Theseus’un Gemisi veya Değişmeye Karşı Aynı Kalma Paradoksu

Theseus’un Gemisi veya Değişme Sorunu

Ne kadar değişirsek başka bir şey oluruz? Değişmeye rağmen şeylerin o şey olarak kalmasını sağlayan şey nedir? Maddi süreklilik midir, yapısı mıdır, meydana getirildiği materyalleri midir? Ya da önemli olan süreç midir, yoksa ortaya konulan ürün müdür? Sonrasında ise bir şeyi o şey yapan şey, o şeyin doğası mıdır, yoksa insanların uzlaşımı mıdır?



Yunan tarihçi ve ahlakçı Plutarkhos, Theseus’un Gemisi anlatısıyla döneminin ve sonrasının filozoflarını farklı ve birbirine rakip olan felsefe okullarına ayıracak bir akıl oyunu ortaya koymuştur. Bu akıl oyunu, şu anlatı ve örnek üzerine kuruludur:

Theseus adındaki ünlü komutan, komutasındaki gemi ile sayısızca savaşa girmiş ve girdiği her savaştan büyük zaferlerle çıkmıştır. Theseus, çok ünlü ve değerli bir komutan olduğundan bu komutanın gemisi de çok değerli bir tarihsel semboldür. Bu bağlamda bu gemi Atinalılar tarafından Demetrius Phalereas dönemine kadar korumaya alınmıştır ve korumadaki geminin gövdesinin çürüyen eski kalasları ya da yıpranan eski bütün parçaları, yerine daha sağlam yenileri konularak değiştirilmiştir.

Bir başka anlatıda ise Theseus, savaştan savaşa koşarken yaralar alan gemisinin yaralanan bölgelerini yeni parçalarla tamir etmiş, çürüyen parçaları da yenileriyle değiştirmiştir. Ardından değişen eski parçalardan yeni bir gemi daha tasarlamıştır. O kadar ki yeniden inşa edilen bu gemi ya da onarılan parçalarla yapılan yeni gemi, filozoflar arasında şeylerin kimliklerine ilişkin mantıksal sorunun canlı bir örneği haline gelecekti: bir taraf geminin aynı kaldığını iddia ederken, diğer taraf onun artık aynı gemi olmadığını söyleyeceklerdir.

Büyük oranda aynı konu, 17. yüzyılda yaşayan İngiliz filozofu Thomas Hobbes’un verdiği, Sir John Cutler’ın çorapları örneğinde karşımıza çıkar: bu çorap zaman içinde tümden lime lime olmuş, orijinal materyalden geriye hiçbir şey kalmayıncaya kadar her deliği onarılmıştır. Ortaya çıkan bu şey hâlâ aynı çift çorap mıdır? Thomas Hobbes, Theseus’un gemisinden çürüdüğü için çıkarılan tüm parçaların bir araya getirilerek bir başka gemi, ikinci bir Theseus’un Gemisi inşa edilebileceğini yazdı. Bu durumda asıl gemi hangisiydi?

Gemi ve çorap gibi fiziksel nesneler söz konusu olduğunda, şeylerin zaman ötesi aynılıklarını ya da kimliklerini belirleyen şey nedir? Maddi süreklilik midir, yapısı mıdır, meydana getirildiği materyalleri midir? Ya da önemli olan süreç midir, yoksa ortaya konulan ürün müdür? Sonrasında ise bir şeyi o şey yapan şey, o şeyin doğası mıdır, yoksa insanların uzlaşımı mıdır?



Peki, maddi olmayan nesneler için ne gibi bir yorum yapılabilir? Örneğin bir müzik eseri… Piyanoyla ve kemanla aynı notalar kullanılarak çalınan bir müzik eseri, aynı eser midir? Ya da bir kitap, Türkçeden İngilizceye çevrildiğinde, bu kitap hâlâ aynı kitap mıdır? Bu gibi sorular, farklı felsefi okullardan filozofların farklı cevaplar vermeye yatkın olduğu sorulardır. Peki ama felsefi düşünce açısından bu ne anlama gelmektedir?

Bir öz arayışının boşunalığını kabul eden “Pozitivist” eğilimli teorisyenlere göre, bu soru anlamsızdır; çünkü böylesi sorulara verilecek makul bir cevap yoktur. Onların “öğretiselci” muhalifleri buna karşı çıkarak, yalnızca tek bir doğru cevabın olduğunu ileri sürecektir: Yanıtı çok olan belirler: Şayet orijinal materyalin çoğu duruyorsa, gemi ya da çorap aynıdır; ama çoğunluk kaybedilmişse 0 şey farklı hale gelir. Ve “bağlamcı”ya göre, Theseus meselesinde, bu yavaş yavaş değişen gemide aynı insan grubu ortak bir yolculuğa çıkmış olduğu müddetçe, her şey amaçsal bağlama göre belirlenecektir; yani, bu hikâyede deniz aracının rolü böyle bir süreklilik gösteriyorsa, gemi aynı gemidir.

Dolayısıyla burada karşımıza çıkan şey, farklı “düşünce okullarının” farklı ve birbiriyle uyumsuz çözümlerini savunmak için ortaya çıktığı tipik bir felsefi tartışmadır. Böylesi keskin felsefi düşünce farklılıklarının açıklamasını uzaklarda aramak gerekmez. Sonuçta, bu dalın görevi kendimiz ile bizim gibi başkaları ve ortaklaştığım dünya arasındaki ilişkilere dair temel ve geniş kapsamlı sorularla başa çıkmaktır. Bu konulara değinmek kaçınılmaz olarak temel bakış ve yönelim meselelerini de beraberinde getirecektir. Çünkü eğer bir tarihçinin kanıtsal bağlamında iş görüyorsanız, sorun yoktur, gemiyi aynı gemi olarak görmekle kendinizi yükümlü hissedersiniz; ancak bir denizcilik sigortası açısından konuya yaklaşırsak, gemiyi aynı şekilde göremeyiz. Dolayısıyla, “aynı X”le aynı gemi, kişi ya da müzikle ilgili olarak fikir ayrılığına düşüyorsak, çok büyük bir ihtimalle aslında mesele tek bir evrensel fikir meselesi olmaktan çok, bir amaca binaen farklı gözle bakılan değişik konular meselesidir.

Felsefe tarihinden iki farklı cevap:

Herakleitos (M.Ö 535-475)’un cevabı:

“Değişmeyen tek şey değişimdir” ve “Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz” cümlelerinin sahibi Heraklitos’a göre; bu bir paradoks değildir. Theseus’un gemisi Atina’ya vardığı zamandan sonra her geçen gün farklı bir gemi olmuştur.

Aristoteles (M.Ö 384-322)’in cevabı:

Varlığı dört neden tanımlar:

-Şekilsel neden: Bir varlığın görünüşü tasarımıdır.

-Maddesel neden: Varlığın neyden oluştuğudur. Bir şeyin ne olduğu şekilsel nedenle tanımlanırsa, gemi değişmemiştir. Çünkü şekli aynıdır.

-Final neden: Gaye/amaçtır. Geminin amacı taşımak olduğundan, maksat değişmemiştir ve gemi aynı gemidir.

-Etkin neden: Bir şeyin kim tarafından ve nasıl yapıldığıdır. Gemiyi yapan ustalar ve aletlerinin, onaranlarla aynı olması, geminin değişmediğini gösterir.

Hangisi Theseus’un gemisidir?

Bunu günümüze uyarlayalım; geminin tahtaları ve parçaları hiç değiştirilmeden sigorta yaptırıldığını bir düşünelim. Bu raddeden sonra sigorta şirketi, tüm parçaları değişen A gemisinden mi? Veya çıkarılan parçalardan bir daha oluşturulmuş B gemisinden mi sorumlu olacaktır?

Bir de işin içine kişilik sorununu da ekleyelim; Bütün organları bir yenisiyle değiştirilmiş bir insan, en baştaki kişi midir?

İnsanoğlu tıpkı Theseus’un gemisi gibi hayat boyu değişir. 5 yaşında bir çocuğun 50 yaşındaki yaşlı halini kıyaslarsak, psikolojik ve fiziksel benzerlikler oldukça az olacaktır. Peki bu durumda kişiyi yine aynı kişi olarak görebilir miyiz?

Farklı zaman dilimlerindeki tek kişiyi aynı kabul edersek bunları aynı yapan ne olacaktır? Eğer bu şahıs 20 yaşında bir suç işlerse ve bu suç 50 yıl sonra fark edilirse, bu kişiyi 50 yıl önceki işlemiş olduğu suçtan dolayı cezalandırırsak ne kadar doğru kabul edilebilir?

Gördüğünüz üzere bu paradoksa; sanat, ekonomi ve kişilik gibi daha nice konular örnek verilebilir.

Filozofların dünden bugüne en fazla meşgul olduğu nokta, Theseus gemisinden çok, bireyin kişisel kimlik sorunudur.

Belirli bir andaki halimiz ile başka bir zamandaki halimizin, aynı kişiyi temsil etmesi için gerekli koşullar nelerdir?

Asıl sizi siz yapan şey nedir? Fiziksel haliniz mi? Yoksa düşünceler ve duygularınız mı? Ya da hal ve hareket ile davranış biçimleriniz mi? Siz hangisisiniz? 10 yıl önceki haliniz mi, bir ay önceki haliniz mi, bir saat önceki haliniz mi, şu anki haliniz mi yoksa 10 yıl sonraki haliniz mi?

20 YAŞ 35 YAŞ 40 YAŞ VE BUGÜNKİ BEN

20 yaşında ben,
35 yaşımda ben,
40 yaşımda ben ve
bugünkü ben dördümüz.

Birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.
Kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim.
Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.

Yatıştırayım dedim.
“Sen karışma moruk” dediler. Büyük hır çıktı.
Komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.

Evin de içine ettiler.

Bende kabahat.
Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine …

Can Yücel

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Mobil Uygulamamızı İNDİRİN!


Etiketler: , , , ,
Eklenme Tarihi: 26 Mart 2020

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın