkı Ubac'ın sanatları dönüştürmesi
gibi Marquez'in de bu unsurları kendi sanatsal kimliğiyle yoğurarak yeniden ürettiğini
kanıtlar.
Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 36 |
35 - 36. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.Geçmişin kültürel birikimini alıp kendi sanatsal dehasıyla yeniden var etmek, tarihe yön veren bazı romancıların doğasında vardır. Anlatımındaki şiirsellikle Latin Amerika edebiyatında öne çıkan yazar Marquez, işte tam da böyle bir sanatçıdır. O, duyduğu her yerel efsaneyi ve kıtalara yayılan destanları özümsemiş, onları kendi kaleminin süzgecinden geçirerek evrensel bir kurmaca kanununa entegre etmiştir. Eserlerinde kullandığı zengin betimlemeler ve kusursuz cümle yapıları, onun kelime işçiliğine ne kadar önem verdiğini belli eder. Ancak Marquez, bu estetik dil şöleninin içinde pusulasını kaybetmemeyi başarmıştır. Günümüz yazarlarının pek çoğu gibi o da sadece kelime oyunlarına odaklanıp okuru süslü ama ruhsuz bir metin labirentine hapsedebilirdi. Fakat usta yazar, bu anlamsız gösterişe boyun eğmemiş ve kusursuz dilsel becerinin, metnin kalbinde atan felsefi çığlığı susturmasına asla müsaade etmemiştir.Simülasyon Soru 36:
Bu parçada altı çizili ifade, Marquez'in sanat anlayışının hangi yönüne işaret etmektedir?
A | Edebiyattaki klasikleşmiş yapısal kuralları tamamen yıkarak yeni bir düzen kurduğuna |
B | Okurun estetik beklentilerini göz ardı ederek kendi ideolojisini dayattığına |
C | Eserin taşıdığı anlamsal ve düşünsel derinliğin, biçimsel ustalığın gölgesinde kalmasına karşı çıktığına |
D | Sadece yerel unsurları barındıran eserlerin kalıcı ve evrensel bir değer taşıyamayacağına |
E | Süslü anlatımların, metnin akıcılığını bozarak okurun eserden kopmasına yol açtığına |
36 numaralı soru için açıklama
Altı çizili şifreyi kıralım: "Kusursuz dilsel beceri" (biçimsel ustalık), "felsefi çığlık" (anlamsal ve düşünsel derinlik), "susturmasına müsaade etmemek" (gölgesinde kalmasına karşı çıkmak) anlamına gelir. Tıpkı Ubac sorusunda formun mesajın önüne geçmesine itiraz edilmesi gibi, burada da biçimin anlamı yutmasına karşı çıkılmıştır.Doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 37 |
37 - 38. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Destanlar, doğdukları çağın ve onlara can veren ozanların yaşam pratiğine göre sürekli form değiştirir. Bu akışkan tabiatından dolayı aynı destan motifinin birbirine uzak medeniyetlerde bambaşka kılıklarla karşımıza çıkması şaşırtıcı değildir. Destandaki kahramanın silahı, bindiği binek hayvanı veya savaştığı düşmanlar farklılaşabilir. Bozkır kültüründe kahraman bir atın üzerinde ok atarken, denizci bir kültürde kasırgalara göğüs geren bir gemi kaptanı olabilir. İskandinav destanlarında dondurucu soğuklar en büyük sınavken, bunu çölde büyümüş bir bedeviye aynı hisle aktaramazsınız. Çünkü destanların en büyük amacı, dinleyiciyi o destansı atmosferin içine çekmektir. Zihnimizdeki yerleşik imgeler ve yaşanmışlıklar, ozanın anlattıklarıyla örtüştüğünde kendimizden bir parça bulur ve anlatıyla sarsılmaz bir bağ kurarız. Bu yüzden destanların, gittikleri coğrafyanın renklerine boyanarak hayatta kaldıklarını ve kültürel varlıklarını sürdürdüklerini söylemek mümkündür.Simülasyon Soru 37:
Bu parçaya göre destanlarla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A | Çıktığı coğrafyanın değişmez kültürel kurallarını diğer toplumlara öğretmekle görevlidir. |
B | Gittiği bölgelerin yöresel dokusunu ve motiflerini kuşanarak varlığını sürdürmeyi başarır. |
C | Zaman içinde uğradığı mekânsal değişimler, asıl mesajının kaybolmasına yol açar. |
D | Farklı medeniyetlerde ortak bir insanlık duygusu yaratma konusunda yetersiz kalır. |
E | Yalnızca ait olduğu ilk toplumun tarihsel belleğini ve savaşlarını yansıtan bir aynadır. |
37 numaralı soru için açıklama
37. Sorunun Çözümü: Metnin son cümlesindeki "gittikleri coğrafyanın renklerine boyanarak (yöresel dokuyu ve motifleri kuşanarak) hayatta kaldıklarını (varlığını sürdürmeyi başardığını) söylemek mümkündür" ifadesi, B seçeneğinin kusursuz bir çevirisidir. Doğru cevap B seçeneğidir
Soru 38 |
37 - 38. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Destanlar, doğdukları çağın ve onlara can veren ozanların yaşam pratiğine göre sürekli form değiştirir. Bu akışkan tabiatından dolayı aynı destan motifinin birbirine uzak medeniyetlerde bambaşka kılıklarla karşımıza çıkması şaşırtıcı değildir. Destandaki kahramanın silahı, bindiği binek hayvanı veya savaştığı düşmanlar farklılaşabilir. Bozkır kültüründe kahraman bir atın üzerinde ok atarken, denizci bir kültürde kasırgalara göğüs geren bir gemi kaptanı olabilir. İskandinav destanlarında dondurucu soğuklar en büyük sınavken, bunu çölde büyümüş bir bedeviye aynı hisle aktaramazsınız. Çünkü destanların en büyük amacı, dinleyiciyi o destansı atmosferin içine çekmektir. Zihnimizdeki yerleşik imgeler ve yaşanmışlıklar, ozanın anlattıklarıyla örtüştüğünde kendimizden bir parça bulur ve anlatıyla sarsılmaz bir bağ kurarız. Bu yüzden destanların, gittikleri coğrafyanın renklerine boyanarak hayatta kaldıklarını ve kültürel varlıklarını sürdürdüklerini söylemek mümkündür.Simülasyon Soru 38:
Bu parçada destanlarla ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
A | Motiflerinin farklı medeniyetlerde değişiklik gösterdiğine |
B | Dinleyicinin kişisel yaşanmışlıklarının hikâyeye bağlanmasını kolaylaştırdığına |
C | Ulaştığı coğrafyaların sözcük dağarcığını ve dilini geliştirdiğine |
D | Anlatıcıların günlük yaşam alışkanlıklarından izler taşıdığına |
E | Kahramanların mücadele ettiği engellerin çevresel faktörlere göre belirlendiğine |
38 numaralı soru için açıklama
- A şıkkı: "bambaşka kılıklarla karşımıza çıkması" (Elenir).
- B şıkkı: "zihnimizdeki yerleşik imgeler, anlattıklarıyla örtüştüğünde bağ kurarız." (Elenir).
- D şıkkı: "ozanların yaşam pratiğine göre şekil alır" (Elenir).
- E şıkkı: "İskandinav destanlarında dondurucu soğuklar / denizci kültürde kasırgalar" örneği engellerin çevresel olduğuna kanıttır (Elenir).
Soru 39 |
39 - 40. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
İtalyan sanatçı Maurizio Cattelan, bir sanat fuarında bembeyaz bir duvara koli bandıyla gerçek bir muz yapıştırarak "Komedyen" adını verdiği eserini sergiledi. Sanat eleştirmenleri bu eserin küresel ticaretin ve sanat piyasasının absürtlüklerine dair derin bir felsefi hiciv taşıdığını belirtip esere yüz binlerce dolar değer biçti. Ancak fuarı gezen başka bir performans sanatçısı, aniden duvara yaklaşıp bandı söktü ve o pahalı muzu afiyetle yedi. Yaptığı bu eylemi soranlara ise "Sadece acıkmıştım, bu da oldukça lezzetli bir ara öğündü. Neticede o bir meyve ve muzlar yenmek içindir, onlara duvarlarda tapınmak için değil." yanıtını verdi. Eserinin yenmesine hiç öfkelenmeyen veya şaşırmayan Cattelan, "O sadece fiziksel bir muzdu, fikrin kendisi değil." diyerek duvara yeni bir muz yapıştırılmasını büyük bir tebessümle izledi.Simülasyon Soru 39:
Bu parçaya göre Maurizio Cattelan ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A | Eserlerinin zaman içinde fiziksel olarak yok olmasından endişe duymaktadır. |
B | Sanat eserinin nesnel varlığından ziyade taşıdığı düşünsel değere önem vermektedir. |
C | Eserlerini özellikle eleştirmenlerin tepkisini çekecek nesnelerden seçmektedir. |
D | Sanatın sadece galerilerde değil sokakta da icra edilmesi gerektiğini savunmaktadır. |
E | Eserine yapılan müdahaleyi kendi sanat anlayışına bir saldırı olarak görmektedir. |
39 numaralı soru için açıklama
39. Sorunun Çözümü: Cattelan'ın "O sadece fiziksel bir muzdu, fikrin kendisi değil" diyerek yeni bir muz yapıştırılmasını gülümseyerek izlemesi, onun asıl nesneye değil, o nesnenin taşıdığı kavrama/düşünceye (fikre) önem verdiğini gösterir. Doğru cevap B seçeneğidir.
Soru 40 |
39 - 40. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
İtalyan sanatçı Maurizio Cattelan, bir sanat fuarında bembeyaz bir duvara koli bandıyla gerçek bir muz yapıştırarak "Komedyen" adını verdiği eserini sergiledi. Sanat eleştirmenleri bu eserin küresel ticaretin ve sanat piyasasının absürtlüklerine dair derin bir felsefi hiciv taşıdığını belirtip esere yüz binlerce dolar değer biçti. Ancak fuarı gezen başka bir performans sanatçısı, aniden duvara yaklaşıp bandı söktü ve o pahalı muzu afiyetle yedi. Yaptığı bu eylemi soranlara ise "Sadece acıkmıştım, bu da oldukça lezzetli bir ara öğündü. Neticede o bir meyve ve muzlar yenmek içindir, onlara duvarlarda tapınmak için değil." yanıtını verdi. Eserinin yenmesine hiç öfkelenmeyen veya şaşırmayan Cattelan, "O sadece fiziksel bir muzdu, fikrin kendisi değil." diyerek duvara yeni bir muz yapıştırılmasını büyük bir tebessümle izledi.Simülasyon Soru 40:
Bu parçaya göre muzu yiyen sanatçı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A | Nesneleri, sanatçıların onlara yüklediği kavramsal anlamlardan soyutlayarak değerlendirmiştir. |
B | Eyleminin temel gerekçesi olarak biyolojik bir ihtiyacı (açlığı) öne sürmüştür. |
C | Olaylara ve nesnelere pragmatik (faydacı) ve gündelik bir işlev penceresinden yaklaşmıştır. |
D | Etkileşimli sanat eserlerinin, izleyicinin fiziksel katılımıyla tamamlandığına inanmaktadır. |
E | Sanat piyasasının sıradan bir meyveye biçtiği maddi ve manevi otoriteyi reddetmiştir. |
40 numaralı soru için açıklama
- A şıkkı: "Tapınmak için değil, meyvedir" diyerek kavramsal anlamı soyutlar. (Elenir)
- B şıkkı: "Sadece acıkmıştım" sözü biyolojik ihtiyacı doğrular. (Elenir)
- C şıkkı: Muzu "lezzetli bir ara öğün" (gündelik/faydacı işlev) olarak görür. (Elenir)
- E şıkkı: Muzu yiyerek ona duyulan sanatsal saygıyı (otoriteyi) reddetmiştir. (Elenir)
Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir.
Sonuçları al.
40 tamamladınız.
← |
Liste | → |
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 |
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 |
| 11 | 12 | 13 | 14 | 15 |
| 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 |
| 31 | 32 | 33 | 34 | 35 |
| 36 | 37 | 38 | 39 | 40 |
| Son |
Geri dön
Başarıyla tamamladınız.
sorular
soru
Aldığınız skor
Doğru
Yanlış
Partial-Credit
Sınavı henüz tamamlamadınız. Eğer sayfadan ayrılırsanız, verdiğiniz yanıtlar kaybolacak!
Correct Answer
You Selected
Not Attempted
Final Score on Quiz
Attempted Questions Correct
Attempted Questions Wrong
Questions Not Attempted
Total Questions on Quiz
Question Details
Results
Date
Score
İpucu
Time allowed
minutes
seconds
Time used
Answer Choice(s) Selected
Question Text
Sona erdi
Daha çok pratiğe ihtiyaç var
Böyle devam et
Kötü değil
İyi çalışıyor
Mükemmel
2025 TYT Türkçe Testi Konu ve Kazanım Dağılımı:
- 1 – 4. Sorular: Sözcükte Anlam
- 5 – 7. Sorular: Cümlede Anlam
- 8. Soru: Cümlenin Ögeleri
- 9. Soru: Sözcük Türleri (Fiilimsi)
- 10. Soru: Sözcükte Yapı
- 11 – 12. Sorular: Yazım Kuralları
- 13 – 14. Sorular: Noktalama İşaretleri
- 15 – 40. Sorular: Paragraf
Açık Lise sınavlarına hazırlanmanın en kolay hali: AçıkTercih AÖL Test Çöz!


Mobil Uygulamamızı İNDİRİN! AÖL Yeni Müfredat Çıkmış Sınav Sorularını Çözün!
Etiketler: 2025 TYT Türkçe Similasyonu Deneme Sınavı
Eklenme Tarihi: 11 Nisan 2026
Diğer Konular
-
2025 TYT Sosyal Bilimler Similasyonu Deneme Sınavı
-
2023-YKS Başvuruları başladı. Son gün 23 Mart 2023
-
2022 YKS Açıköğretim Tercihleri, Kontenjan, Taban Puanlar ve Başarı Sıralamaları
-
YKS’de TYT Puanı ile Girilecek Önlisans Programları
-
Laborant ve Veteriner Sağlık (2 yıllık) 2021 2022 Taban Puanları ve Başarı Sıralamaları
-
Aşçılık 2022 YKS Taban Puanları ve Başarı Sıralamaları
-
Arıcılık 2022 Taban Puanları ve Başarı Sıralamaları
-
Anestezi 2021 2022 Taban Puanları ve Başarı Sıralamaları
-
Ameliyathane Hizmetleri 2021 2022 Taban Puanları ve Başarı Sıralamaları
-
Alternatif Enerji Kaynakları Teknolojisi 2022 Taban Puanları ve Başarı Sıralamaları
-
Ağız ve Diş Sağlığı 2021 2022 Taban Puanları ve Başarı Sıralamaları
-
Adalet 2022 Taban Puanları ve Başarı Sıralamaları













Konu hakkında yorumunuzu yazın