9. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 2. Ünite: İnanç Esasları Konu Anlatımı

yorumsuz
17 views

9. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 2. Ünite: İnanç Esasları Konu Anlatımı

  • İnsanın maddi ve manevi ihtiyaçları vardır.
  • Beslenme, barınma, sağlık vb. ihtiyaçlar maddi ihtiyaçlardır.
  • Sevmek, sevilmek, güvenmek, bağlanmak sığınmak, inanmak vb. manevi ihtiyaçlardır.
  • Bu ihtiyaçlardan birini ihmal etmek veya ertelemek insanı olumsuz etkiler.

Peki inanç, Tanrı inancı da bir ihtiyaç mıdır?

Tanrı inancıyla ilgili kavramlar

Bir yaratıcıya, Tanrı’ya inançla ilgili farklı inanç/inanmama sınıfları ile ilgili aşağıdaki kavramlardan söz edilebilir:

  • Ateizm: Tanrı’nın varlığına inanmama
  • Agnostisizm: Tanrı’nın varlığının bilinemezliğini savunma
  • Deizm: İnsan ve doğaya müdahale eetmeyen bir Tanrı inancı
  • Teizm: İnsana ve doğaya müdahale eden Tanrı inancıdır. Politeizm (çoktanrıcılık) ve monoteizm (tek Tanrıcılık) olarak ikiye ayrılır.

Tarihte inanmayan insanlar ya da toplumlar olmuş mudur?

Din olgusu, Hz. Âdem’le başlayarak günümüze kadar yaşamış bütün topluluklarda var olmuştur. Geçmiş toplumlara ait bulgular, insanın inanma ve yüce bir varlığa sığınma ihtiyacı içinde olduğunu gösterir.

Tarihte bireysel olarak inanmayan insanlar olsa da dinsiz olarak yaşayan bir toplum yoktur. Yapılan arkeolojik kazılar ve tarih bilimi verileri insanların bir şeye inanarak yaşadığını ortaya koymaktadır.

Din canlılığını sürekli korumuş, insan hayatının ayrılmaz bir parçası olmuştur.

Ayrıca bu durum din duygusunun doğuştan (fıtrat) olduğu gösterir.

İnsanın doğuştan yüce bir yaratıcıya yani Allah’a inanacak şekilde yaratılmıştır. İnanmak insan fıtratının gereğidir.

İlk peygamber Hz. Âdem’den son peygamber Hz. Muhammed’e (sav) kadar Allah’ın (cc) tüm elçileri insanları tevhit inancına çağırmış, yanlış yollara sapmamaları konusunda onları uyarmıştır.

İman ve mümin ne demektir?

İman inanmak, emniyette olmak, gönülden benimsemek, tasdik etmek, güvende olmak demektir.

Allah’ın (c.c.) bir ve tek olduğuna inanıp Hz. Muhammed’in (s.a.v.) peygamberliğini kabul etmek, onun Kur’an-ı Kerim aracılığıyla getirdiklerine gönülden bağlanıp (tasdik) benimsemeye iman denir.

İman eden kişiye mümin denir.

Allah’ın güzel isimlerinden biri de el-Mü’min’dir.

  • Kur’an-ı Kerim’de mümin insanda bulunması gereken bazı özellikler nasıl açıklanmıştır?

Allah’a (cc) ve Resulü’ne itaat etmek, Ahirete kesin iman etmek, Anne ve babaya iyilik yapmak, Namazı dosdoğru kılmak, Zekât vermek, İyiliği emredip kötülükten alıkoymak, İsraf ve cimrilikten kaçınmak, Vakar ve tevazu sahibi olmak vb. müminlerin özellikleri olarak Kur’an’da yer alır

İmanla İlişkili ve Yakın Anlamlı Bazı Kavramlar

  • Akide: İslam dininin temel esaslarını (imanın şartları) ve inanılması gereken temel hükümleri ifade eden bir kavramdır. Çoğulu akait’tir. Ayrıca akait, İslam dininin iman esaslarını kısa ve öz bir şekilde ortaya koyup açıklayan ilim dalıdır.
  • İnanç: Bir düşünceye gönülden bağlı bulunmaktır.
  • İtikat: İslam dininin ibadetler dışında kalan inanç kısmını ifade eder.
  • Amentü: Kelime olarak “inandım” demek olup, İslam’da imanın şartlarının sıralanıp sayıldığı cümlelerdir.

NOT:

  • İman, inanç, itikat, akide, akait, amentü kavramları anlamca birbirine yakın ve birbiri yerine kullanılabilen ifadelerdir.
  • Hepsi bir şeyi kalp ile benimsemeyi (tasdik) ifade eder. İmanın şartları, İnanç esasları, İslam akidesi, İslam akaidi, İtikat esasları ve Amentü gibi ifadeler bizi yanıltmamalı ve hepsinde bildiğimiz imanın şartlarının konu olduğu unutulmamalıdır.

İman Tasdik İlişkisi

Tasdik doğrulamak ve onaylamaktır. Kalp ile tasdik, kalbin onaylamasıdır. Kişinin inanılması gereken şeyleri kalben benimsemesidir.

İmanın oluşması için kalp tasdiki zorunludur. Kalp ile tasdik yoksa kişi mümin/Müslüman sayılmadığı gibi, ahirette kurtuluş da söz konusu değildir. Bu nedenle tasdik zorunlu ve çok önemlidir.

İmanın geçerliliği için kalp ile tasdik yeterlidir.

İman İkrar İlişkisi

İkrar kalp ile tasdik edilip benimsenen şeylerin dil ile söylenmesidir veya davranışlarla gösterilmesidir.

İman kalbin tasdikiyle oluşur. Ancak kişinin durumunun bilinebilmesi, günlük iş ve ilişkilerin yürütülebilmesi için de ikrar gerekli görülmüştür. İnsanlar ya dilleriyle söyleyerek ya da dindeki belli ibadetleri yaparak ikrar etmiş olurlar.

Sahabeden Ammar’ın (r.a.) annesi ve babası işkenceler sonucunda şehit edilmişti. Ona da aynı şekilde işkence edilince Ammar diliyle İslam’dan döndüğünü söylemişti. İçindeki huzursuzluğu gelip Peygamberimiz (s.a.s)’e anlattı.

Peygamberimiz “kalbin nasıldı”, diye sordu. Ammar, “kalbimde Allah’a imanda en ufak bir değişiklik olmadı” dedi.

Bu cevap üzerine peygamberimiz (s.a.s); “iman baştan ayağa Ammar’ı kapladı, kemiklerine işledi,” buyurdu.

İmanın merkezi kalptir. Eğer orada sağlam ise zorunlu bir durum karşısında dil ile inkar etmek, imana zarar vermez.

Mü’min-Kafir-Münafık-Müşrik

Tasdik ve ikrar bakımından kişiler aşağıdaki isimlerle anılırlar.

Mü’min: Yüce Allah’a ve son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s)’e ve onun tebliğ ettiklerini benimseyip buna göre göre yaşayan kişidir. Tasdik var, ikrar var.

Kafir: İslam’ın temel esaslarından birini veya tamamınıinkar edip kabul etmeyen kişidir. Tasdik yok, ikrar yok.

Münafık: İnanılması gereken şeylere kalbiyle inanmadığı halde inanmış gibi söyleyip yaşayan kişidir. Tasdik yok, ikrar var.

Müşrik: Allah’ın varlığını kabul etmekle birlikte, ilahlık ve O’na itaat konusunda çeşitli varlıkları ortak koşan kişidir. Tasdik yok, ikrar yok.

İman Amel İlişkisi

Amel iradeye bağlı olarak yapılan, dünya ve ahirette ödül ve cezaya sebep olan iş, tutum ve davranışlardır.

İman ile amel arasında güçlü bir ilişki vardır.

İman, akıl sahibi olan her insanın Allah’a (cc) karşı yerine getirmesi gereken ilk sorumluluktur. İnsan inandıktan sonra imanın gereği olan amelleri de yapmakla mükelleftir. Kişinin hayatını inancına göre düzenlemesi gerekir.

Kişinin inancı duygu düşünce ve davranışlarını etkilemektedir. İman ve amel birbirini tamamlayıcı niteliktedir.

Kur’an-ı Kerim’de iman ve amel birlikte ifade edilir ve hatırlatılır. Ayrıca Kur’an’da amel yerine salih amel kullanımı tercih edilmiştir.

Salih amel; hayırlı, iyi, din ve dünya için faydalı, huzur verici, Allah’ın (cc) rızasını kazanmaya sebep olan işlerdir. Salih amel olabilmesi için iyi yöntemlerle yapılmasına dikkat edilmelidir.

İslam’da insanın dünyada imtihan edileceği, bu nedenle yaptığı her amelin de değerlendirileceği hatırlatılır. Her iyiliğin kat kat sevapla değerlendirileceği, günahların birebir karşılık bulacağı vurgulanır.

İnsanın salih amelleri onun imanını kuvvetlendirirken kötü amelleri onun imanının zayıflamasına sebep olur. İman kişinin içini aydınlatırken amel de davranışlarını güzelleştirir.

Bir mum ışığı açık bir alanda hafif bir esintiyle sönerken, aynı mum bir kavanozun içine konursa basit bir esintiyle mum sönmez. İman bir mum ışığı gibi insanın içini aydınlatır. Ameller de insanın imanının korunmasına ve pekişmesine katkı sağlayan kavanozdur. Ameller imanı güçlendirip güzelleştirir.

Taklidi ve Tahkiki İman

İman, gerçekleşme şekline göre taklidî ve tahkiki olarak ikiye ayrılır. Bundan bahsetmeden önce aşağıdaki kavramların öğrenilmiş olması da gerekir.

Nakli Delil

  • Dinin herhangi bir konusuyla ilgili Kur’an’daki ayetler ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hadislerindeki bilgilere dayalı olan delillere denir.

Akli Delil:

Düşünme, akıl yürütme, deney ve gözlem gibi yöntemlerle ortaya konan sonuçlara bağlı olarak araştırarak ortaya konan delillerdir.

2.2. İslam’da İman Esasları

İslam inancında yer alan altı iman esası şunlardır:

  1. Allah’a iman: O’nun birliğine, hiçbir şeye benzemediğine ve her şeyi yarattığına inanmak.
  2. Meleklere iman: Allah’ın emriyle görev yapan, nurdan yaratılmış manevi varlıklara inanmak.
  3. Kitaplara iman: Allah tarafından peygamberlere gönderilen kutsal kitaplara inanmak. Kur’an, son ve evrensel kitaptır.
  4. Peygamberlere iman: Allah’ın mesajlarını insanlara ileten elçilere inanmak. Hz. Muhammed son peygamberdir.
  5. Ahiret gününe iman: Dünya hayatından sonra ebedi bir hayatın olacağına inanmak.
  6. Kadere ve kazaya iman: Her şeyin Allah’ın bilgisi ve iradesiyle gerçekleştiğine inanmak.

Bu esaslara inanmak, bir Müslümanın inanç sisteminin temelini oluşturur.

Allah’ın Sıfatları

Allah’ın 14 sıfatı vardır. Bunlardan altı tanesine “zâtî” sıfatlar, sekiz tanesine de “sübûtî” sıfatlar denir.

Zâtî Sıfatlar:

1) Vücud: Var olmak. Allah vardır, yokluğu düşünülemez.

2) Kıdem: Allah’ın varlığının başlangıcı yoktur. Allah sonradan meydana gelmiş bir varlık değildir, hiçbir şey yok iken O yine vardı.

3) Beka: Allah’ın varlığının sonu yoktur. Herşey yok olduktan sonra Allah’ın varlığı yine devam edecektir.

4) Vahdaniyet: Allah’ın bir olması demektir. Allah birdir, eşi, benzeri ve ortağı yoktur.

5) Muhalefetün Li’l-havadis: Sonradan olan şeylere benzememek. Allah, yaratıklarından hiçbirine benzemez.

6) Kıyam Binefsihi: Allah’ın varlığı kendindendir. Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, herşey O’na muhtaçtır.

Sübûtî Sıfatlar:

1) Hayat: Diri olmak. Allah devamlı olarak diridir.

2) İlim: Bilmek. Allah geçmişi, geleceği, gizli ve açık herşeyi bilir. Kalplerden geçenleri de bilir.

3) Sem’i: İşitmek. Allah herşeyi işitir.

4) Basar: Görmek. Allah herşeyi görür.

5) İrade: Dilemek. Allah diler, dilediğini yapar.

6) Kudret: Gücü yetmek. Allah sonsuz kudret sahibidir, herşeye gücü yeter.

7) Kelâm: Söylemek. Allah söz sahibidir, sözünü peygamberlerine duyurmuştur. Kur’an, Allah’ın sözüdür.

8) Tekvin: Yaratmak. Allah yaratıcıdır. Kâinattaki herşeyi yaratan O’dur. Var olmasını dilediği bir şey, “ol” deyince hemen oluverir. Var olan bir şeyi de dilediği zaman yok eder.

Müslüman Allah’a Şöyle İnanır:

Allah vardır ve birdir. Varlığının başlangıcı ve sonu yoktur. Allah yaratıklardan hiç birine benzemez. Allah’ın varlığı kendindendir. Hiç birşeye muhtaç değildir. Bütün varlıklar O’na muhtaçtır.

– Allah, daima diridir. Allah, her şeyi bilir, her şeyi işitir ve her şeyi görür.

– Allah diler, dilediğini yapar, O’nun işine kimse karışamaz.

– Allah, sonsuz kudret ve kuvvet sahibidir, her şeye gücü yeter.

– Allah, yaratıcıdır. Dilediğini yoktan var eder, dilediğini yok eder. Kâinatta her ne varsa hep O’nun yaratması iledir. Yarattığı her şeyde bir hikmet vardır.

Allah’ın sözü vardır, peygamberlerine sözünü duyurmuş, emirlerini bildirmiştir. Dinimizin yüce kitabı Kur’an-ı Kerim, Allah’ın sözüdür.

Allah’a böyle doğru olarak inanan insan, varlıklar arasındaki şerefli yerini almış, gerçek değerini kazanmış olur. Bu inanç, insanın kalbini her türlü kötü düşüncelerden temizler, iyi düşünce ve güzel huylarla süsler.

İnsan, hiç kimsenin görmediği bir yerde olsa bile ahlâk ölçülerine uymayan davranışlarda bulunmaz. Çünkü, Allah’ın her şeyi gördüğüne ve bildiğine inanır. Allah’a iman, her türlü iyiliğin kaynağıdır.

ALLAH SEVGİSİ

Allah, bize görmek için gözler, işitmek için kulaklar, konuşan dil, çeşitli işler yapabilen eller ve yürüyen ayaklar vermiş; vücudumuzu akıl ve zekâ ile donatarak bizi varlıklar arasında çok üstün bir durumda yaratmıştır.

Sağlık ve mutluluk içinde yaşayabilmemiz için yeryüzünü çeşitli nimetlerle donatmış, teneffüs ettiğimiz havadan içtiğimiz suya kadar her türlü ihtiyacımız karşılanmıştır. Kısa bir süre havasız kalan, soluk alıp veremeyen insan yaşayamaz, hayatını kaybeder. Her an muhtaç olduğumuz bu nimeti düşünürsek Allah’ın bize olan iyiliklerinin ne kadar çok olduğunu anlarız.

Yüce Allah şöyle buyuruyor:

“Allah’ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz.” (İbrahim Suresi: 34)

İnsan, kendisine iyilik edenleri sever. Öyle ise, en çok sevmemiz gereken varlık, Allah’tır. Çünkü O’nun bize olan iyilikleri sayılamayacak kadar çoktur. Biz de Allah’ımızı çok sevmeliyiz. Sevgi, sadece sözle olmaz. İnsan, sevdiğine saygı gösterir, sevdiğinin hoşlanmayacağı bir şeyi yapmaz. Allah sevgisi, O’nun mübarek adını saygı ile anmak, bize emrettiği ibadet görevlerini seve-seve yapmak ve yasak ettiği şeylerden sakınmakla olur. Eğer böyle yapar, O’nu sevdiğimizi gerçekten ispat edersek, Allah da bizi sevecek ve dünyadaki nimetlerden çok daha fazlasını bize ahirette verecektir. Bir insan için en büyük mutluluk, Allah’ın sevdiği kişilerden olmaktır.

2.3. İmanın Bireye ve Topluma Kazandırdıkları

İman, bireyin hayatına anlam ve amaç kazandırır. İman sahibi kişi, yaşadığı olaylara sabırla yaklaşır, kötülüklerden uzak durur, dürüstlük ve adalet gibi erdemleri benimser. İman, kişiyi ahlaki açıdan olgunlaştırır.
Toplum açısından bakıldığında ise iman, insanlar arasında güven, yardımlaşma ve dayanışma duygularını güçlendirir. Aynı inanç değerlerini paylaşan bireyler, barış içinde bir arada yaşar. Böyle bir toplumda adalet, hoşgörü ve kardeşlik ön planda olur.

2.4. Kur’an’dan Mesajlar

Kur’an-ı Kerim’de imanın mahiyeti, esasları ve kazandırdıklarıyla ilgili pek çok ayet yer alır. Bu ayetlerde, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerin özellikleri, güzel ahlâk sahibi olmaları, başkalarına zarar vermemeleri, doğru sözlü ve adaletli olmaları vurgulanır. Kur’an, imanı sadece sözle değil, davranışlarla da ortaya koymayı öğütler. Ayrıca iman edenlerin Allah katında değerli olduğu ve kurtuluşa erecekleri ifade edilir.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+
Açık Lise sınavlarına hazırlanmanın en kolay hali: AçıkTercih AÖL Test Çöz!

Mobil Uygulamamızı İNDİRİN! AÖL Yeni Müfredat Çıkmış Sınav Sorularını Çözün!


Etiketler:
Eklenme Tarihi: 16 Ekim 2024

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.