Milli Mücadele

yorumsuz
19 views

📘 2.1. MİLLÎ MÜCADELE’YE HAZIRLIK DÖNEMİ

🟥 2.1.1. İzmir’in İşgali (15 Mayıs 1919) ve Kuvay-ı Millîye

Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra Anadolu topraklarında başlayan işgallerin en sert yüzü İzmir’de kendini gösterdi. İngiltere’nin desteğini alan Yunanistan, 15 Mayıs 1919’da İzmir’e asker çıkardı. Askerler, rıhtımdan halkın üzerine yürürken bir Osmanlı zabiti olan Hasan Tahsin (asıl adı Osman Nevres), elindeki tabancayla işgalcilere ilk kurşunu sıktı. Bu, Millî Mücadele’nin ilk silahlı direnişiydi.

Bu olayın ardından halk, kendi silahlı birliklerini kurmaya başladı. Bu birliklere “Kuvay-ı Millîye” denildi. Başlangıçta düzensiz, gönüllülerden oluşan bu gruplar; özellikle Ege, Güney Marmara ve Güney Anadolu’da işgalcilere karşı direniş gösterdi. Kuvay-ı Millîye birlikleri hem halkı cesaretlendirdi hem de işgalci güçlerin ilerleyişini yavaşlattı.


🟥 2.1.2. Cemiyetler

İşgallere karşı toplumun farklı kesimleri örgütlenmeye başladı. Bu amaçla çok sayıda cemiyet kuruldu. Bu cemiyetlerin bazıları yararlı, bazıları ise zararlıydı.

📌 Yararlı Cemiyetler:

Bu cemiyetler, vatanın kurtuluşunu amaçlamıştı.

  • Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti: Trakya’nın Yunanistan’a verilmesini önlemek için kuruldu. Edirne ve çevresinde faaliyet gösterdi.
  • Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti: Doğu Anadolu’nun Ermenilere verilmesini önlemek için Erzurum’da kuruldu.
  • İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti: İzmir’in Yunanlara verilmesine karşı çalıştı.
  • Reddi İlhak Cemiyeti: İzmir ve çevresindeki işgalleri reddederek mücadele etti.
  • Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Millîye Cemiyeti: Pontus Rum Devleti kurulmasına karşı Karadeniz’de direniş örgütledi.
  • Milli Kongre Cemiyeti: İstanbul merkezliydi; işgalleri basın ve propaganda yoluyla dünyaya anlatmaya çalıştı.

Bu cemiyetler zamanla bir çatı altında birleşti: Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti.

📌 Zararlı Cemiyetler:

  • Azınlıklarca kurulanlar: Mavri Mira (Rum), Etnik-i Eterya (Yunan), Pontus Rum, Taşnak ve Hınçak (Ermeni) cemiyetleri, Osmanlı’yı bölüp kendi devletlerini kurmak istediler.
  • İşbirlikçi Türk cemiyetleri: İngiliz Muhipleri, Wilson Prensipleri, Sulh ve Selamet-i Osmaniye gibi cemiyetler, kurtuluşu işgalleri kabul edip mandacılığa sığınmakta aradı.

🟥 2.1.3. Mustafa Kemal’in Samsun’a Çıkışı (19 Mayıs 1919)

İzmir işgal edilmiş, ülkenin dört bir yanı tehdit altındayken Mustafa Kemal, Osmanlı Hükûmeti tarafından Samsun’a gönderildi. Görevi, bölgedeki Türk direnişini bastırmaktı. Fakat onun aklındaki asıl amaç, Anadolu’daki kurtuluş hareketini başlatmaktı.

19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, bu tarihi Türk milletinin yeniden doğduğu gün ilan etti. Bu olay, Millî Mücadele’nin dönüm noktalarından biri oldu. Ardından Havza ve Amasya’ya geçerek genelgeler yayımladı.


🟥 2.1.4. Millî Mücadele’nin Hazırlık Dönemi

🟩 Havza Genelgesi (28 Mayıs 1919):

  • İzmir’in işgaline karşı mitingler yapılması çağrıldı.
  • Halktan işgallere tepki göstermesi istendi.

🟩 Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919):

“Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”

  • Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir.
  • İstanbul Hükûmeti üzerine düşen görevi yapmamaktadır.
  • Millî bir kurul oluşturulmalı.
  • Sivas’ta millî bir kongre toplanmalıdır.

Bu genelge, kurtuluşun millet iradesine dayandığını açıkça ilk kez ilan etti.

🟩 Erzurum Kongresi (23 Temmuz – 7 Ağustos 1919):

  • Doğu Anadolu halkının hakları korunacaktır.
  • Manda ve himaye kabul edilemez.
  • Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez.
  • Geçici bir hükümet kurulacak, başkan halk tarafından seçilecektir.

Mustafa Kemal, burada halkın güvenini kazanarak, kendi istifa etmiş bir Osmanlı paşasından, halk liderliğine evrildi.

🟩 Sivas Kongresi (4 – 11 Eylül 1919):

  • Bütün yararlı cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirildi.
  • İrade-i Milliye gazetesi çıkarıldı.
  • Sivas’ta “Heyet-i Temsiliye” kuruldu.

Bu kongre, Millî Mücadele’nin merkezi hâline gelen Ankara’ya giden yolu açtı.


🟥 2.1.5. Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Millî

Sivas Kongresi sonrası baskılar karşısında kalan Padişah Vahdettin, İstanbul’da Meclis-i Mebusan’ı yeniden açtı (12 Ocak 1920). Anadolu’dan seçilen milletvekilleri de bu meclise katıldı.

28 Ocak 1920’de Meclis-i Mebusan’da “Misak-ı Millî” (Millî Yemin) ilan edildi.

Bu kararlarla:

  • Türklerin yaşadığı yerler ayrılmayacak,
  • Azınlıklara eşit hak verilecek ama imtiyaz tanınmayacak,
  • Kapitülasyonlar kaldırılacak,
  • Boğazlar Türk hâkimiyetinde olacak,
  • Batı Trakya halkı kendi geleceğini kendisi belirleyecek.

Bu karar, işgalci devletlerin tepkisini çekti. Ve 16 Mart 1920’de İstanbul resmen işgal edildi. Bazı milletvekilleri tutuklandı ya da sürgüne gönderildi. Böylece Osmanlı Meclisi fiilen sona erdi.

Ama artık Ankara’da yeni bir merkez kurulmuştu. Milletin iradesi orada toplanacaktı.

📘 2.2. BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN AÇILMASI (23 Nisan 1920)

🟥 2.2.1. BMM’nin Açılış Gerekçeleri ve Genel Özellikleri

İstanbul’un 16 Mart 1920’de işgal edilmesi ve Meclis-i Mebusan’ın dağıtılması, milletin temsil makamını ortadan kaldırdı. Ama Anadolu bu duruma seyirci kalmadı. Mustafa Kemal ve arkadaşları, artık milletin iradesini temsil edecek yeni bir meclis kurma hazırlığına girişti.

Ve sonunda… 23 Nisan 1920 günü, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) açıldı. Bu tarih, sadece yeni bir meclisin değil, milli egemenliğe dayanan yeni bir devletin doğuşunun simgesi oldu.

Meclisin temel özellikleri:

  • Güçler birliği esasına dayanıyordu: Yasama, yürütme ve yargı yetkileri mecliste toplandı.
  • Halk tarafından seçilen vekillerden oluşuyordu.
  • Mustafa Kemal, meclisin açılmasından sonra meclis başkanı seçildi.
  • İrade artık padişahın değil, milletin elindeydi.

Meclis, aynı zamanda yürütme görevini de üstlendi ve içinde “İcra Vekilleri Heyeti” yani bakanlar kurulu oluşturuldu.


🟥 2.2.2. BMM’ye Karşı Ayaklanmalar

BMM açıldı ama herkes bu meclisi tanımadı. Özellikle İstanbul Hükûmeti ve işgalci devletler, Anadolu’daki bu oluşumdan rahatsızdı. Halkın kafasını karıştırmak için dini duyguları kullanarak “Ankara’daki meclise karşı fetvalar” yayımlandı.

Bazı bölgelerde ayaklanmalar başladı. Bu ayaklanmaları iki grupta inceleyebiliriz:

📌 İstanbul Hükûmeti Tarafından Çıkarılanlar:

  • Anzavur Ayaklanması (Balıkesir çevresi)
  • Kuvay-ı İnzibatiye: Hilafet Ordusu olarak kuruldu, Kuvay-ı Millîye’ye karşı savaştı.

📌 Bölgesel – Etnik Ayaklanmalar:

  • Delibaş Mehmet (Konya), Bozkır, Yozgat, Çopur Musa, Zile Ayaklanması gibi yerel ayaklanmalar…
  • Ermeni ve Rum çeteleri, Doğu ve Karadeniz’de silahlı saldırılar düzenledi.

Bu ayaklanmalar, Millî Mücadele’yi zayıflatmaya çalışsa da bastırıldı. Ayaklanmaları bastırmak için zaman kaybedilse de, halk Ankara’nın yanında yer aldı.


🟥 2.2.3. İstiklal Mahkemeleri

İsyanlar, casusluk faaliyetleri ve vatana ihanete karşı mücadele etmek gerekiyordu. Bu nedenle TBMM, 18 Eylül 1920’de “İstiklal Mahkemeleri”ni kurdu. Bu mahkemeler;

  • TBMM adına yargılama yapma yetkisine sahipti.
  • Hızlı ve etkili kararlar verdi.
  • Hem isyanları bastırmakta hem de disiplini sağlamada çok önemli rol oynadı.

Mahkemelerin yargıçları milletvekilleri arasından seçiliyordu ve temyiz (itiraz) hakkı yoktu. Bu yönüyle modern hukuk anlayışından farklıydı, ama savaş koşullarında zorunlu bir uygulamaydı.


🔔 Sonuç olarak: TBMM’nin açılması, halkın egemenliğini eline aldığı ve yeni bir devlet düzeninin kurulduğu tarihi bir dönüm noktasıydı. O gün atılan adımlar, ileride Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarını oluşturdu.

📘 2.3. SEVR ANTLAŞMASI (10 Ağustos 1920)

Birinci Dünya Savaşı sonunda İtilaf Devletleri, Osmanlı’yı paylaşmakta kararlıydı. Mondros Ateşkes Antlaşması bu paylaşımın ilk adımıydı, Paris Barış Konferansı’nda alınan kararlar ve kurulmuş olan barış hayali ise bu paylaşımın ana planıydı. Bu planın Osmanlı’ya dayatılan nihai belgesi ise Sevr Antlaşması idi.

🟥 📜 Antlaşmanın İmzalanması

Osmanlı Devleti adına antlaşmayı imzalamak üzere Damat Ferit Paşa Hükûmeti tarafından bir heyet Paris’e gönderildi. Heyette:

  • **Rıza Tevfik (Filozof),
  • Hadi Paşa,
  • Reşat Halis ve
  • Sadrazam Damat Ferit Paşa** yer aldı.

10 Ağustos 1920’de Fransa’nın Sevr kasabasında imzalanan bu antlaşma, Osmanlı tarihinin en ağır, en yok edici belgesidir. Osmanlı Devleti artık bir “devlet” olmaktan çıkıyor, bir manda ülkesine dönüştürülüyordu.


🟥 📌 Sevr Antlaşması’nın Önemli Maddeleri

📍 Siyasi Hükümler:

  • Osmanlı Devleti sadece İstanbul ve çevresiyle sınırlandırıldı.
  • Boğazlar, uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecekti; Türk egemenliği ortadan kalktı.
  • Kapitülasyonlar tüm devletlere tanındı, dış ticaret serbest hale getirildi.
  • Anadolu’da bağımsız bir Ermeni Devleti ve Kürdistan kurulması kararlaştırıldı.
  • Arabistan, Hicaz, Suriye ve Irak Osmanlı’dan ayrıldı.

📍 Askerî Hükümler:

  • Osmanlı ordusu 50.700 kişiyle sınırlandırıldı.
  • Ağır silahlar, tank, uçak ve denizaltı bulundurulması yasaklandı.
  • Zorunlu askerlik kaldırıldı.
  • Osmanlı donanması İtilaf Devletleri’ne teslim edildi.

📍 Ekonomik Hükümler:

  • Osmanlı Maliyesi, İtilaf Devletlerinin denetimine bırakıldı.
  • Gümrük gelirleri, vergiler, iç borçlar ve gelir kaynakları bu devletler tarafından toplanacaktı.
  • Düyûn-ı Umumiye yeniden etkinleştirildi.
  • Osmanlı’nın para basması bile ancak izinle mümkün olacaktı.

⚠️ Antlaşmanın Getirdiği Durum

Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti’ni fiilen ortadan kaldırıyordu. Türk milletine Anadolu’nun iç kesimlerinde küçük bir bölge bırakılmıştı. İstanbul Hükûmeti bu ağır antlaşmayı imzalamıştı; ama halk bu duruma “yok hükmünde” diyerek karşı çıktı.

Mustafa Kemal ve TBMM, bu antlaşmayı kabul etmediğini açıkça ilan etti. Sevr ne Ankara’da tanındı, ne de halk nezdinde meşruiyet kazandı. Zaten bu belge hiçbir zaman uygulanamadı.


🎯 Sevr’in Tarihî Önemi

  • Türk milletinin kurtuluş mücadelesini meşrulaştırdı.
  • TBMM’nin bağımsızlık hedefini daha da güçlendirdi.
  • Millî Mücadele’nin zaferiyle Sevr çöpe atılacak ve yerine Lozan Barış Antlaşması geçecekti.

🔔 Kısa Değerlendirme:

Sevr, Türk milletine bir kefen biçmekti. Fakat bu kefeni giymeyi kabul etmeyen bir halk, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir direnişle bu dayatmayı paramparça etti.

📘 2.4. DOĞU VE GÜNEY CEPHELERİ İLE BU CEPHELERDE ÖNE ÇIKAN ŞAHSİYETLER

Millî Mücadele döneminde Anadolu’nun dört bir yanında hem dış düşmana hem de iç isyanlara karşı savaş verildi. Fakat her cephede mücadele aynı karakterde değildi. Doğu’da düzenli ordularla, Güney’de ise yerel halk ve çetelerle savaş yürütüldü.


🟥 2.4.1. Doğu Cephesi

Doğu Anadolu’da en büyük tehdit, Ermeni Devleti kurma hayalinde olan Taşnak çeteleriydi. Özellikle Kars, Ardahan ve çevresinde, işgalci Ermeni ordusu yerli Türk halkına katliamlar yapıyordu. Bu duruma son vermek için TBMM, Kazım Karabekir Paşa komutasında Doğu Cephesi Kuvvetleri’ni görevlendirdi.

🗓️ Savaşın Gelişimi:

  • 28 Eylül 1920’de Kazım Karabekir komutasındaki Türk ordusu, Ermenilere karşı harekete geçti.
  • Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü (7 Kasım 1920) zaferle geri alındı.
  • Ermeni ordusu büyük bir bozguna uğradı.

🕊️ Gümrü Antlaşması (3 Aralık 1920):

  • Ermeniler, Sevr Antlaşması’nı tanımadıklarını kabul etti.
  • Doğu sınırı belirlenerek Ermenistan’la savaş sona erdi.
  • Bu antlaşma TBMM’nin uluslararası alanda ilk diplomatik başarısı oldu.

Kazım Karabekir, sadece bir asker değil; yetim kalan Ermeni ve Müslüman çocukları koruyan bir komutan olarak da tarihe geçti. “Yetimler babası” unvanını alması da bundandır.


🟥 2.4.2. Güney Cephesi

Güney Cephesi’nde Fransız ve Ermeni kuvvetleri vardı. Özellikle Adana, Maraş, Antep ve Urfa bölgelerinde işgalciler, halkın üzerine baskı kurmaya çalışıyordu.

Ancak burada düzenli bir ordu değil, halkın direnişi sahnedeydi. Kuvay-ı Millîye’nin şehirli versiyonu, yani halk milisleri Fransızlara karşı sokak sokak savaştı.

📌 Öne Çıkan Şehirler ve Kahramanlar:

  • Maraş (Sütçü İmam):
    • Fransız askerlerinin bir Türk kadınının peçesini açmak istemesi üzerine Sütçü İmam ilk kurşunu sıktı.
    • Direniş büyüdü ve 11 Şubat 1920’de Fransızlar şehri terk etti.
    • TBMM, bu kahramanlık nedeniyle şehre “Kahraman” unvanını verdi.
  • Urfa:
    • Urfa halkı, Fransız işgaline karşı organize oldu.
    • 10 Nisan 1920’de Fransızlar şehri terk etti.
    • TBMM, bu direnişi onurlandırmak için şehre “Şanlı” unvanını verdi.
  • Antep (Şahin Bey):
    • Şahin Bey, Fransızlara karşı Antep halkını örgütledi.
    • Düşmana geçit vermedi, sonuna kadar savaştı ve şehit oldu.
    • 1 Nisan 1921’de Fransızlar şehri terk etti.
    • Antep’e “Gazi” unvanı verildi.

📌 Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921):

  • TBMM ile Fransa arasında imzalandı.
  • Güney Cephesi’nde savaş sona erdi.
  • Hatay dışındaki bölgeler Türkiye’ye bırakıldı.

🔔 Özetle:
Doğu Cephesi’nde Kazım Karabekir’in düzenli ordusu; Güney Cephesi’nde halkın yiğit evlatları… Her ikisi de Millî Mücadele’nin can damarını oluşturdu. Bu savaşlar sadece toprak değil, bir milletin onurunu ve iradesini de korudu.

📘 2.5. BATI CEPHESİ VE BU CEPHEDE ÖNE ÇIKAN ŞAHSİYETLER

Batı Cephesi, Millî Mücadele’nin en çetin çatışmalarının yaşandığı yerdi. Yunan ordusu, İngiltere’nin desteğiyle Batı Anadolu’yu ele geçirmeye çalışırken, Türk milleti burada hem Kuvay-ı Millîye ile direndi, hem de zamanla düzenli orduyla büyük zaferler kazandı.


🟥 2.5.1. Kuvay-ı Millîye’den Düzenli Orduya Geçiş

Başlangıçta işgallere karşı halkın oluşturduğu Kuvay-ı Millîye birlikleri, büyük bir fedakârlıkla direniyordu. Ancak:

  • Düzensizdi,
  • Askerî disiplinden uzaktı,
  • Birbirinden kopuktu,
  • Halk üzerinde zaman zaman baskı kurmaya başlamışlardı.

Bunu gören Mustafa Kemal ve arkadaşları, düşmanın artık büyük bir düzenli orduyla saldırdığını fark ederek düzenli ordu kurulması gerektiğini savundu. Bu kolay olmadı; çünkü bazı Kuvay-ı Millîye liderleri bu fikre direndi. Özellikle Çerkez Ethem, yeni kurulan orduya katılmadı ve isyan etti.

Çerkez Ethem İsyanı bastırıldı, ve bu olayla birlikte Batı Cephesi’nde tamamen düzenli ordu hâkim oldu.


🟥 2.5.2. I. İnönü Muharebesi (6–10 Ocak 1921)

İlk büyük sınav, Yunan ordusunun Bursa’dan Eskişehir yönüne ilerlemesiyle başladı. Amaçları Ankara’ya ulaşmaktı. Türk ordusu, İsmet Paşa komutasında İnönü mevzilerinde Yunan saldırısını durdurdu.

📌 Sonuçları:

  • TBMM’nin kurduğu düzenli ordu ilk kez bir başarı kazandı.
  • Halkın Meclis’e olan güveni arttı.
  • Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (ilk anayasa) ve Moskova Antlaşması bu zaferin ardından yapıldı.

🟥 2.5.3. II. İnönü Muharebesi (23 Mart – 1 Nisan 1921)

Yunan ordusu ikinci kez saldırdı. Amaç yine Ankara’ya yürümekti. İsmet Paşa komutasındaki Türk ordusu bir kez daha zafer kazandı.

İsmet Paşa, zaferin ardından Mustafa Kemal’e çektiği telgrafta şunu yazdı:
❝Siz orada yalnız düşmanın değil, milletin makûs talihini de yendiniz.❞

Bu zafer, TBMM’nin uluslararası alandaki konumunu da güçlendirdi.


🟥 2.5.4. Kütahya–Eskişehir Muharebeleri (10–24 Temmuz 1921)

Yunan ordusu bu kez çok daha güçlü geldi. Türk ordusu ağır kayıplar verdi, geri çekilmek zorunda kaldı.

Bu geri çekiliş, Meclis’te büyük bir endişe yarattı. Mustafa Kemal Paşa’ya Başkomutanlık yetkisi verildi (5 Ağustos 1921) ve orduyu bizzat yönetmesi istendi.


🟥 2.5.5. Sakarya Meydan Muharebesi (23 Ağustos – 13 Eylül 1921)

Bu savaş, Türk milletinin ölüm-kalım savaşıydı. Yunan ordusu Ankara’nın 50 km yakınına kadar gelmişti.

Mustafa Kemal’in ünlü emri:

“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.”

📌 Sonuçları:

  • Yunan ordusu püskürtüldü.
  • Türk ordusu taarruza geçti.
  • Mustafa Kemal’e “Mareşallik” ve “Gazi” unvanı verildi.
  • Kars Antlaşması (SSCB ile) ve Ankara Antlaşması (Fransa ile) imzalandı.

🟥 2.5.6. Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi (26–30 Ağustos 1922)

Mustafa Kemal, artık düşmanı tamamen Anadolu’dan atmaya kararlıydı. 26 Ağustos 1922 sabahı şafak vakti Afyon Kocatepe’den taarruz başlatıldı.

Ve nihayet…
30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi kazanıldı. Yunan ordusu tamamen dağıldı.

  • 9 Eylül 1922’de Türk ordusu İzmir’e girdi.
  • 18 Eylül 1922’de Anadolu’da tek bir düşman askeri kalmadı.

Bu zaferle Sevr’in hükmü tamamen ortadan kalktı. Türk milletinin varlığı artık inkâr edilemezdi.


🔔 Genel Değerlendirme:

Batı Cephesi’nde verilen mücadele, Türk milletinin sadece vatanını değil, geleceğini ve bağımsızlık hakkını da kurtardığı yerdir. Bu zaferler, Cumhuriyetin doğuşunu mümkün kılmıştır.

📘 2.6. MİLLÎ MÜCADELE’NİN SONA ERMESİ VE LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI

🟥 2.6.1. Mudanya Ateşkes Antlaşması (11 Ekim 1922)

Büyük Taarruz ve İzmir’in kurtarılmasıyla birlikte Anadolu’da Yunan ordusu tamamen tasfiye edilmişti. Ancak İstanbul, Boğazlar ve Trakya hâlâ işgal altındaydı. Artık savaş cepheden masaya taşınıyordu.

Mudanya, Bursa’nın kuzeyinde bir sahil kasabasıydı. Burada, savaşan taraflar arasında ateşkes görüşmeleri başladı:

  • TBMM adına İsmet Paşa,
  • İngiltere adına General Harington,
  • Fransa ve İtalya da temsilcileriyle katıldılar.

Yunanistan, barış masasına doğrudan oturamadı; onun yerine İngiltere temsil etti.

📌 Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın Maddeleri:

  • Yunanlılar Doğu Trakya’yı boşaltacak, burası TBMM’ye bırakılacaktı.
  • İstanbul ve Boğazlar Türk yönetimine devredilecek, ama Lozan Barışı’na kadar geçici olarak müttefiklerin denetiminde kalacaktı.
  • Taraflar Lozan’da barış görüşmelerine oturacaktı.

Böylece bir kurşun atılmadan Doğu Trakya savaşsız kazanıldı. Türk milleti artık sadece savaşı değil, diplomatik masayı da yönetebileceğini göstermişti.


🟥 2.6.2. Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)

Lozan, İsviçre’de küçük bir şehir. Ama Türk tarihi için bir dönemin kapandığı, yeni bir devletin doğduğu yerdir.

📌 Barış görüşmeleri, 20 Kasım 1922’de başladı. TBMM’yi İsmet Paşa temsil etti. Görüşmeler zaman zaman kesildi, gerilimler yaşandı ama sonunda antlaşma 24 Temmuz 1923’te imzalandı.

📜 Lozan Barış Antlaşması’nın Temel Maddeleri:

🔷 Sınırlar:

  • Doğu sınırı: Kars Antlaşması esas alındı.
  • Güney sınırı: Ankara Antlaşması esas alındı (Hatay dışarıda kaldı).
  • Batı sınırı: Meriç Nehri kabul edildi, Bozcaada ve Gökçeada Türkiye’ye verildi, diğer Ege Adaları Yunanistan’da kaldı.

🔷 Boğazlar:

  • Uluslararası bir komisyonun denetimine bırakıldı, ama Türk egemenliği kabul edildi (bu durum 1936 Montreux Sözleşmesi’yle tamamen değiştirilecekti).

🔷 Kapitülasyonlar:

  • Tamamen kaldırıldı. Ekonomik bağımsızlık sağlandı.

🔷 Azınlıklar:

  • Türkiye’deki gayrimüslimler Türk vatandaşı sayıldı.
  • Batı Trakya’daki Türkler ile İstanbul’daki Rumlar mübadele dışında bırakıldı.

🔷 Borçlar:

  • Osmanlı borçları Türkiye ve eski Osmanlı topraklarına paylaştırıldı.

🎯 Lozan’ın Tarihî Önemi

  • Sevr yırtılıp atıldı. Türk milleti bunu fiilen zaten başarmıştı, Lozan bunu dünyaya resmen kabul ettirdi.
  • Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda bağımsız ve egemen bir devlet olduğu kabul edildi.
  • Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922), Lozan sürecinde Ankara’nın tek muhatap olmasını sağlamıştı.

Mustafa Kemal bu antlaşma için “Bu antlaşma Türk milletine karşı, yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması’yla tamamlandığı sanılmış olan büyük bir suikastın yıkılışını ifade eden bir belgedir.” demiştir.


🔔 Genel Değerlendirme:

Millî Mücadele bir avuç insanın değil, tüm milletin topyekûn var oluş savaşıydı.
Cephede kazanılan zafer, Lozan’da hukukla taçlandı.
Saltanatın yerini halk iradesi aldı.
Türk milleti, esareti değil bağımsızlığı seçti.
Ve bu bağımsızlık, cumhuriyetin temellerini attı…

📘 KAVRAMLAR (11 madde)

  1. Mudanya Ateşkes Antlaşması
    11 Ekim 1922’de imzalanan bu ateşkesle, Yunan ordusu Doğu Trakya’dan çekilmeyi kabul etti. TBMM, İstanbul ve Boğazlar üzerindeki fiilî egemenliğini diplomasiyle elde etti. Lozan görüşmelerinin yolunu açtı.
  2. Kapitülasyon
    Osmanlı’nın yabancı devletlere tanıdığı ticari, hukuki ve mali ayrıcalıklardır. Türk ekonomisini ve hukuk sistemini felce uğrattı. Lozan Antlaşması’yla tamamen kaldırıldı, bağımsızlık anlamında büyük bir adım oldu.
  3. Misak-ı Millî
    28 Ocak 1920’de Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde kabul edilen bu karar, millî sınırlarımızı çizdi. Mondros Ateşkes Antlaşması öncesindeki Türk yurdu esas alınarak “bir karış bile toprak verilemez” ilkesine dayandı.
  4. Kuvay-ı Millîye
    Mondros’tan sonra işgallere karşı halkın gönüllü olarak oluşturduğu silahlı direniş güçleridir. İlk savunmayı onlar yaptı. Ancak düzensiz yapıları nedeniyle daha sonra yerini düzenli orduya bıraktılar.
  5. İstiklal Mahkemeleri
    1920’de BMM tarafından kurulan, özellikle isyanları bastırmak ve asker kaçaklarını yargılamak amacıyla yetkilendirilen mahkemelerdir. Olağanüstü yetkilere sahipti. Millî Mücadele döneminde iç düzeni korudu.
  6. Sevr Antlaşması
    10 Ağustos 1920’de imzalanan, Osmanlı’yı fiilen ortadan kaldıran, Anadolu’yu parçalayan antlaşmadır. TBMM ve halk tarafından asla tanınmadı. Lozan ile geçersiz kılındı.
  7. Teşkilat-ı Esasiye
    20 Ocak 1921’de kabul edilen ilk anayasa. Halk egemenliği, kuvvetler birliği ve TBMM’nin tek meşru otorite olması gibi ilkeleri içeriyordu. Cumhuriyet rejiminin öncüsüdür.
  8. Lozan Barış Antlaşması
    24 Temmuz 1923’te imzalandı. Türkiye’nin sınırlarını ve bağımsızlığını tanıyan uluslararası bir barış belgesidir. Kapitülasyonların kaldırılması, Boğazların denetimi gibi konularda Türkiye’nin zaferidir.
  9. Saltanatın Kaldırılması
    1 Kasım 1922’de TBMM tarafından alınan bu kararla Osmanlı saltanatı sona erdi. İstanbul Hükûmeti ortadan kaldırıldı. TBMM, tek meşru yönetim hâline geldi.
  10. Hattı Müdafaa / Sathı Müdafaa
    Sakarya Meydan Muharebesi’nde Mustafa Kemal’in söylediği askeri direktif: “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o satıh bütün vatandır.” Yani yalnızca bir cephe değil, tüm vatan savunulmalıydı.
  11. Mebusan Meclisi (Son Osmanlı Mebusan Meclisi)
    12 Ocak 1920’de İstanbul’da açıldı. 28 Ocak 1920’de Misak-ı Millî kararlarını kabul etti. Bu yüzden İstanbul işgal edildi ve Meclis kapatıldı. Ancak bu meclisin kararı, Millî Mücadele’nin hukuki temelini oluşturdu.

🧑‍✈️ KİŞİLİK TANITIMLARI

1. 📌 Mustafa Kemal Atatürk (Selanik, 1881 – Ankara, 1938)

🎯 Millî Mücadele’nin lideri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanıdır.
📖 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak kurtuluş sürecini başlattı. Erzurum ve Sivas Kongreleri’ni topladı, TBMM’yi açtı, Başkomutan olarak Sakarya ve Büyük Taarruz zaferlerine önderlik etti.
⚖️ Kararlılığı, ileri görüşlülüğü ve halk iradesine dayalı yönetim anlayışıyla Türk tarihine yön verdi. “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.” sözü, onun en temel ilkesidir.


2. 📌 İsmet İnönü (İzmir, 1884 – Ankara, 1973)

🎯 Batı Cephesi komutanı ve Lozan Barış Antlaşması’nın başdelegesi.
📖 I. ve II. İnönü Muharebeleri’ni yönetti. TBMM’nin düzenli ordusunun ilk başarılarını kazandı. Lozan’da diplomatik zekâsıyla Sevr’in yırtılıp atılmasını sağladı.
⚖️ Millî Mücadele’nin askerî ve diplomatik başarılarını taşıyan kilit figürlerden biridir. Sonrasında Türkiye’nin ikinci Cumhurbaşkanı oldu.


3. 📌 Kazım Karabekir (İstanbul, 1882 – Ankara, 1948)

🎯 Doğu Cephesi komutanı ve TBMM’nin önde gelen asker-siyasetçilerindendir.
📖 Gümrü Zaferi’ni kazandı; Ermenilerle yapılan ilk uluslararası antlaşmayı imzaladı. Yetim çocuklara sahip çıkarak “yetimler babası” unvanını aldı.
⚖️ TBMM’ye bağlılığıyla dikkat çekti. Sonraki yıllarda Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurucusu oldu.


4. 📌 Rauf Orbay (İstanbul, 1881 – İstanbul, 1964)

🎯 Sivas Kongresi’ne katılan, Amasya Genelgesi’nin yayımlanmasında rol alan, önemli bir siyasal lider.
📖 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması’nı Osmanlı adına imzaladı ama sonrasında Millî Mücadele’ye katıldı. 1. TBMM’de yer aldı.
⚖️ Millî Mücadele’nin sivil tarafında önemli bir simadır. Sonradan Atatürk’le yolları ayrıldıysa da başlangıçtaki katkıları büyüktür.


5. 📌 Fevzi Çakmak (İstanbul, 1876 – İstanbul, 1950)

🎯 TBMM Ordusu’nun genelkurmay başkanı ve cephe komutanı.
📖 Başta Batı Cephesi olmak üzere birçok askerî kararın alınmasında etkili oldu. 30 Ağustos’taki Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde önemli katkı sağladı.
⚖️ Askerî disiplini ve deneyimiyle düzenli ordunun temelini attı. Cumhuriyet döneminde de uzun yıllar Genelkurmay Başkanlığı yaptı.


6. 📌 Sütçü İmam (Maraş, 1871 – Maraş, 1922)

🎯 Maraş’ta Fransız işgaline karşı ilk kurşunu sıkan halk kahramanı.
📖 Bir Türk kadınının peçesinin Fransız askerleri tarafından açılmasına karşı koyarak silahla karşılık verdi. Bu olay, Maraş direnişinin fitilini ateşledi.
⚖️ Resmî bir asker değil ama halkın içinden gelen bir simge. Kahramanmaraş’a “Kahraman” unvanı verilmesinde öncü bir figür.


7. 📌 Şahin Bey (Gaziantep, 1877 – Antep, 1920)

🎯 Antep savunmasının sembolü ve direnişin lideri.
📖 Fransızlara karşı halkı örgütledi. Son kurşununa kadar direndi ve savaşta şehit düştü.
⚖️ Vatanı uğruna canını veren halk önderi olarak Gazi unvanının alınmasında baş rol oynadı.


8. 📌 Rıza Tevfik (Edirne, 1869 – İstanbul, 1949)

🎯 Sevr Antlaşması’nı imzalayan Osmanlı delegelerinden biri.
📖 Felsefe hocası, şair ve siyasetçidir. Osmanlı’nın son döneminde Damat Ferit Paşa hükümetinde yer aldı.
⚖️ Sevr Antlaşması’na imza attığı için halk nezdinde büyük tepki gördü. Lozan sonrasında affedilene kadar yurt dışında yaşadı.


9. 📌 Damat Ferit Paşa (İstanbul, 1853 – Fransa, 1923)

🎯 Osmanlı’nın son sadrazamlarından ve Sevr’i imzalayan hükümetin başıdır.
📖 İngiliz yanlısı politikalarıyla ve Kuvay-ı Millîye’ye karşı duruşuyla tanındı.
⚖️ Millî Mücadele’ye karşı çıkması nedeniyle hain olarak anıldı. Türkiye Cumhuriyeti tarafından hiçbir zaman affedilmedi.


10. 📌 Çerkez Ethem (Bandırma, 1886 – Ürdün, 1948)

🎯 Başlangıçta Kuvay-ı Millîye’nin etkili liderlerinden biriydi.
📖 Yunan ilerlemesini durdurmakta başarılı oldu. Ancak düzenli orduya katılmayarak ayaklandı.
⚖️ İsyanı bastırıldıktan sonra yurtdışına kaçtı. Millî Mücadele’ye katkısıyla ihaneti arasında tartışmalı bir figür olarak kaldı.


11. 📌 Demirci Mehmet Efe (Aydın, 1862 – Isparta, 1961)

🎯 Ege Bölgesi’nde Kuvay-ı Millîye lideri olarak Yunanlara karşı mücadele verdi.
📖 TBMM ile sorun yaşayıp isyan ettiyse de, sonrasında af dilemiş ve kenara çekilmiştir.
⚖️ Halk kahramanıdır. Ege direnişinin simgelerinden biri olarak anılır.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+
Açık Lise sınavlarına hazırlanmanın en kolay hali: AçıkTercih AÖL Test Çöz!

Mobil Uygulamamızı İNDİRİN! AÖL Yeni Müfredat Çıkmış Sınav Sorularını Çözün!


Etiketler:
Eklenme Tarihi: 6 Ocak 2025

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.