Hangi Sanatlar Geleneksel Türk Sanatıdır?

Hangi Sanatlar Geleneksel Türk Sanatıdır? Geleneksel Türk Sanatlar bölümünde okumak isteyenler hangi aşamalardan geçer?

Hangi Sanatlar Geleneksel Türk Sanatıdır? Geleneksel Türk Sanatlar bölümünde okumak isteyenler hangi aşamalardan geçer? sorularına Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi  Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’nün tanıtımından alıntıyla cevap bulmaya çalışıyoruz:…

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları 2018 YKS Taban Puanları ve Kontenjanları için tıklayın!

Geleneksel Türk Sanatları eğitim ve öğretimi Enderun-u Hümayun’dan sonra, geleneksel sanatların geliştirilmesi amacı ile 1915 yılında kurulan ‘’ Medresetül Hattatin‘’ (Hattatlar Mektebi ) ile başlar. Mektep, 1936’da Atatürk’ün talimatıyla ‘’Türk Tezyini Sanatlar Şubesi‘’ adı ile Güzel Sanatlar Akademisi’ne bağlanır. Bölüm, 1976 yılında yeniden yapılandırılır. Akademi 1982 yılında Mimar Sinan Üniversitesi’ne dönüştürüldükten sonra, Geleneksel Türk Sanatları Bölümü adı altında, Hat (Yazı), Tezhip, Çini, Halı-Kilim ve Eski Kumaş Desenleri ve Cilt Anasanat Dalları’nda eğitim ve öğretimine devam etmeye başlar. Bölüm bünyesi içerisinde temel derslere ilave olarak ebru, minyatür ve kalemişi dersleri de bulunmaktadır.

Bölüm giriş sınavları iki aşamalıdır. Baraj sınavında başarılı olan aday, bölümün kendi bünyesinde yapılan çizim sınavında da istenen puanı almak zorundadır. Geleneksel Türk Sanatları Bölümü öğrencileri, iki yarıyıllık temel eğitimden sonra; üçüncü yarıyıldan itibaren Hat (Yazı), Tezhip, Çini, Halı-Kilim ve Eski Kumaş Desenleri ve CiltAnasanat Dalları’ndan birini seçerler. Sekiz yarıyıl süren lisans eğitiminin son yarıyılı diploma projesi çalışmalarını kapsar. Öğrenciler seçtikleri bir öğretim üyesi danışmanlığında diploma projesini hazırlayıp mezun olurlar. Bölümde Güzel Sanatlar Enstitüsü’ne bağlı olarak yürütülen yüksek lisans ve sanatta yeterlik programları da uygulanmaktadır.

Bölümde, uygulamalı atölye derslerinin yanısıra kuramsal derslerle; özgün klasik ve çağdaş tasarımlar üretebilecek yaratıcı sanatçı adaylarının yetiştirilmesi hedeflenmektedir.

Geleneksel Türk Sanatları nelerdir?




Geleneksel Türk sanatları kökenleri binlerce yıl öncesine ve coğrafi olarak da bir yanıyla Orta Asya’ya (dokumacılık), bir yanıyla Mezopotamya’ya (çömlekçilik) kadar dayanan, işlevsellikle estetiğin (bakırcılık, dokumacılık, keçecilik, camcılık …) ve yine inançla estetiğin birleştiği (hat, minyatür, çinicilik ve tezhip gibi) sanatlardır. Geleneksel Türk sanatlarının unutulmuş, eskimiş ve hatta artık ilgi görmez hale geldiği söylense de bu sanatlarda dile gelen, örneklerini bulan motifler, renkler günümüzde moderne teknolojik araç ve malzemelerle yeniden üretilmeyi bekliyor.

 

Hat

Geleneksel Türk sanatı denildiğinde ilk akla gelenlerden biri olan hat, biraz daha modern ifade etmek gerekirse “kaligrafi” olarak da adlandırılabilir. “İşaretlere anlamlı, ahenkli ve hünerli bir şekilde biçim verilmesi sanatı” olarak tanımlanan ‘hat’, matbaanın keşfinin de öncesine dayanıyor. Sadece bizde değil dünya genelinde popüler olan bir sanat olan hat; İslam Hat Sanatı, Arap Hat Sanatı, Pers Hat Sanatı, Japon Hat Sanatı, Çin Hat Sanatı ve Batı Hat Sanatı şeklinde sınıflandırılabilir. Özellikle güzel yazı yazabilme konusunda dahi başarılı olamayanların hayran olduğu hat, şu anda Avrupa’da da tipografi başlığı altında çok popülerleşmiş durumda. Sabırsız biriyseniz, aman sakın niyetlenmeyin diyoruz.
Hat Sanatı

Geleneksel Türk sanatı denildiğinde ilk akla gelenlerden biri olan hat, biraz daha modern ifade etmek gerekirse “kaligrafi” olarak da adlandırılabilir. “İşaretlere anlamlı, ahenkli ve hünerli bir şekilde biçim verilmesi sanatı” olarak tanımlanan ‘hat’, matbaanın keşfinin de öncesine dayanıyor.

Sadece bizde değil dünya genelinde popüler olan bir sanat olan hat; İslam Hat Sanatı, Arap Hat Sanatı, Pers Hat Sanatı, Japon Hat Sanatı, Çin Hat Sanatı ve Batı Hat Sanatı şeklinde sınıflandırılabilir. Özellikle güzel yazı yazabilme konusunda dahi başarılı olamayanların hayran olduğu hat, şu anda Avrupa’da da tipografi başlığı altında çok popülerleşmiş durumda. Sabırsız biriyseniz, aman sakın niyetlenmeyin diyoruz.

Ebru



Tasavvuf kültürünün en başarılı örneklerinden biri ebru sanatıdır herhalde. Doğu ülkelerine özgü bir süsleme sanatı olan ‘ebru’nun ilk olarak hangi ülkede ortaya çıktığı bilinmemekte. Günümüzde çalışmalarına devam eden birçok başarılı ebru ustası bulunuyor.

Ruhu dinlendirdiği ve beslediği söylenilen ebruyu yapmak için ilginç malzemeleriniz olması gerekiyor. Kağıt, su ve toprak boyanın yanı sıra; kitre, deniz kadayıfı, at kılı, gül dalı ve bir kez kokusunu duyduktan sonra asla unutamayacağınız öd. Zahmetli bir hazırlık ve yapım aşamasına sahip olan ebru sanatını icra ederken mucizeler yarattığınız hissine kapılmanız pek olası.


Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları 2018 YKS Taban Puanları ve Kontenjanları için tıklayın!


Minyatür




Bir sabır örneği daha; minyatür. İnce işlenmiş küçük boyutlu resimlere verilen ‘minyatür’ ismi, önce Doğu sonra Batı’da olmak üzere çok eski yıllardan beri yapılmakta. Minyatür sanatı öyle hassas çizgi ve desenlere sahip ki, geçmişte ince ayrıntıları işlemek için yavru kedilerin tüylerinden yapılan ve “tüykalem“ denen çok ince fırçalar kullanılırmış.

Bir toplumun kültürünün direkt yansımalarını görebileceğimiz minyatürler genellikle; savaş, düğün, tören, destan, aşk ve felaket konularını ele alır. Perspektifin günah sayıldığı için kullanılmaması Osmanlı minyatür sanatının gelişimine yön veren önemli etmenlerden biri.

Çini

Cami, çeşme, türbe, köşk vb. yapıların iç ve dış süslemeleri için kullanılan seramiklerden tanıyoruz çini sanatını. Geçmişi Karahanlılar’a dek uzanan ‘çini’; pişirildikten sonra toprağa şekil verilerek elde edilir. Aynı zamanda fayans, porselen tabak, seramik gibi eşyaların süslenmesinde kullanılan kaplama malzemesi ve bu malzemeyle işlenmiş eşyalar da çini sınıfına girmektedir.

Ünlü İznik çinilerini duymayan yoktur. Şanslıysanız baktıkça hayran kalacağınız çini örneklerini, bit pazarları ve antikacılarda görebilirsiniz.

Tezhip

Osmanlı zenginliğinin (çeşitlilik anlamında değil, reel anlamda zenginlik) tam anlamıyla ispatı olan tezhip sanatının ana malzemesi; altın. ‘Tezhib’in kelime anlamı ise altınlamaktır. İlk olarak hat sanatında kullanılarak ortaya çıkan tezhip, eserlerin etrafının altın ile işlenmesine deniyordu. Basit bir anlatım, simetri, bitki formları ve desenler tezhibin temel öğelerini oluşturur.

Tezhip sanatı zaman ve sabrın yanında para da gerektiren bir mecra. İlginç bir bilgi vermek gerekirse; tezhip sanatıyla meşgul olanların uzun ömürlü olduğuna inanılır. Nedeniyse; çiçeklerin, yaprakların kenarlarına muazzam incelikteki kontürler çekilirken ellerin titrememesi gerekmektedir, bunun ise tek çözümü nefes kontrolü hatta daha az nefes alıp vermektir. Böylece kişi bir nefes egzersizi ile vücut ritmini kontrol altına alır. Günümüzdeki ‘yoga’ya benzetebiliriz.

Dokumacılık

Babaanne ve anneannelerimizin ailelerinden kalan dokuma işlerinin de aslında birer sanat olduğu gerçeğiyle tanışmaya hazır mısınız? Birçoğumuzun basit bir örgü diye geçiştirdiği dokumalar, estetik görüş ve el becerisinin en güzel örnekleridir.

Dokuma; en basit tanımıyla ipliklerinin dikey açı yapacak şekilde, birbirinin altından, üstünden geçirilmesiyle ortaya çıkan düz yüzeyli örgüdür. Kış aylarında örgü yerine dokuma kullanmayı denediğinizde aradaki sıcaklık farkına çok şaşıracaksınız.

Bakırcılık




“Bu da sanat mı?” yorumlarınızı duyar gibiyim. Eski yaygınlığını yitirse de bakırcılık vakti zamanında en rağbet gören sanat dallarından biriydi. Bakırcılığın ilk örnekleri MÖ’ye dayanmaktadır. Bakırın bulunuşu itibariyle, çeşitli araç gereçler için bakırı kullanma ve süslemeler yapma tekniği geliştirilmiştir.

Bakır, sağlıklı bir malzeme olduğu için günümüzde kullanımı çok tercih edilmektedir. Ayrıca görünümü de gümüş ve altına göre daha estetiktir.

Keçecilik

Kaybolmaya yüz tutmuş Türk sanatlarından biri daha; keçecilik. Öncelikle keçeden biraz bahsetmek gerek; keçi yapağı veya keçi kılının dokunmadan, yalnızca dövülmesiyle elde edilen kaba kumaşa keçe denir. Sınırlı bölgelerimizde üretimi sağlanabilen keçe, ne yazık ki sanayileşme ile birlikte unutulmaya mahkum olmuştur.

Ancak şu anda; birçok gencin keçeden kol, bilgisayar veya ipad çantası aradığı gerçeği ile karşılaşıyoruz. Popülerizm başa bela. İlk başta da bahsettiğim gibi şu anda keçenin Avrupa’da moda olmasıyla birlikte, biz de yeniden keçe ile tanışıyoruz.

Camcılık




Camdan yapılmış ilk nesnelere İslamiyet Öncesi 16. Yüzyıl’da rastlanılır. Cam tekniğinin ise ilk olarak Mısırlılar tarafından bulunup geliştirildiği söylenmekte. Osmanlı döneminde camcılığın devlet tarafından desteklenen ve bu sebeple çok ileri olan bir kurum olduğu bilinmekte.

Büyüleyici işlerin ortaya çıkabileceği camcılık sanatı, öğrenmesi oldukça güç sanat dallarından biri de aynı zamanda. Siz de günümüzde hâlâ birçok meraklısı olan camcılık sanatını öğrenmek için kendinize uygun bir kurs bulabilirsiniz.

Kanaviçe

Kanaviçe işleme tekniği; Türklerde, 16. yüzyıldan itibaren uygulanmış, fakat 19. yüzyıldan itibaren yaygınlaşarak Anadolu Türk Halk işlemeleri içerisinde yerini almıştır. İşleme sanatı; toplumların ruh güzelliğini, güç ve yeteneklerini en net şekilde yansıttıkları alanlardan biridir.

Türkiye’de de toplumun gelenek, görenek ve yaşam biçimine göre şekillenen kanaviçe, oldukça dikkatli ve hassas olunması gereken bir sanat dalı. Pisikolojiye de çok iyi geldiğini duyduk, bizden söylemesi.

Çömlekçilik

Çömlekçilik, toprağın ya da asıl olarak killi toprağın çeşitli aşamalardan geçirildikten sonra şekillendirilerek, kullanılmak üzere çeşitli eşyalar üretilmesine deniyor. Günümüzde hâlâ yapımı devam etse de eskisi kadar revaçta olmayan çömlekçiliğin ilk zamanları MÖ 7000’lere dayanmakta.

Seyahat ederken yol kenarlarında satışına rastlayabileceğiniz çömlekler aslında ev dekorasyonunuzu tamamlayıcı bir parça. En acilinden bir adet edinmeniz tavsiyemiz.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 13 Ekim 2018

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın